YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11064
KARAR NO : 2023/3252
KARAR TARİHİ : 25.04.2023
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2012/408 Esas, 2015/132 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanığın temyiz istemi, atılı suçu işlemediğine, suçsuz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 09.11.2012 tarihli ve 2012/34620 Esas sayılı iddianamesi ile, keşidecisi katılan …, alacaklısı, hakkında beraat kararı verilerek kesinleşen temyiz dışı sanık … olan, 17.08.2011 ve 06.10.2011 düzenleme tarihli, 2.000,00 TL bedelli iki adet bononun sahte olarak düzenlenerek … tarafından katılan aleyhine icra takibine konulduğu iddiasıyla sanık … hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 09.05.2013 tarihli ve 2013/17914 Esas sayılı iddianamesi ile de, sanık …’un katılanın bilgisi ve rızası dışında keşidecisi …, alacaklısı … olan 14.01.2011 ve 17.08.2011 düzenleme tarihli, 2.000,00 TL bedelli iki adet bononun katılan yerine imzalanarak ticari ilişki nedeniyle tanık …’e verildiği, borcun ödenmemesi nedeniyle tanık Fahrettin tarafından katılan aleyhine icra takibi yapıldığı iddiasıyla her iki sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davaları açılmış ve her iki dosya arasında hukuki ve fiili irtibat bulunması nedeniyle birleştirilmesine karar verilmiştir.
2. Adli tıp uzmanı bilirkişiden alınan 31.10.2012 tarihli bilirkişi raporunda; 17.08.2011 ve 06.10.2011 düzenleme tarihli bonolardaki “…” yazısının …’in eli ürünü olduğu, ayrıca 06.10.2011 düzenleme tarihli bonodaki ödeyecek kısmındaki yazı ve rakamların …’in eli ürünü olduğu, 02.03.2015 tarihli bilirkişi raporunda; suça konu iki bonoda atılı bulunan keşideci imzalarının sanık …’un eli ürünü olduğu, 02.05.2013 tarihli bilirkişi raporunda ise; 14.01.2011 ve 17.08.2011 düzenleme tarihli iki adet bonoda atılı bulunan keşideci imzalarının sanık …’un eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
3. Suça konu bono asılları üzerinde mahkeme tarafından yapılan incelemede; Türk Ticaret Kanununda belirtilen yasal unsurlarının tamam olduğu ve aldatıcılık niteliklerinin bulunduğu belirtilmiştir
4. Sanık … savunmasında; katılan … ile 2010-2012 yılları arasında ortak olduklarını, 2012 yılında katılanın işten ayrılmak istediğini, katılana 15.000,00 TL bedel vererek ortaklıktan çıkması konusunda anlaştıklarını, bu nedenle 15.000,00 TL bedel için iki adet bono imzalayarak verdiğini, bonolara sadece keşideci bölümüne adını yazarak imza attığını, bonolarda bedel kısmının boş olduğunu, iki adet bononun katılandan habersiz olarak oğlu olan … tarafından …’e verildiğini, … ile hiçbir ticari ilişkisinin olmadığını suçsuz olduğunu beyan etmiştir.
5. … beyanında; katılanın şirketi olan … Otomotiv ile ticari ilişkisinin olduğunu, verdiği ürünler karşılığında suça konu bonoların kendisine verildiğini, bonodaki imzaların yanında atılmadığını, imzaları atılmış bir şekilde verildiğini, senetleri kimin imzaladığını bilmediğini, önce katılanın imzaladığını düşündüğünü ancak yaptığı araştırma sonrasında muhtemelen şirket ortağı … ya da katılanın oğlu olan … tarafından imzalandığını anladığını beyan etmiştir.
6. Katılan beyanında; oğlu olan … ile sanık …’un ortak iş yaptıklarını ancak iş yerinin kendi üzerine olduğunu, iş yerinin tüm yönetiminin sanık … tarafından yapıldığını, iş yerini açtıktan kısa bir süre sonra hastalandığını, hastanede yatarken sanık …’nın iş yaptığı esnaflara kendi adına senetler düzenleyerek verdiğini, senetler icraya verilince olaydan haberdar olduğunu, suça konu senetlerden haberinin olmadığını ve imzaların kendisine ait olmadığını beyan etmiştir.
7. Tanık … beyanında; suça konu senetlerle bir ilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
8. Mahkemece, sanık …’un olay tarihinde ortak olarak çalıştığı katılan …’in bilgi ve rızası dışında, imzasını taklit ederek düzenlediği dört adet sahte bonoyu muhtelif tarihlerde düzenleyip borcuna karşılık …’e vermek suretiyle zincirleme olarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği gerekçesiyle atılı suçtan cezalandırılmasına karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında, borçlusu katılan …, alacaklısı … olan 14.01.2011 ve 17.08.2011 düzenleme tarihli iki adet bononun katılan yerine imzalanarak alınan mallar karşılığında temyiz dışı sanık …’e verildiği iddiasıyla açılan kamu davasında, …’in, katılanın yetkilisi olduğu … Otomotiv şirketi ile sürekli alışverişlerinin olduğunu, suça konu bonolar dışında bu şirket tarafından verilen ödenmemiş başka bonoların da bulunduğunu beyan etmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde tespiti bakımından; … Otomotiv şirketi tarafından …’e verilen başka senetler olup olmadığı, var ise kim tarafından imzalandığı, ödenmemiş senet var ise icra takibi yapılıp yapılmadığı ve icra takibi yapılmış ise katılan tarafından imza itirazında bulunulup bulunulmadığının araştırılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması,
2. 5237 sayılı Türk Ceza Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasına göre “Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanması mümkün olup; aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmadığı, somut olayda suça konu bonoların farklı tarihlerde düzenlendiğine ve verildiğine dair kesin delil bulunmadığı, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge sayısının 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınabileceği gözetilmeden, zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle sanık hakkında fazla ceza tayin edilmesi,
Nedenleriyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uygulamasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2012/408 Esas, 2015/132 Karar sayılı kararlarına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün,1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
25.04.2023 tarihinde karar verildi.