YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/6785
KARAR NO : 2023/992
KARAR TARİHİ : 27.02.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI :2015/52 E., 2015/280 K.
SUÇ :Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM :Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ :Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2015/52 Esas, 2015/280 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası 62 nci, 58 inci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; mahkemece hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan verilen mahkumiyete dair kararın incelenmesine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın 27.02.2014 tarihinde yapılan üst aramasında kendi fotoğrafına havi ancak …’a ait kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanını ibraz ettiği anlaşılmıştır.
2. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 11.03.2014 tarihli uzmanlık raporuna göre, suça konu nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak oluşturulduğu, aldatma niteliğini haiz olduğu belirtilmiştir.
3. Sanık savunmasında suçu ikrar etmiştir.
4. Mahkemece, sanık savunması, ekspertiz raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232-250 sayılı, 09.10.2012 tarih, 2011/8-335 Esas ve 2012/1804 Karar sayılı kararlarında da açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği; Nüfus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 131 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Fotoğraf, nüfus ve uluslararası aile cüzdanında bu alan için ayrılmış olan çizgilerin dışına taşmayacak ebatlarda kesilerek yapıştırılır.” ve aynı Yönetmeliğin 130 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında yer alan “soğuk damga fotoğrafın üzerine gelecek ve fotoğrafın görüntüsünü bozmayacak şekilde ve nüfus cüzdanının plastikle kaplanması işleminden sonra ay-yıldıza doğru uygulanır.” şeklindeki düzenlemeler nazara alındığında; belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hakime ait olup, yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerekiyorsa da, dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyet olarak yapılan incelemede; fotoğraf üzerinde soğuk mühür izinin bulunduğu ve düzenlemelerdeki şekil şartlarına uygun olduğu ve belgenin aldatıcılık niteliğinin bulunduğu değerlendirilmiştir.
2. Sanığın ikrarı, suça konu kimlikte aldatma niteliğinin mevcut olması ve diğer tüm deliller nazara alındığında sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünde isabetsizlik bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Sanık hakkında kurulan hükümde Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması ve Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/358 Esas ve 2007/138 Karar sayılı beş yıl hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, aynı Mahkemenin 2008 /72 Esas ve 2010/106 Karar sayılı üç yıl dört ay hapis cezasına ilişkin hükmünün esas alınması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Kocaeli 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2015/52 Esas, 2015/280 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hüküm fıkrasından Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanmasına ilişkin paragrafın çıkartılarak yerine “Sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nin 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı da gözetilerek uygulanmasına” cümlesinin yazılması ve hüküm fıkrasından 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerine “Sanığın, Muğla 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/358 Esas ve 2007/138 Karar sayılı beş yıl hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı TCK’nin 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle diğer yönleri usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.02.2023 tarihinde karar verildi.