Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/1773 E. 2020/614 K. 23.01.2020 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1773
KARAR NO : 2020/614
KARAR TARİHİ : 23.01.2020

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
HÜKÜM : Mahkumiyet

A) 2007 yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz nedenlerinin incelenmesi:
Sanığa yüklenen “sahte fatura düzenleme” suçunun 213 sayılı VUK’nin 359/b-1 maddesindeki cezasının üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen uzamış dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesinde öngörülen yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE
B) 2008 yılında sahte fatura düzenleme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik sanık müdafinin temyiz nedenlerinin incelenmesi:
1- Sanığın savunmasında, 2007 yılının ocak ayında Gemlik ilçesinde oto yedek parça işi yapmakta iken …’ın …. isimli işyerinde onun işçisi olarak çalışmaya başladığını, …’ın işlerinin genişlemesi nedeniyle Bursa İli’nde kendi adına şube açıldığını ancak fiilen işin başında olan kişinin … olduğunu, düzenlenen faturalarla bir ilgisinin bulunmadığını, evrak işiyle …’ın muhasebecisi olan …’in ve onun çalışanı olan …’in ilgilendiğini söylemesi; dosya kapsamından sanık tarafından, yetkilisi olduğu …. Otomotiv isimli işyerinin vergi müdürlüğünde kaydının kapatılması için verilen belgelerdeki imzanın sahteliği iddiasıyla …, … ve … isimli kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunun ve … isimli kişinin ölmesi, suça konu belge üzerindeki imzaların … ve …’ın eli ürünü olmadığının bilirkişi raporu ile tespit edilmesi nedeniyle haklarında kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karar verildiğinin anlaşılması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespit edilmesi bakımından; sanığın düzenlediği faturaları kullanan mükellef …. İnşaat Ltd.Şti. hakkında karşıt inceleme raporu düzenlenip düzenlenmediğinin araştırılması, bu şirket yetkilileri hakkında sahte fatura kullanmaktan dava açılmış olup olmadığı belirlenip, açıldığının tespiti halinde dava dosyaları getirtilip incelenerek bu davayı ilgilendiren delillerin onaylı örneklerinin dava dosyasına intikal ettirilmesi; faturaların gerçek alım-satım karşılığı olup olmadığının belirlenmesi yönünden mal ve para akışını gösteren sevk ve taşıma irsaliyeleri, teslim tesellüm belgeleri, bedellerinin ödendiğine ilişkin ticari teamüle uygun kanıtlama yeteneği olan geçerli ödeme belgeleri ve satıcının kasasına ya da banka hesabına girip girmediğinin tespiti ile faturaları kullanan mükellefin yeterli üretimi, mal girişi ya da stoku olup olmadığı da araştırılıp, karşılaştırmalı bilirkişi incelemesi yaptırılması; sanığın savunmasının doğru olup olmadığının anlaşılması bakımından faturaları kullanan şirket yetkililerinin CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi; kendilerinden, sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıklarının, sanığı tanıyıp tanımadıklarının ve faturaların alınması konusunda sanığın bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması, Sanığın savunmasında ismi geçen … ve … isimli kişilerin CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakkı hatırlatılarak tanık sıfatıyla dinlenmesi, …’dan kendisine ait Finansbank …. Şubesine ait çeki neden sanığın vergi borcu için vergi dairesine sunduğunun ve her iki tanığa faturalar gösterilerek faturalardaki yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, gerekirse faturalarda yer alan imza ve yazıların sanığa ve yukarıda ismi geçen tanıklara ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, sonucuna göre toplanan tüm deliller değerlendirilip sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerektiği gözetilmeden, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
2- Kabule göre;
a) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 4369 sayılı Kanun ile değişik 359/b-1. maddesinde onsekiz aydan üç yıla kadar hapis cezası öngörülmüş olup, 08.02.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanun’un 276. maddesi ile değişik 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 359/b maddesinde ise üç yıldan beş yıla kadar hapis cezası öngörüldüğü nazara alındığında, sahte fatura düzenleme ve kullanma suçlarının cezasının alt sınırının 18 ay hapis olduğu ve hükmün de alt sınırdan kurulduğu belirtilmesine rağmen, temel cezanın 3 yıl hapis cezası olarak takdir edilmesi suretiyle fazla ceza tayini,
b) Aynı takvim yılına ait birden fazla fatura düzenlenmesi hâlinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, yasaya aykırı,
c) 5237 sayılı TCK’nin 53. maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından ceza miktarı itibarıyla sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına, 23/01/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.