YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/1983
KARAR NO : 2020/595
KARAR TARİHİ : 22.01.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanığın yokluğunda verilen hükmün, sorgusunda belirttiği adresine 21.05.2015 tarihinde Tebligat Kanunu’nun 21/1. maddesi uyarınca tebliğ edildiği, ancak 7201 sayılı Tebligat Kanunun 21. maddesindeki ‘‘….Kendisine tebligat yapılacak kimse veya yukarıdaki maddeler mucibince tebligat yapılabilecek kimselerden hiçbiri gösterilen adreste bulunmaz veya tebellüğden imtina ederse, tebliğ memuru tebliğ olunacak evrakı, o yerin muhtar veya ihtiyar heyeti azasından birine veyahut zabıta amir veya memurlarına imza mukabilinde teslim eder ve tesellüm edenin adresini ihtiva eden ihbarnameyi gösterilen adresteki binanın kapısına yapıştırmakla beraber, adreste bulunmama halinde tebliğ olunacak şahsa keyfiyetin haber verilmesini de mümkün oldukça en yakın komşularından birine, varsa yönetici veya kapıcıya da bildirilir. İhbarnamenin kapıya yapıştırıldığı tarih, tebliğ tarihi sayılır…” ve muhatabın adresinde bulunmaması halinde tebliğ memurunun ne şekilde davranması gerektiğini düzenleyen Tebligat Yönetmeliğinin 30.maddesinin birinci fıkrasındaki “…muhatap veya adına tebliğ yapılabilecek olanlardan hiçbiri gösterilen adreste bulunmazsa, tebliğ memurunun adreste bulunmama sebebini bilmesi muhtemel komşu, yönetici, kapıcı, muhtar, ihtiyar heyeti üyeleri, zabıta amir ve memurlarından tahkik ederek beyanlarını tebliğ tutanağına yazıp altını imzalatması, imzadan çekinmeleri halinde de bu durumu yazarak kendisinin imzalaması gerekir.” hükümlerine aykırı olarak muhatabın adreste bulunmama sebebinin ne şekilde tespit edildiğine dair mevzuata uygun açıklama bulunmadığı, komşu imzası veya imzadan imtina beyanının yer almadığı tebligatın usulsüz olduğu anlaşıldığından, sonradan tayin edilen sanık müdafinin 08.06.2015 tarihli temyiz dilekçesinin süresinde olduğu kabul edilerek, Mahkemenin temyiz isteminin süre yönünden reddine ilişkin 10.06.2015 tarihli ek kararı kaldırılıp bu karara yönelik itirazı değerlendiren mercii kararının hukuki geçerliliğinin bulunmadığı belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen “2006 takvim yılında sahte fatura kullanma” suçunun 213 sayılı VUK’nin 359/b-1. maddesindeki cezasının üst sınırına göre 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e ve 67/4. maddelerinde öngörülen dava zamanaşımının, suç tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşılmış ve sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, aynı Yasanın 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddeleri uyarınca DÜŞMESİNE, 22.01.2020 tarihinde oy birliği ile karar verildi.