YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5018
KARAR NO : 2023/961
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/887 E., 2015/107 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
A. Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2015 tarihli ve 2013/887 Esas, 2015/107 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.
B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özet olarak; sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddi ile sanığa atılı her iki suç yönünden suç tarihlerinden önce kesinleşmiş mahkumiyeti bulunmadığı halde, başkaca bir hukuki sebebe dayanılmadan, suç tarihlerinden önce kasıtlı suçtan mahkumiyeti bulunduğundan bahisle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ve ertelemeye yer olmadığına ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden aynı yetersiz gerekçe ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi nedenleriyle hükümlerin bozulması görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; haksız ceza verildiğine, mağduriyetinin giderilmesine ve hükümleri temyiz ettiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, şikâyetçi kardeşi … adına düzenlenmiş ancak kendi fotoğrafı bulunan 11.03.2008 tarihli nüfus cüzdanı talep belgesi ile aynı tarihte nüfus idaresinden şikayetçi adına sahte nüfus cüzdanı almak suretiyle resmi belgede sahtecilik ve bilahare işlediği suç nedeniyle yapılan soruşturma ve kovuşturmada şikayetçinin kimlik bilgileri ile 10.02.2010 tarihli olay tutanağı, 09.03.2010 tarihli iddianame ve 22.10.2011 tarihli sorgu tutanağının düzenlenmesine sebebiyet vermek suretiyle başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçlarını işlediği anlaşılmaktadır.
2. Kriminal rapor ile, nüfus cüzdanı talep belgesi üzerindeki imzanın şikâyetçinin eli ürünü olduğuna dair müspet veya menfi bir kanaat oluşmadığı ancak belge üzerindeki fotoğrafın şikâyetçiye ait olmadığı tespitinin yapıldığı görülmüştür.
3. Şikâyetçinin, belge üzerindeki fotoğrafın kardeşi olan sanığa ait olduğunu beyan ettiği anlaşılmıştır.
4. Sanığın savunması ikrara yönelik olup asker kaçağı olduğu için kardeşi olan şikâyetçinin kimliğine kendi fotoğrafını yapıştırarak kullandığına, bu kimlikle suç işlemediğine ilişkindir.
5. Mahkeme tarafından sanık hakkında her iki suç yönünden de, sanığa verilen hapis cezalarının geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmasına; sanığın sabıka kaydına göre daha önce kasıtlı bir suçtan verilmiş mahkumiyet hükümlerinin bulunması, sanığın kişilik özelliklerine göre bir daha suç işlemeyeceğine ilişkin olarak olumlu bir kanaatin meydana gelmemiş olması göz önüne alınarak 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin altıncı fıkrasının (a) ve (b) bentleri gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına, yine sanığın sabıka kaydına göre daha önce kasıtlı bir suçtan verilmiş üç … fazla mahkumiyet hükmü bulunduğundan 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi gereğince hapis cezasının ertelenmesine yer olmadığına ve başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçu yönünden de yine aynı gerekçeyle 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesi gereğince sanığa verilen kısa süreli hapis cezasının paraya çevrilmesine yer olmadığına karar verildiği görülmüştür.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığa atılı resmi belgede sahtecilik suçu yönünden suç tarihinin 10.02.2010 olduğu belirlenerek yapılan incelemede; sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi ve 67 nci maddesinin dördüncü fıkrası gereği 12 yıllık olağanüstü zamanaşımı süresinin öngörüldüğü ve suç tarihinden temyiz incelemesi tarihine kadar bu sürenin gerçekleşmiş olduğu anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığa isnat edilen suçtan dolayı kurulan hükümden sonra, 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Kabule göre de;
a. Sanığın 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrası kapsamında aynı suç işleme kararıyla Kanun’un aynı hükmünü değişik zamanlarda birden fazla kez ihlal etmesi karşısında, hakkında zincirleme suç hükümleri uygulanmayarak eksik ceza tayini,
b. Gerekçeli karar başlığında suç tarihinin 10.02.2010, 09.03.2010, 22.10.2011 yerine 02.02.2010 olarak yanlış gösterilmesi,
c. Sanık hakkında kurulan hükümde sübuta konu suç adının başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması yerine iftira ve uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinin birinci fıkrası yollaması uyarınca aynı sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası yerine doğrudan 5237 sayılı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrası olarak gösterilmesi,
d. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendinde yer alan hak yoksunluğunun sanığın kendi alt soyu dışında kalan kişiler için de hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinin, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle, hükümde hukuka aykırılıklar bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2015 tarihli ve 2013/887 Esas, 2015/107 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Sanık Hakkında Başkasına Ait Kimlik Veya Kimlik Bilgilerinin Kullanılması Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Diyarbakır 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 04.03.2015 tarihli ve 2013/887 Esas, 2015/107 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası uyarınca ceza miktarı bakımından kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,27.02.2023 tarihinde karar verildi.