Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/6750 E. 2023/1685 K. 20.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6750
KARAR NO : 2023/1685
KARAR TARİHİ : 20.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/251 E., 2015/254 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanıklar müdafiileri
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/251 Esas, 2015/254 Karar sayılı kararı ile sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 37 nci maddesinin birinci fıkrası delâletiyle aynı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık … müdafinin temyiz isteği sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/441 Esas sayılı dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporunda katılanın imzalarının basit tersimli olması nedeniyle aidiyeti konusunda herhangi bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığının belirtildiğine, sanık hakkında ceza tayin edilirken alt sınırdan uzaklaşıldığına ve takdiri indirim nedeni uygulanmadığına ilişkindir.
2. Sanık … müdafii süre tutum talebinde bulunmuş, gerekçeli karar usulune uygun olarak tebliğ edilmesine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık …’ın , borçlusu sanık …, kefili ise katılan … olan 420.000 TL bedelli suça konu sahte bonoyla istinaden katılan … ve sanık … hakkında icra takibi başlattığı anlaşılmıştır.
2. Katılan … ifadesinde suça konu bonoları kefil imzasının kendisine ait olmadığını, sanıkları tanımadığını ve herhangi bir ticari ilişkide bulunmadığını beyan etmiştir.
3. Sanık … savunmasında suça konu bonoyu alacağına karşılık sanık …’dan aldığını, sanıktan alacaklı olduğuna dair elinde herhangi bir belge bulunmadığını ve bononun sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
4. Sanık … savcılıktaki ifadesinde; katılanı tanımadığını, …’e 42.000 TL borcu olduğu için suça konu bonuyu A.Ş’nin isteği üzerine sanık …’ın alacaklı olacağı şekilde düzenlediğini, A.Ş.’nin yanında olan ve kendisini … olarak tanıtan kişinin de bu bonoyu kefil sıfatıyla imzaladığını beyan ederek üzerine atılı suçlamayı kabul etmemiştir. Sanık … kovuşturma aşamasındaki savunmasında ise katılanı tanıdığını, katılana tarihi eser niteliğinde bir heykel verip karşılığında teminat olarak suça konu bonoyu boş şekilde aldığını, katılanın heykeli iade etmemesi üzerine ise bonoyu bedel kısmının 420.000,00 TL yazarak doldurup borcuna karşılık sanık …’a verdiğini beyan etmiştir.

5. 6.04.09.2013 tarihli bilirkişi raporunda, suça konu bononun ön yüzünde bulunan ve kefil adına atılı imzanın katılan …’a ait olmadığı; 03.04.2014 tarihli bilirkişi raporunda ise, suça konu bononun ön yüzünde bulunan kefil imzaları hariç yazı, rakam ve borçlu imzalarının sanık …’ın el ürünü olduğu, kefil imzasının sanıkların el ürünü olmadığı belirtilmiştir.
6. Mahkemece; sanıkların eylem ve fikir birliği içerisinde hareket ederek yasal unsurları tam olan, üzerinde herhangi bir tahrifat bulunmayan ve kefil imzası yönünden sahte olan suça konu bonoyu icra takibine konu etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işledikleri kabul edilerek haklarında temyize konu mahkumiyet hükümleri kurulmuş, sanıkların kişiliği, suçun işleniş şekli, suç işleme kastının yoğunluğu ile suça konu resmi belgenin niteliği nazara alınarak alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmiş ve sanıkların yargılama aşamasındaki tutum ve davranışları ile atılı suçun işleniş özellikleri göz önüne alınarak sanıklar hakkında takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık savunması, katılanın beyanı, bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; Mahkemenin, sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin etmesi ve takdiri indirim uygulanmamasına ilişkin gerekçesi yeterli ve hukuka bulunmuştur.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
1.Sanık savunması, katılanın beyanı, bilirkişi raporu, tutanaklar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş; Mahkemenin sanık hakkında alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin etmesi ve takdiri indirim uygulanmamasına ilişkin gerekçesi yeterli ve hukuka bulunmuş; sanık müdafinin, sanığın üzerine atılı suçu işlemediğine ve eksik inceleme sonucu karar verildiği yönündeki temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Ancak; Sanık hakkında tekerrüre esas alınan Bursa 15. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.09.2010 tarihli ve 2010/105 Esas, 2010/1025 Karar sayılı ilamı ile verilen 500 TL adli para cezasının
karar tarihi itibarıyla kesin nitelikte olması nedeniyle tekerrüre esas alınamayacağı gözetilmeden sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanması hukuka aykırı görülmüş olup bahse konu bu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
A. Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Bursa 15.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/251 Esas, 2015/254 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

B.Sanık … Hakkında Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 15.Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.04.2015 tarihli ve 2014/251 Esas, 2015/254 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün , 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından tekerrüre ilişkin bölümün çıkartılarak hükmün , Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

20.03.2023 tarihinde karar verildi.