YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6475
KARAR NO : 2023/1590
KARAR TARİHİ : 15.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; Ayrıntısı Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.03.2013 tarihli ve 2012/12-1515 Esas, 2013/102 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, kesin nitelikteki hükümlerin ancak kesinlik sınırını aşar nitelikte yaptırım içermek şartıyla suç vasfına yönelik ya da suç niteliği doğru belirlenmesine rağmen yanılgılı bir uygulama ile kesinlik sınırları içinde kalan cezaların verildiği hükümlere karşı yapılan aleyhe başvuru üzerine temyiz denetimine konu olabileceği; somut olayda, Cumhuriyet savcısının temyiz isteminin sanığın eyleminin 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 268 inci maddesinde düzenlenen suçu oluşturduğuna ilişkin olduğu, bu nedenle suç vasfına yönelik temyiz istemi bulunduğundan hükmün temyiz edilebilirlik niteliğinin bulunduğunun belirlendiği, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2015/191 Esas, 2015/485 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca 1.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği, sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunu oluşturmasına karşın suç vasfında yanılgıya düşülerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyet hükmü kurulmasına yöneliktir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. 26.02.2015 tarihinde Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü görevlilerince … plakalı araçta yapılan aramada ele geçirilen uyuşturucu madde nedeniyle araçta bulunan şahıslardan olan sanık hakkında soruşturma başlatıldığında sanığın kendisini … olarak tanıttığı ve bir kısım soruşturma evrakının bu isme göre tanzim edildiği, bu suçla ilgili olarak kolluk görevlileri tarafından ifadesi alınırken gerçek ismini söylediği ve böylece üzerine atılı suçu işlediği iddiası ile kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmasında, hakkında arama kararı olabileceğini düşünerek kendisini … olarak tanıttığını ikrar etmiştir.
3. Mahkemece tüm dosya kapsamından sanığın atılı suçu işlediği kabulü ile hakkında temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 21.09.2019 tarihli ve 2015/216511 sayılı bozma görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi olunmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın adli sicil kaydına göre, suç tarihi itibarıyla tekerrüre esas sabıkası bulunmadığı anlaşıldığından Tebliğnamedeki (2) numaralı bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.
2. Uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun şüphelisi olarak yakalanması üzerine hakkında soruşturmaya başlandığı sırada sanığın, kimliğini kardeşi … olarak beyan ettiği ve yürütülen soruşturma kapsamında … adına genel adli muayene raporu, yakalama ve gözaltına alma tutanağı, üst arama tutanağı düzenlendiği ve sanığın bu belgeleri … adına imzaladığı, şüpheli sıfatıyla … olarak ifadesi alınırken gerçek kimlik bilgilerini söylediği dosya kapsamından anlaşılmakla; sanığın suç işlediği şüphesi ile yakalandığı sırada kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla mağdura ait kimlik bilgilerini kullanması eyleminin seri muhakeme usulüne tabi 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delaletiyle aynı Kanun’un 267 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen suçu oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması,
3. Kabule göre ise; sanığa isnat edilen “resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan” suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 250 ve 251 inci maddelerindeki “Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 7. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.05.2015 tarihli ve 2015/191 Esas, 2015/485 Karar sayılı kararına yönelik Cumhuriyet savcısının temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
15.03.2023 tarihinde karar verildi.