Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/7196 E. 2023/649 K. 14.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7196
KARAR NO : 2023/649
KARAR TARİHİ : 14.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/987 E., 2015/320 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Düzeltilerek onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2014/987 Esas, 2015/320 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre infazı ile infazdan sonra denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, aleyhine uygulanan hükümlerin kaldırılarak lehine olan tüm hükümlerin uygulanmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanığın, olay günü kimliğini soran görevlilere şikayetçi adına düzenlenmiş suça konu nüfus cüzdanını ibraz ettiği, ancak görevlilerin gerçek kimliğini bildiğinden sanığı karakola götürdükleri, sanığın aranması olduğundan dolayı arkadaşı olan şikayetçinin kimlik fotokopisini alıp para karşılığı yaptırdığını itiraf ettiği ve hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2.Sanık, suçlamayı kabul etmiştir.
3.Kriminal rapora göre, aralarındaki matbu basım, desenlerdeki detay ve ultraviyole ışık altındaki görünüm özellikleri yönünden farklılıklar bulunduğu belirlenmekle suça konu nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak hazırlanıp düzenlendiği, yapılan sahteciliğin aldatma kabiliyetinin bulunduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
4.Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi Adli Belge İnceleme Şubesinin 08.04.2015 tarihli raporuna göre, inceleme konusu nüfus cüzdanında yapılan sahteciliğin iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığı hususunun, olayın oluş biçimi ve gelişimi, ibraz ve kabul koşulları, ilgili mevzuat, belgenin mevcut durumu ve dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek mahkemece yorumlanmasının uygun olacağı görüşünün bildirildiği anlaşılmıştır.
5.Mahkemece, dosyadaki tüm delilleri ile sübut bulan suçtan sanığın mahkumiyetine dair temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A.Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının tayin ve takdiri hakime ait olup, yasal unsurlarının tam olup olmadığı ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması gerekiyorsa da, dosyada aslı bulunan suça konu nüfus cüzdanı üzerinde heyet olarak yapılan incelemede; bu hali ile aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespit edildiğinden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.

B.Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen, suça konu nüfus cüzdanının dosyada delil olarak saklanması yerine müsaderesine karar verilmesi, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendindeki “velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan” yoksunluğun, sanığın kendi alt soyu yönünden koşullu salıverilinceye kadar, alt soyu dışında kalan kişiler yönünden hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi isabetli bulunmamıştır.

C. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların eleştiri ve düzeltme nedenleri dışında doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul Anadolu 52. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2014/987 Esas, 2015/320 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 6 ncı paragrafının çıkarılarak yerine ”Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140-2015/85 sayılı iptal kararından sonra oluşan duruma göre, sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin birinci ve ikinci fıkraları ile üçüncü fıkrasının birinci cümlesinin uygulanmasına” şeklinde ve 7 nci paragrafının çıkarılarak “Adli Emanetin 2014/15775 sırasında kayıtlı sahte nüfus cüzdanının dosyada delil olarak saklanmasına” şeklinde değiştirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

14.02.2023 tarihinde karar verildi.