YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/5552
KARAR NO : 2023/1418
KARAR TARİHİ : 13.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/1765 E., 2015/430 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2014/1765 Esas, 2015/430 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde Bursa, Kuruçeşme Mahallesi, Sakarya Caddesi, Burç Sineması arkasında bulunan berber dükkanında bulunan sanıkla ilgili polis haber merkezine yapılan ihbarda sanık hakkında yakalama kararı bulunduğunun bildirildiği, bunun üzerine polis güvenlik timlerince kimlik kontrolü yapıldığında, sanığın polis memurlarına üzerinde kimliği olmadığını fotokopisi olduğunu, emekli polis olduğunu söyleyerek Musa Doğan adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanı fotokopisini gösterdiği, daha sonra sanığın iş yerinden alınan kimlik numarası ile yapılan sorgulamada sanığın gerçek kimliğinin Musa Doğan değil … olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık, polis memurlarına kendisini Musa Doğan olarak tanıtmadığını, üzerinden Musa Doğan adına düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı fotokopisinin çıktığını, bunu daha önceki yıllarda hakkında arama kararı olması nedeniyle kullandığını, ancak suç tarihinde kullanmadığını savunmuştur.
3. 21.10.2014 tarihli tutanakta imzaları bulunan polis memurları U.A., İ.H.D ve Ş.İ. tanık olarak alınan yeminli beyanlarında, sanığın bizzat kendilerine Musa Doğan adına olan kimlik fotokopisini ibraz ettiğini, hatta Musa Doğan adına sorgulama yaptıklarında herhangi bir yakalama kaydının olmadığını tespit ettiklerini, tekrar sanıkla ilgili ihbar yapılması üzerine detaylı sorgulama yaptıklarında sanığın soyadının Doğan değil Yaman olduğunu tespit ettiklerini beyan etmişlerdir.
IV. GEREKÇE
Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde hakkında yakalama kararı bulunan sanığın ihbar üzerine yakalandığı, polis ekiplerince sanığa kimlik bilgilerinin sorulduğu, sanığın üzerinde kimliğinin olmadığını, kimlik fotokopisinin olduğunu emekli polis olduğunu belirterek Musa Doğan adına düzenlenmiş üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte kimlik fotokopisini ibraz etiği, daha sonra sanığın iş yerinden alınan kimlik numarası ile yapılan sorgulamada sanığın gerçek kimliğinin Musa Doğan değil … olduğunun tespit edildiği, tutulan tutanakların sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiği, Musa Doğan ismiyle düzenlenmiş tutanak vb. resmi belge bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2014/1765 Esas, 2015/430 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre aynı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı kabahat zamanaşımının eylemin gerçekleştiği 21.10.2014 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
13.03.2023 tarihinde karar verildi.