YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/3954
KARAR NO : 2020/1637
KARAR TARİHİ : 20.02.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet
Sanık hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 22.04.2010 tarihinden, hükmün açıklanmasına sebep olan ikinci suçun işlendiği 27.07.2011 tarihine kadar zamanaşımı süresinin durduğu kabul edilerek yapılan incelemede:
…’ın gerekçeli karar başlığında “müşteki” olarak yanlış gösterilen taraf sıfatının, Mahkemece “katılan” olarak düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Toplanan deliller karar yerinde incelenip, sanığa yüklenen suçun sübutu kabul, oluşa ve soruşturma sonuçlarına uygun şekilde vasfı tayin edilmiş, cezayı azaltıcı sebebin nitelik ve derecesi takdir kılınmış, savunması inandırıcı gerekçelerle reddedilmiş, incelenen dosyaya göre verilen hükümde bir isabetsizlik görülmemiş olduğundan, sanık müdafinin yerinde görülmeyen temyiz nedenlerinin reddiyle hükmün ONANMASINA, 20.02.2020 tarihinde ön sorun yönünde hükmün açıklanma koşulları oluşmadığına dair Üye …’ın karşı oyu ve oy çokluğu ile diğer yönlerden oy birliği ile karar verildi.
KARŞI OY
Dairemizin 20/02/2020 tarih, 2019/3954 Esas, 2020/1637 Karar sayılı çoğunluk görüşüne aşağıdaki sebeplerden katılmıyorum.
Sanığın, TCK’nin 204/1, 62 ve 53. maddeleri gereğince 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına dair, 5271 sayılı CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanması suretiyle kurulan Alaşehir 1. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 11/01/2019 tarih 2017/463 Esas, 2019/51 Karar sayılı kararı usul ve yasaya aykırıdır.
Sanık hakkında aynı mahkemece 02/04/2010 tarih 2009/440 Esas, 2010/144 Karar sayıyla verilen hükmün CMK’nin 231. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakıldığı anlaşılmaktadır.
Deneme devresi içinde sanık hakkında Silopi 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 16/04/2013 tarih 2012/216 Esas, 2013/120 Karar sayı ile TCK’nin 86/2, 3-e, 62, 52/2. maddeleri uyarınca doğrudan 3.000 TL APC ile cezalandırılmasına ilişkin kesin olarak verilen hükme istinaden ilgili mahkemesine ihbarda bulunulduğu görülmüştür.
Kesin olarak verilen hükümlerin olağan yargı yolu içinde temyiz incelenmesine konu edilmesi mümkün değildir. Ancak şartların varlığı halinde kanun yararına bozma suretiyle hukuka aykırılığın giderilmesi mümkündür. Dolayısıyla etkin bir yargısal denetime tabi olmayan kesin hükümlerin hükmün açıklanmasına dayanak alınması mümkün değildir. Bu durum iç hukukumuzun bir parçası olan İnsan Hakları ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Avrupa Sözleşmesinin 6/2. maddesine güvence altına alınan Masumiyet Karinesinin ihlali niteliğindedir.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle hükmün açıklanma koşullarının bulunmadığı sebebi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun (hükmün açıklanma koşullarının oluştuğu yönündeki) görüşüne katılmıyorum. 20.02.2020