Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/11704 E. 2023/845 K. 21.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/11704
KARAR NO : 2023/845
KARAR TARİHİ : 21.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/346 E., 2015/54 K.
SUÇ : Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2014/346 Esas, 2015/54 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; Yargıtay’da temyiz hakkını kullanmak istediğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılan … ile sanık arasında uzun süre devam eden ticari ilişki olduğu, yine katılan tarafından sanığa verilen mal karşılığında sanık tarafından bir kaç adet müşteri bonosu verildiği, bonolar vadesinde ödenmeyince, sanık tarafından katılana borcun yerine suça konu keşidecisi … olan 12.600 TL bedelli çekin verildiği, katılan tarafından çek bankaya ibraz edildiğinde sahte olduğunun anlaşıldığı görülmüştür.
2. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 25.06.2014 tarihli uzmanlık raporunda; çekin tamamen sahte olduğu, … adına atılı bulunan keşideci imzasının ve düzenlemeye ilişkin yazıların sanık ve mağdur …’nın eli ürünü olmadığı, çekin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu belirtilmiştir.
3. Çek aslı üzerinde mahkeme heyetince yapılan incelemede; çekin zorunlu yasal unsurlarının bulunduğu, aldatma niteliğinin olduğu belirtilmiştir.
4. Sanık savunmasında; suça konu çeki yapmış olduğu iş karşılığında, açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği Mehmet Karaer isimli şahıstan aldığını ve borcuna karşılık ciro ederek katılan …’a verdiğini, çekin sahte olduğu ortaya çıkınca Mehmet Karaer isimli şahıs için karakola müracaat ettiğini ve ifade verdiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
5. Katılan … beyanında; kendisinin kalorifer tesisatı yaptığını, sanığın da kalorifer işi yapması nedeniyle kendisinden zaman zaman mal aldığını ve karşılığında müşteri bonoları verdiğini, yine sanığa verdiği mal karşılığında aldığı bonoların ödenmemesi üzerine sanık tarafından suça konu çekin ciro edilerek kendisine verildiğini, bankaya gittiğinde çekin sahte olduğunun söylendiğini, sanığın suça konu çeki doldurulmuş ve imzalanmış olarak kendisine getirdiğini beyan etmiştir.
6. Sanık tarafından Mustafa Karaer’e ait olduğunu söylediği telefon numarasının kime ait olduğunu tespit için yapılan araştırmada, Turkcell İletişim Hizmetleri A.Ş.’den gelen 20.01.2014 tarihli yazıda; söz konusu telefon numarasının Hikmet Boyraz isimli kişi adına kayıtlı olduğu belirtilmiştir.
7. Söz konusu telefon numarasının arandığı telefon numarasının kapalı olması nedeniyle ulaşılamadığına dair 07.01.2014 tarihli tutanak ile Mehmet Karaer hakkında Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığında herhangi bir soruşturma evrakının olmadığına dair Bozkır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 02.03.2015 tarihli yazısı dosyaya konulmuştur.

IV. GEREKÇE
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, temyize konu karar da hukuka aykırılık bulunmamıştır.
5237 sayılı Kanun’un 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle, Konya 2. Ağır Ceza Mahkemesinin, 05.03.2015 tarihli ve 2014/346 Esas, 2015/54 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.02.2023 tarihinde karar verildi.