YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6139
KARAR NO : 2023/1748
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/442 E., 2015/272 K.
SUÇ : Özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2014/442 Esas, 2015/272 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 208 inci maddesi, 62 nci, 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının mükerirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği, suça konu belgenin harici taşınmaz sözleşmesi olup kanunda taşınmaz satış sözleşmesi için yazılı şekil şartlarına uymadan adi yazılı şekilde yapılması nedeniyle hukuken geçerli bir belge olmadığına, sanığın suça konu belgeyi soruşturma aşamasında sunduğuna, belgeyi yırttığına dair müşteki ve babasının beyanları dışında delil bulunmadığına, sanığın unsurları oluşmayan suçtan beraatine karar verilmesi ve re’sen gözetilecek nedenlerle kararın bozulması talebine ilişkindir
III. OLAY VE OLGULAR
1. Kumsal İnşaat firmasının sahibi olan sanık ile şikayetçi … arasında gayrimenkul alım satımına ve şikayetçi tarafından sanığa ödenen kaporaya ilişkin aslı dosyada mevcut 23.05.2015 tarihli, alıcı ve satıcıda kalmak üzere iki nüsha olarak düzenlenen suça konu adi yazılı sözleşmenin, şikayetçide bulunan nüshasının sanık tarafından okumak için istendiği ve sonrasında yırtıldığı iddiasıyla sanık hakkında özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan kamu davası açılmıştır.
2. Sanığın aşamalardaki savunmalarında, şikayetçi ve babasının ofisine geldiğini ve kendisinin ödeme yapacağını söylediğini ancak şikayetçinin miktarı kabul etmediğini, şikayetçiden sözleşmeyi istemediğini ve yırtmadığını beyan ederek suçlamayı reddettiği ve sözleşmenin kendisinde kalan nüshasını dosyaya ibraz ettiği anlaşılmıştır.
3. Suça konu sözleşme içeriğinde, şikayetçiye satılacak gayrimenkule ilişkin bilgiler ile tarafların sözleşmeden dönmesi halinde şikayetçi tarafından sanığa ödenen 10.000,00 TL kaporanın akıbetine ilişkin detaylara yer verildiği, buna göre alıcının gayrimenkulü almaktan vazgeçmesi halinde sanık tarafından alıcıya 5.000,00 TL geri ödeneceğinin kararlaştırıldığı görülmüştür.
4. Mahkemece, sanık ve şikayetçi arasında yapılan 23.05.2015 tarihli suça konu sözleşmeden sonra şikayetçinin, kredi başvurusunun reddedilmesi nedeniyle daireyi alamayacağını sanığa bildirmesi üzerine dairenin sanık tarafından başkasına satıldığı, şikayetçi ve babasının da suç tarihinde sanıktan sözleşmeye istinaden verdikleri kaporayı almaya gittiklerinde sanığın sözleşmeyi şikayetçiden istediği ve sonrasında yırttığı, şikayetçi, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ile kabul edilmiş, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik beyanlarına itibar edilmediği değerlendirilmiştir. Sanık hakkında eylemine uyan özel belgeyi bozma, yok etme veya gizleme suçundan temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; 5327 sayılı Kanun’un 208 inci maddesi uyarınca “özel belgeyi bozmak, yok etmek ya da gizlemek” suçunun oluşabilmesi için, belgenin içeriğindeki bilgilerin anlaşılmaz, kullanılamaz hale getirilerek ondan faydalanma olanağının engellenmesi suretiyle bozulması veya belgenin maddi varlığına son verilerek hak sahibinin ondan yararlanmasının engellenmesi gerekmekte olup, belgenin ise hukuki bir hüküm ifade eden, üzerinde bir hakkın doğumuna, bir olayın kanıtlanmasına yarayan yazıların bulunduğu, bez, kağıt, levha ve plaka gibi nesneler olarak tanımlanmış olması karşısında, sanık hakkında kurulan hükümde, sanığın şikayetçinin kendisinden olan kapora alacağına ilişkin adi yazılı sözleşmenin şikayetçide bulunan nüshasını yırtarak şikayetçinin ondan yararlanmasını engellediği anlaşıldığından, mahkemenin kabul ve uygulamasından isabetsizlik görülmemiştir.
2. Hüküm fıkrasının birinci bendinde, gerekçeli kararda belirtildiği üzere hatalı yazılan 204(1) ibaresinin 208(1) olarak mahallinde düzeltilmesi ile kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkumiyetin kanuni sonucu olan, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki hak yoksunluklarının uygulanmaması isabetsizliğinin Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da dikkate alınarak infaz aşamasında mahallinde gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımın doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Torbalı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.04.2015 tarihli ve 2014/442 Esas, 2015/272 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.