YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6675
KARAR NO : 2023/997
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :2013/956 E. ,2015/503 K.
SUÇ :Özel belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2015 tarihli ve 2013/956 Esas , 2015/503 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan iki kez, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan verilen hükümlerin usul ve yasa aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın çalıştırmış olduğu Gökçe İletişim isimli iş yerinden 14.06.2012 ve 23.08.2012 tarihlerinde, mağdurlar adına bilgileri ve rızaları dışında sahte abonelik sözleşmesi düzenlenerek iki adet GSM hattının alındığı anlaşılmıştır.
2. Suça konu abonelik sözleşmelerinin sanığın işlettiği Gökçe İletişim isimli iş yerinin kaşesi kullanılarak düzenlendiği belirlenmiştir.
3. Soruşturma aşamasında Söke Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan 25.03.2013 tarihli uzmanlık raporu ve İzmir Kriminal Polis Laboratuvarından alınan 23.08.2013 tarihli ekspertiz raporuna göre: suça konu bireysel abonelik sözleşmelerin altındaki imzaların mağdurlar … ve İsa Aydına ait olmadığı anlaşılmıştır.
4. Mahkemece kovuşturma aşamasında alınan Söke Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan 11.08.2014 tarihli uzmanlık rapora göre suça konu abonelik sözleşmelerin asılları üzerinde bulunan yazıların sanık …’nin eli ürünü olduğu, imzaların ise mağdurların eli ürünü olmadığı, taklit yada uydurma suretiyle atılan imzalardan, imzanın atan kişiye aidiyeti konusunda kişinin kendi imzasındaki kaligrafik ve karakteristik özellikleri bu tür imzaları yansıttığı oranda tespitinin mümkün olabileceği bu bağlamda sözleşmelerin altında bulunan imzaların sanığa ait olduğu konusunda bir tespit yapılamadığı bildirilmiştir.
5. Mahkemece suça konu sözleşmelerin asılları üzerinde gözlem yapıldığı ve aldatıcılık niteliğini haiz olduğu tespit edilmiştir.
6. Sanık savunmasında, suça konu abonelik sözleşmeleri kendisinin düzenlemediğini bir dönem psikolojik rahatsızlığı olduğunu bu eylemi psikolojik rahatsızlığından dolayı gerçekleştirmiş olabileceğinden, rapor aldırılmasını talep ettiği bunun üzerine , Manisa Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesinden alınan rapor alındığı ve rapora göre sanığın ceza ehliyetinin tam olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
7. Mahkemece sanığın savunmaları, mağdurların beyanları, TİB’den gelen görüşme kayıtlarına dair cevabi yazı içeriği, bilirkişi raporları, suça konu abonelik sözleşmesi asılları, mahkemece yapılan gözlem ve tüm dosya kapsamına dayanılarak sanığın özel belgede sahtecilik suçunun işlediğinin sabit olması gerekçesiyle mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın mağdurlar adına sahte GSM abonelik sözleşmesi düzenlemek suretiyle özel belgede sahtecilik suçunu işlediğinden bahisle açılan kamu davasında; hükümden önce 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 üncü ve 105 inci maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63 üncü maddesinin 10 uncu fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56 ncı maddesinin 4 üncü fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına iş yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” ve 5. fıkrasındaki “Gerçeğe aykırı evrak düzenlemek veya değiştirmek suretiyle kişinin bilgi ve rızası dışında tesis edilmiş olan abonelikler kullanılamaz” hükümleri gereğince, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56 ncı maddesindeki düzenleme dikkate alınarak, sanığa usulüne uygun şekilde ön ödeme ihtarı yapılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, özel belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükümleri kurulması,
2. Sanığın eylemine uyan 5809 sayılı Kanun’a aykırılık suçunda ön ödemenin gerçekleşmemesi halinde; hükümlerden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 nci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
3. Hükümden sonra 05.07.2022 tarih ve 31887 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun’un 52 nci maddesi ile 5809 sayılı Kanun’a eklenen “Dava ve Cezaların ertelenmesi” başlıklı Geçici 7 nci madde ile “Kovuşturma evresinde, kovuşturmanın ertelenmesine karar verilir.” hükmü gereğince sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hususları hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Aydın 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 27.04.2015 tarihli ve 2013/956 Esas ,2015/503 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.