YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4351
KARAR NO : 2020/6534
KARAR TARİHİ : 05.11.2020
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mühür Bozma
HÜKÜM : Mahkumiyet
1- Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 18.11.2014 tarihli 2013/830 Esas ve 2014/502 Karar sayılı ilamında belirtildiği üzere; Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 141/3, CMK’nin 34 ve 230. maddeleri uyarınca gerekçe bölümünde iddia ve savunmada ileri sürülen görüşlerin belirtilmesi, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, bu delillere göre ulaşılan sonuçların, iddia, savunma ve dosyadaki diğer belgelere ilişkin değerlendirmeler ile sanığın eylemlerinin ve yüklenen suçun unsurlarının nelerden ibaret olduğunun, hangi gerekçeyle hangi delillere üstünlük tanındığının açık olarak gerekçeye yansıtılması, delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiğinden; somut olayda sanığın sabit kabul edilen fiillerinin ne olduğu belirtilip buna dayanak olan deliller gösterilip tartışılmadan, birleşen dosyaların hangi dosyalar olduğu, birleşen dosyalardaki suç ve iddianame tarihleri ve savunmaların neler olduğu açıklanmadan gerekçesiz hüküm kurulması,
2-Dairemizin 28.12.2016 tarihli 2015/6231 esas, 2016/8901 karar sayılı bozma ilamına uyulmasına rağmen yalnızca İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/268 esas sayılı dosyasının getirtilerek birleştirildiği; ancak, başka dosyaların varlığının tespit edilmediği; UYAP sisteminden yapılan kontrolde ve adli sicil kaydı incelendiğinde, sanık hakkında aynı yere ilişkin birden çok mühür bozma suçundan derdest dava ve kesinleşmiş hükümler olduğu, adli sicil kaydında kesinleşen mahkûmiyetlerindeki suç tarihlerinin dahi dosyamız suç tarihleri ile mükerrer veya zincirleme suç hükümlerini oluşturabilecek mahiyette olma ihtimali bulunduğunun anlaşılması karşısında; bozma ilamının gereği yerine getirilerek, her iddianameye kadar olan eylemlerin zincirleme biçimde işlenmiş bir mühür bozma suçunu, iddianameden sonraki eylemlerin ise ayrı suçu oluşturacağı gözetilerek sanık hakkında devam eden ve sonuçlanmış dava dosyaları getirtilip incelenerek, aynı yer ile ilgili irtibatlı dosyaların mümkünse birleştirilmesi, değilse gerekli belgelerin onaylı örneklerinin dosya içerisine alınmasından sonra zincirleme suç hükümlerinin uygulama olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükmün zincirleme suç kapsamında kaldığının veya TCK’nin 61. maddesi uyarınca alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirecek nitelikte olduğunun anlaşılması halinde ise tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 15.03.2016 tarihli ve 2014/487 E. 2016/128 K. sayılı ilamında belirlediği ilkeler uyarınca mahsup edilmesi gerektiği gözetilerek, sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken, hangi iddianame baz alınarak eylemlerin ayrı suçları oluşturduğu açıklanmadan eylemlerin üç ayrı suç kabulü ile hükümler kurulması,
Yasaya aykırı, sanık müdafinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 05.11.2020 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.