Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/7137 E. 2023/2185 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7137
KARAR NO : 2023/2185
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/556 E., 2015/408 K.
SUÇLAR :Resmi belgede sahtecilik, Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteminin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Muş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 tarihli ve 2013/556 Esas, 2015/408 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1. Resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 206 ıncı maddesinin birinci fıkrası ve 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına,
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; suç işleme niyetinin olmadığına, pişman olduğuna ve cezanın ertelenmesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Olay günü Muş Sulh Ceza Mahkemesinin 2013/850 Değişik iş sayılı önleme kararı kapsamında yapılan kontroller sırasında durumundan şüphelenerek durdurulan 49 DC 443 plakalı aracın içerisinde bulunan sanık …’nin üzerinde kimliği olmadığını söyleyerek görevlilere kendisini … olarak tanıttığı, kimlik tespiti için polis merkezine götürüldüğü esnada araçtan atlayarak kaçmaya çalışan sanığın yakalandığında üzerinde kendisine ait fotoğrafın bulunduğu … adına düzenlenen nüfus cüzdanının ele geçirildiği, yapılan parmak izi incelemesi sonucunda sanığın gerçek kimliğinin … olduğu ve hakkında kesinleşmiş hapis cezalarının bulunduğunun tespit edildiği, yapılan kriminal incelemede nüfus cüzdanının külliyen sahte olarak oluşturulduğu ve aldatma kabiliyetini haiz olduğunu belirtildiği, bu şekilde sanığın üzerine atılı resmi belgede sahtecilik ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarını işlediği iddia olunmuştur.
Sanık savunmasında, suçlamayı kabul ederek pişman olduğunu, tekrar cezaevine girmemek amacıyla bu şekilde davrandığını ifade etmiştir.
21.08.2013 tarihli parmak izi müracaat formu ile 21.08.2013 tarihli olay ve yakalama tutanağının … adına düzenlendiği ve sanık tarafından imzalandığı anlaşılmıştır.
21.08.2013 tarihli ekspertiz raporunda, … isimli şahıstan alınan parmak izlerinin … isimli şahıs ile parmak izlerinin aynı olduğu kimlik bilgilerinin farklı olduğu belirtilmiştir.
Suça konu belge üzerindeki soğuk mühür izinin gayri muntazam yapıda olduğu, nüfus cüzdanının külliyen sahte olarak oluşturulduğu, sahteliğin ilk nazarda ve kolaylıkla dikkat çekmeyecek nitelikte olması nedeniyle aldatma kabiliyetini haiz olduğuna dair 18.09.2013 tarihli ve BLG-2013/4765 sayılı ekspertiz raporunun dosyada mevcut olduğu anlaşılmıştır.

Mahkeme suça konu nüfus cüzdanı üzerinde yapmış olduğu gözlemde, ilk bakışta sahteliğin anlaşılamadığını kabul etmiştir.
Yargılama sonucunda, sanığın üzerine atılı suçların sübut bulduğu kabul edilerek mahkûmiyet hükümleri kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulamasında Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 18.06.2013 tarihli ve 2013/8-151/304 sayılı ilamında açıklandığı üzere, birden fazla tekerrüre esas alınabilecek hükümlülüğün bulunması halinde bunlardan en ağırının esas alınması gerekeceğinden, adli sicil kaydında yer alan ve daha ağır bir cezayı içeren İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi 27.12.2007 tarihli ve 2006/140 Esas, 2007/1258 Karar sayılı iki yıl dört ay hapis cezasının tekerrüre esas alınması gerektiği gözetilmeden, Fatih (Kapatılan) 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 07.05.2008 tarihli ve 2006/1392 Esas, 2008/511 Karar sayılı bir yıl sekiz ay hapis cezasına ilişkin hükmün esas alınması dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
B. Sanık Hakkında Resmi belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
“Sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 24.10.2019 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 23 ncü ve 24 üncü maddeleri ile düzenlenen 5271 sayılı Kanun’un 250 ve 251 inci maddelerindeki “Seri Muhakeme Usulü” ve “Basit Yargılama Usulü”nün uygulanmasıyla ilgili olarak, 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle 5271 sayılı Kanun’a eklenen geçici 5 inci maddesin (d) bendi ile “01.01.2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz” şeklinde sınırlama getirilmiş ise de; hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 14.01.2021 tarihli ve 2020/81 Esas, 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 nci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden; 02.08.2022 tarih ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Muş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 tarihli ve 2013/556 Esas, 2015/408 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hüküm fıkrasından “TCK’nın 58 inci maddesinin uygulanmasına ilişkin bölüm çıkartılarak yerine ” “Sanığın, İstanbul 7. Asliye Ceza Mahkemesi 27.12.2007 tarihli ve 2006/140 Esas, 2007/1258 Karar sayılı iki yıl dört ay hapis cezasına ilişkin hükümlülüğünün tekerrüre esas olduğu anlaşılmakla, 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları uyarınca verilen cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen aykırı olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığı gözetilerek, 1412 sayılı Kanun’un 326 ncı maddesinin son fıkrası ve 5275 sayılı Kanun’un 108 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince koşullu salıverilmeye eklenecek sürenin, hatalı uygulama sonucu hükümde gösterilen ilam nedeniyle koşullu salıverilmeye eklenecek süreden fazla olamayacağı hususunun infaz aşamasında gözetilmesine,

B. Sanık Hakkında Resmi belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle, başkaca yönleri incelenmeyen Muş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin 15.05.2015 tarihli ve 2013/556 Esas, 2015/408 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.03.2023 tarihinde karar verildi.