Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/6200 E. 2023/85 K. 11.01.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6200
KARAR NO : 2023/85
KARAR TARİHİ : 11.01.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… Asliye Ceza Mahkemesinin,14.04.2015 tarihli ve 2015/58 Esas, 2015/267 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca 3 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık temyiz talebinde; temyize konu olmayan sanık …’ın rahatsızlanması ve kendisinden yardım istemesi nedeniyle araç bulduğunu, hastaneye giderken rahatsızlığının artması nedeniyle aracı kendisinin kullanmaya başladığını, ehliyeti olmadığı için korktuğunu ve trafik kontrolünde durmadığını, eylemi nedeniyle idari para cezası ödediğini bu nedenle almış olduğu cezayı temyiz ettiğini beyan etmiştir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Hakkında olay öncesinde soruşturma ve kovuşturma bulunmayan sanık …’in kullandığı …plakalı aracın trafik kontrolünde dur ihtarına uymayarak kaçtığı, takip sonucunda aracın … Devlet Hastanesi ek binası bahçesinde bulunduğunda araçta sadece temyize konu olmayan sanık … …’in (…) oturduğunun görüldüğü, kendisiyle yapılan mülakatta kontrol noktasında geçen aracın … sürücüsünün sorulduğu temyiz dışı sanığın aracı sürenin … arkadaşı olduğunu, yeni tanıştığını bu sebeple ismini bilmediğini, kendisinin tedavi olmak için hastaneye girdiğini beyan ettiği, kollukça araştırmalar devam edildiği sırada bu … temyize konu olmayan sanık …’ın gelerek …plakalı aracı kendisinin kullandığını beyan ettiği, ancak sanık … …’e adı geçen şahsın gösterilmesi üzerine sanık …’ın sürücünün … olmadığını beyan ettiği, bunun üzerine …’a yapılan mülakatta aslında olay anında aracı sürenin soy ismini bilmediği … isimli bir arkadaşı olduğunu ancak …’in evli olduğu ve kız arkadaşının duyulmaması için kaçmış olabileceğini beyan ettiği, 12.01.2015 günü … Polis Merkezi Amirliğine kendiliğinden gelen sanık …’in alınan ifadesinde; trafik polisinin dur ihtarına uymayarak kaçan aracın sürücüsünün kendisi olduğunu, hastaneye giderek sıra almak için acil servise girdiğini, çıktığında aracın başında polisleri görünce ehliyeti de olmadığı için hastaneden ayrılarak arkadaşı …’ı aradığını ve polislerin sorması halinde aracı kendisinin kullandığını söylemesini istediğini beyan etmiştir.
2. Sanıkların beyanları doğrultusunda hiç bir belge düzenlenmemiştir.
3. Mahkemece, sanıkların birlikte fikir birliği içerisinde resmî belgeyi düzenlemek yetkisine sahip olan polis memurlarına yalan beyanda bulundukları, her ne kadar sanıklardan … bizzat memura yalan beyanda bulunmamış ise de kendisinin isteği ve yönlendirmesiyle diğer sanıklardan …’ın yalan beyanda bulunduğu bu durumda atılı suça iştirak etmiş olduğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 01.04.2014 tarihli ve 2013/9-542 Esas, 2014/153 Karar sayılı kararında ayrıntılı olarak açıklandığı ve Dairemizin yerleşik içtihatlarında da kabul edildiği üzere; 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesindeki resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşabilmesi için, yalan beyanın resmi belge düzenleme yetkisine sahip kamu görevlisine yapılmış olması gerekmektedir. Resmi bir belgenin düzenlenmesi sırasında beyanda bulunacak kişinin gerçeği söyleme zorunluluğu vardır. Kişinin beyanı üzerine düzenlenen resmi belgenin bu beyanın doğruluğunu ispatlayıcı nitelikte olması, bir başka ifadeyle beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılmasının zorunlu olmaması şarttır. Aksi halde kişinin beyanı yeterli olmayıp, bu beyanın doğruluğunun kamu görevlisi tarafından araştırılması zorunluysa ve bu araştırma sonunda bildirimin gerçeğe uygun olmadığı belirlenirse, kişinin beyanına itibar edilemeyeceğinden ve kişinin beyanını içeren belge, ispat aracı olarak kullanılamayacağından anılan maddedeki suç oluşmayacaktır. Bununla birlikte, suçun oluşması için sanığın beyanda bulunması yeterli olmayıp, sanığın beyanı üzerine kamu görevlisi tarafından bir belgenin de düzenlenmesi gerekmektedir.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) Kimliği bildirmeme başlığını taşıyan 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli … Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5237 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci maddesi uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; hakkında olay öncesinde soruşturma ve kovuşturma bulunmayan sanığın aracının kolluk kuvvetlerince durdurulmak istendiğinde bu ihtara uymayarak kaçması ve ehliyeti bulunmadığından aracı terk edip yerine ehliyeti olan sanık …’ı gönderdiği ancak sanık …’ın aracı kullanan kişinin … olmadığını beyan etmesi sonucunda sanığın kendiliğinden karakola gelerek aracı kullanan kişinin kendisi olduğunu beyan ettiği; sanıkların beyanları ile herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği ve sanıkların kendilerine sorulduğunda kimlik bilgileri ile ilgili gerçeğe aykırı beyanda bulunmadıkları anlaşılmakla; sanığın eylemi ile resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçu ve kimliği bildirmeme kabahatinin unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, atılı resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle … Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.04.2015 tarihli ve 2015/58 Esas, 2015/267 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, bozmanın mahkumyiet hükmü temyiz etmeyen sanık …’a SİRAYET ETTİRİLMESİNE,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

11.01.2023 tarihinde karar verildi.