Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/4056 E. 2023/1010 K. 27.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4056
KARAR NO : 2023/1010
KARAR TARİHİ : 27.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1021 E., 2015/327 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 06.08.2014 tarihli ve 2014/3386 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesi,
Uyarınca Şanlıurfa Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2015 tarihli ve 2014/1021 Esas, 2015/327 Karar sayılı kararı ile;
a) Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
b) Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına,
Karar verilmiştir.
3. Tebliğnamede, resmi belgede sahtecilik suçu yönünden muhtarlıktan nüfus cüzdanı talep belgesi alındıktan sonra Nüfus Müdürlüğüne başvurularak nüfus cüzdanı düzenlettirildiğinin anlaşılması karşısında, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde düzenlenen zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekirken uygulanmamasının aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmadığına ve her iki suç yönünden aynı Kanun’un 53 üncü maddesindeki Anayasa Mahkemesinin iptal kararının infaz aşamasında gözetilebileceğine işaret edilerek resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarından mahkumiyet hükümlerinin onanması yönünde görüş bildirilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi, hakkında aynı fiiller nedeniyle Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılama yapılıp karar verilmesi nedeniyle mükerrer yargılama yapıldığına, bunun yanı sıra suçların yasal unsurları itibarıyla oluşmadığına, mağdurun şikayetçi olmaması da gözetilerek cezanın alt sınırdan tatbik edilmesi gerektiğine, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmamasının somut gerekçelerle açıklanmadığı gibi haksız teşdit uygulanması nedeniyle lehe hükümlerin de yasaya aykırı şekilde uygulanmadığına, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanma şartlarının oluşmadığına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın suç tarihi olan 15.03.2014 günü trafikten men kararı bulunan 63 DP… plaka sayılı araçla seyir halindeyken genel yol kontrolünde durdurulduğu, aracından ruhsatsız silah ele geçirildiği, sanığın Ali Akyolcu’ya ait bilgilerini ihtiva eden kendi fotoğrafını havi sahte nüfus cüzdanı ibraz ettiği, sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a Aykırılık suçundan yürütülen soruşturmada kimliğini … olarak beyan etmesi ve sahte nüfus cüzdanı da ibraz etmesi sebebiyle bu isimle tutanaklar düzenlenip ifadesinin de alındığı, durumun ifadelerden sonra parmak izi araştırmasıyla anlaşıldığı belirlenmiştir.
2. Mağdurun ve yakınlarının sanığı sonrasında Hasan Şinay olarak teşhis ettiği, mağdurun beyanında sanığın akrabası olduğunu, zaman zaman görüştüklerini, kimlik bilgilerini ne şekilde ele geçirdiğini bilmediğini belirttiği anlaşılmıştır.
3. Sanık parmak izi tespitinden sonra hakkında yakalama kararı bulunması nedeniyle sahte kimlik kullandığını ikrar etmiştir.
4. Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi kayıtlarında yapılan incelemede sanık hakkında 6136 sayılı Kanun’a Aykırılık suçundan Adana 12. Asliye Ceza Mahkemesinde yargılama yapılarak mahkumiyet hükmü kurulduğu ve bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, sanığın aynı fiillerinden dolayı Adana 21. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/1588 Esas sayılı dosyasında da yargılandığı, bu Mahkemenin 03.03.2015 tarihli ve 2015/298 Karar sayılı kararıyla sanık hakkında Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin dosyasına atıf yapılarak mükerrer yargılamadan dolayı davanın reddine karar verildiği tespit edilmiştir.
5. Mahkemece sanığın suç tarihinde mağdurun kimlik bilgilerini taşıyan sahte nüfus cüzdanı ile seyir halindeyken durdurulduğu ve araç içerisinde kolluk kuvvetlerinin yaptığı aramada ruhsatsız silah bulunması nedeniyle suça konu sahte kimliği ibraz ederek kendisini … olarak tanıtttığı, sanık hakkında adli işlem başlatıldığı ve sonrasında yapılan parmak izi incelemesinde … olmadığının anlaşıldığı, resmi belgede sahtecilik ve başkasına ait veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarının gerçekleştiğinin sabit olması gerekçesiyle teşdit uygulanmak suretiyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın, muhtarlıktan sahte nüfus cüzdanı talep belgesi aldıktan sonra Nüfus Müdürlüğünden suça konu nüfus cüzdanını düzenlettirdiğinin anlaşılması karşısında; hakkında zincirleme suç hükümlerinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamış ve hükümden sonra 24.11.2015 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı kararı gereğince 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin infaz aşamasında yeniden değerlendirilmesi mümkün görülmüştür.
2. Sanığın sahte nüfus cüzdanı talep belgesini kullanarak Nüfus Müdürlüğüne başvurup kurumdan içeriği itibarıyla sahte nüfus cüzdanı aldığı ve resmi belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarıyla oluştuğu sabit olduğundan Mahkemenin mahkumiyete dair kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığı gibi hüküm fıkrasında teşdit sebeplerinin, 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin tatbik edilmeme gerekçelerinin yasal ve detaylı şekilde açıklanması, şartlarının oluşması nedeniyle tekerrür hükümlerinin doğru biçimde uygulanması nedenleriyle sanığın resmi belgede sahtecilik suçu açısından temyiz talepleri yerinde görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

B. Başkasına ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası, “İşlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerini kullanan kimse, iftira suçuna ilişkin hükümlere göre cezalandırılır”
Şeklinde düzenlenmiştir.
2. 5271 sayılı Kanun’un 250 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı cümlesi uyarınca başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu, seri muhakeme usulünün uygulanacağı suçlar arasında sayılmıştır.
3. Sanığa isnat edilen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun sübut bulduğu, bu suçtan kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması ve 5271 sayılı Kanun’un 250 inci maddesinin 11 inci fıkrasına 7331 sayılı Kanun’un 22 nci maddesiyle eklenen ”Seri muhakeme usulü bu kapsama giren bir suçun, kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte işlenmiş olması halinde uygulanmaz.” şeklindeki yasal düzenleme 14.07.2021 tarihinden sonra işlenecek suçlar yönünden uygulanabileceğinden, resmi belgede sahtecilik suçuyla seri muhakeme usulüne tabi olan başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçu birlikte işlenmesine rağmen, suç tarihi itibariyle başkasına ait kimlik bilgilerinin kullanılması suçunda seri muhakeme usulünün uygulanması gerektiğinden, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A.Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06/03/2015 tarihli ve 2014/1021 Esas, 2015/327 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden eleştiri dışında herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B. Başkasına ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, Şanlıurfa 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 06.03.2015 tarihli ve 2014/1021 Esas, 2015/327 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden, hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

27.02.2023 tarihinde karar verildi.