YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/4996
KARAR NO : 2023/879
KARAR TARİHİ : 22.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1783 E., 2015/323 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik
bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzelterek onama, bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/1783 Esas, 2015/323 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 inci maddesinin birinci fıkrası delaletiyle 267 inci maddesinin birinci fıkrası, 62, 58 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın sübuta eren eyleminde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 inci maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibariyle oluşmadığı, bu eylemin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 206 ıncı maddesindeki “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu gözetilmeden başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; yakalaması olduğundan ailesine bakabilmek için sahte kimlik kullanmak zorunda kaldığına, pişman olduğuna, kimliği herhangi bir suçta kullanmadığına, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Hakkında yakalama kararı bulunan sanığın sahte nüfus cüzdanı kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediğinden bahisle kamu davası açılmıştır.
2. Sanık sorgusunda suçunu ikrar etmiştir.
3. 15.09.2014 tarihli yakalama tutanağından, sahte kimlik kullandığına dair yapılan ihbar üzerine, kolluk kuvvetlerince sanığın bulunduğu yere gidildiğinde, sanığın suça konu sahte kimliği ibraz ettiği anlaşılmıştır.
4. Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün uzmanlık raporu ile suça konu nüfus cüzdanının külliyen sahte oluşturulduğu, sahteliğinin ilk bakışta ve kolaylıkla dikkati çekmeyeceğinden aldatma niteliğinin bulunduğunun tespit edildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
A. Tebliğname Yönünden
Sanığın başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması sonucunda verdiği kimlik bilgilerine göre resmi bir belge düzenlenmediği belirlenmekle, eylemin “Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçunu oluşturduğu şeklindeki Tebliğname görüşüne iştirak olunmamıştır.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
5237 sayılı TCK’nin 53. maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
1. İddia, savunma, yakalama tutanağı, uzmanlık raporu ve tüm dosya kapsamına göre yüklenen suçun sübut bulduğu anlaşıldığından, sanık hakkında kurulan hükümde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
C. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan kurulan mahkumiyet hükmü yönünden
5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun oluşabilmesi için işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılarak soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kimlik bilgileri verilen mağdur hakkında yapılmasına neden olunması gerekir. Bir adli soruşturma ya da kovuşturma işlemi olmaksızın kimlik bilgilerinin gizlenmesi amacıyla başkalarına ait kimlik bilgilerinin kullanılması halinde başkalarına ait kimlik veya kimlik bilgilerini kullanma suçunun unsurları oluşmayacaktır.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; daha önce işlediği iddia olunan suçlar nedeniyle hakkında yakalama kararı bulunan sanığın kimlik soran polis memurlarına kimliğini gizlemek amacıyla kendisini … olarak tanıtıp sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği, başkasının kimliğini ya da kimlik bilgilerini kullanarak kendisini suçsuz, diğer kişiyi ise işlemediği bir suçun faili olarak göstermediği anlaşılmakla, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 268 inci maddesinde düzenlenen “Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması” suçunun unsurlarının oluşmadığı gözetilmeden mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/1783 Esas, 2015/323 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Gerekçe bölümünün (C) bendinde açıklanan nedenle Ankara 27. Asliye Ceza Mahkemesinin, 18.03.2015 tarihli ve 2014/1783 Esas, 2015/323 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.02.2023 tarihinde karar verildi.