Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/4548 E. 2023/1535 K. 14.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4548
KARAR NO : 2023/1535
KARAR TARİHİ : 14.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KARAR TARİHİ : 07.05.2015
SAYISI : 2015/12 Esas, 2015/130 Karar
SUÇ: Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan (değişen suç vasfına göre)
HÜKÜM : Mahkumiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2015/12 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulamasına ve hak yoksunluklarına, karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi bir sebebe dayanmamaktadır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Şikâyetçi … Alanya Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği şikayet dilekçesinde, kimliğini kaybettiğini, kendisinin Alanya’da yaşadığını, 01.04.2013 tarihinde Yumurtalık İlçesinde adına idari para cezası kesildiğini öğrendiğini, kimliğinin kullanıldığını düşündüğünü beyan ederek şikayetçi olmuş, başlatılan soruşturmada idari para cezası tutanağında bulunan telefon numarasının … isimli şahsa ait olduğu belirlenmiş, hakkında ek kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen … beyanında; söz konusu telefon hattının eşi … tarafından kullanılmış olabileceğini beyan etmesi üzerine sanık … hakkında başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında; … isimli şahsın kimliğini sağlık ocağında bulduğunu, görevlilere vermek istediğinde almadıklarını, bu nedenle kimliği aracının torpido gözüne koyduğunu, olay günü internet kafede otururken polislerin gelerek hakkında ihbar olduğunu söyleyip kendisini karakola götürdüklerini, kimliğini sorduklarında aracın torpido gözünde olduğunu söylediğini, polislerin kendi kimliği ile yan yana duran …’a ait kimliği alarak … adına idari para cezası tutanağı düzenlediklerini, bu durumu daha sonra anladığını, bu kimliği kendisinin vermediğini, ortada yanlışlık olduğunu, suçsuz olduğunu beyan etmiştir.
3. İdari yaptırım kararı tutanağını düzenleyen polis memurları … ve …, tanık sıfatıyla verdikleri beyanlarında; sivil polis olduklarını, olay günü sanığın havai fişek attığını gördüklerini, sanık hakkında herhangi bir ihbar gelmediğini, olayı bizzat görerek resen müdahale ettiklerini ve sanığın … adına düzenlenen kimliği kendisinin getirerek verdiğini, sanığın doğru söylemediğini beyan etmişlerdir.

4. Mahkeme, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen suçun oluşabilmesi için ” bir kimsenin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla başkasına ait kimliği veya kimlik bilgilerinin kullanılmasının” gerektiğini, somut olayda ise sanığın hakkındaki suç nedeniyle başkasının kimlik bilgilerini kullanmadığını, hakkındaki idari para cezası ile ilgili olarak başkasının kimlik bilgilerini kullandığını, bu nedenle resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluştuğunu kabul ederek, bu suçtan mahkumiyet hükmü kurulmasına karar vermiştir.

IV. GEREKÇE
24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 250 nci ve 251 inci maddelerindeki “Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de;
Hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykın bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Yumurtalık Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2015/12 Esas, 2015/130 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.03.2023 tarihinde karar verildi.