YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/10811
KARAR NO : 2023/746
KARAR TARİHİ : 16.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/482 E., 2015/66 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık ve müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2015 tarihli ve 2013/482 Esas, 2015/66 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca (ayrı ayrı 3 kez) 10 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık ve müdafii ayrı ayrı süre tutum dilekçesi vermişler, ayrıca temyiz sebeplerini bildirmemişlerdir
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında katılanın ortak olarak göründüğü SAV Reklam Yayıncılık … Ltd. Şti.ne ait karar defterindeki 13.02.2012 tarih ve 2012/001 sayılı, 10.04.2012 tarih ve 2012/002 sayılı ortaklar kurulu kararları ile katılanın kullanımında olan kredi kartından yapılacak çekime ilişkin 20.03.2012 tarihli sürekli kredi kartı talimatı formunda katılanın bilgisi ve rızası dışında katılan adına sahte imza atmak suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Katılan, suça konu belgelerdeki imzaların bilgisi ve rızası dışında sahte olarak atıldığını beyan etmiştir.
3. Sanık savunmasında, yüklenen suçları işlemediğini, katılan adına sahte imza atmadığını beyan etmiştir.
4. Soruşturma aşamasında alınan 23.08.2013 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu belgelerdeki Özcan Sena Soykan adına atılı imzaların katılanın eli ürünü olmadığı, sanığın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
5. Mahkemece, şirket karar defterindeki 13.02.2012 ve 10.04.2012 tarihli kararlar ile 20.03.2012 tarihli sürekli kredi kartı talimatı formunda katılan adına atılı imzaların sanığın eli ürünü olduğu kabul edilerek özel belgede sahtecilik suçundan üç ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanık ve müdafiinin diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1. 5237 sayılı Kanun’un 43. maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu nazara alındığında; dosya kapsamına göre, farklı zaman diliminde kısa aralıklarla düzenlenen suça konu ortaklar kurulu kararları ve kredi kartı talimat formuna katılan adına sahte imza atan sanık hakkında zincirleme şekilde işlenen özel belgede sahtecilik suçundan tek hüküm kurulması gerekirken, üç ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Sanık hakkında düzenlenen iddianamede sevk maddeleri olarak 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 211 inci maddesinin birinci fıkrası gösterildiği hâlde 5271 sayılı Kanun’un 226 ncı maddesi uyarınca sanığa ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı Kanun’un 211 inci maddesinin uygulanmamasına karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
3. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 32. Asliye Ceza Mahkemesinin, 24.02.2015 tarihli ve 2013/482 Esas, 2015/66 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
16.02.2023 tarihinde karar verildi.