YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7349
KARAR NO : 2023/1261
KARAR TARİHİ : 07.03.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun), kanun yollarına başvurma başlıklı, 260 ıncı maddesinin birinci fıkrasındaki “hakim ve mahkeme kararlarına karşı cumhuriyet savcısı, şüpheli ve bu kanuna göre katılan sıfatını almış olanlar ile katılma isteği karara bağlanmamış, reddedilmiş veya katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunanlar için kanun yolları açıktır” hükmü karşısında; katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş olan şikayetçi …’ın 03.06.2014 tarihinde talimatla alınan beyanında katılma talebinde bulunduğu, ancak Mahkemece bu hususta bir karar verilmediği anlaşılmakla; şikayetçinin 5271 sayılı 237 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca katılan, vekilinin de katılan vekili olarak davaya kabulüne karar verilerek yapılan incelemede;
Sanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun’un 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Kargı Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.03.2015 tarihli ve 2014/31 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararı ile;
1. Sanıklar … ve … hakkında; resmi belgede sahtecilik suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (e) bendi uyarınca beraat kararları verilmiştir.
2. Sanık … hakkında; resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
A. Sanık … müdafiinin temyiz isteği; sanığın, katılan ve yanındaki kişilere şirket yetkilisi olduğunu söylemediğine, suça konu bono üzerindeki yazı ve imzanın sanığın eli ürünü olmadığına dair Adli Tıp Kurumu Raporu bulunmasına rağmen, Mahkemece Ayfonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesi tarafından Jandarma Kriminal Laboratuvarından alınan uzmanlık raporuna dayanılarak mahkumiyet hükmü kurulduğuna, bu rapora üstünlük tanıma gerekçesi olarak da sanığın kabulünün gösterildiğine, ancak sanığın “şirkete vekaleten” yazısının kendisi tarafından yazıldığına ilişkin bir kabulünün olmadığına, iki rapor arasında çelişki bulunması nedeniyle yeniden rapor alınması gerektiğine, sanığın şirket ortağı olarak şirket işlerini yürütmesi nedeniyle katılan ve yanındakilerin sanığın şirket yetkilisi olduğunu düşünerek suça konu senedi düzenlettirdiklerine ve sahtecilik suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığına ilişkindir.
B. Katılan vekilinin temyiz isteği, sanıklar … ve …’in suça iştirakleri sabit olduğu halde haklarında beraat kararı verilmesi, sanık … hakkında 5237 sayılı Kanun’un 62 nci maddesinin uygulanmış olması ve alt sınırdan uzaklaşılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ve sanıklar hakkında suç uydurma suçundan ihbarda bulunulması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde, … Yapı Taahhüt … Ltd. Şti. adına bono düzenlemeye yetkili olmadıkları halde adı geçen şirketi borçlu, katılan …’ı alacaklı olacak gösterir şekilde suça konu bonoyu düzenleyerek katılana verdikleri iddiasıyla sanıklar hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kamu davası açılmıştır.
2. … Jandarma Kriminal Laboratuvarının 03.06.2013 tarihli uzmanlık raporunda; suça konu bono üzerindeki “şirkete vekaleten” ibaresi yanındaki borçlu imzasının sanık …’un eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
3. Adli Tıp Kurumundan alınan 28.08.2014 tarihli raporda; bono üzerindeki yazı ve …’a atfen atılı bulunan imzanın sanık …’un eli ürünü olmadığı belirtilmiştir.
4. Sanık … savunmasında; … Yapı Taahhüt … Ltd. Şti.nin % 40 hissedarı olduğunu, Kargı İlçesinde yapacakları köprü işini katılan …’a ve çalışanlarına yaptırdıklarını, katılanın çalışmadıkları günlerin de parasını istediği ve kendilerine zorla suça konu bonoyu imzalattıklarını, katılana kendisinin şirket yetkilisi olduğunu söylemediğini, bonodaki yazıları kendisinin yazmadığını beyan etmiştir.
5. Sanık … savunmasında, … Yapı Taahhüt Şirketinde muhasebeci olarak çalıştığını, katılanın sanık …’a zorla bono imzalattığını, kendilerinin de kefil olarak imza atmalarını istediğini, bu nedenle senedi imzalamak zorunda kaldığını; sanık … savunmasında, şirkette saha sorumlusu olarak çalıştığını, katılan ve yanındakilerin sanık …’u tehdit ettiklerini ve zorla senet imzalattıklarını, sanık … ile kendisinin de kefil olarak imza atmalarını istediklerini, mecbur kaldıkları için senedi imzaladıklarını beyan etmişlerdir.
6. Katılan … beyanında; … isimli şirkette işçi olarak çalıştığını, sanık …’un kendisini bu şirketin şantiye şefi, sanık …’ın kendisini şirketin muhasebecisi, sanık … ise şirketin kalfası olarak tanıttığını, şirketten alacaklarının olduğunu, sanık …’a bu durumu söylediklerini, sanık …’ın “ayın yirmisine kadar alacağınıza karşılık size senet vereyim.” dediğini, kendilerinin de kabul ettiğini, yanlarında tanık H.A.’ın da bulunduğunu, tanığın cebinden bir tane boş senet çıkardığını, senetteki tüm rakam ve isimleri H.A.’ın doldurduğunu, senedi her üç sanığın da birlikte borçlu sıfatıyla imzaladıklarını beyan etmiştir.
7. Katılan tarafından … Yapı Taahhüt Şirketi ve sanıklar aleyhine açılan Ayfonkarahisar 5. İcra Müdürlüğü’nün 2012/2056 Esas sayılı icra takip dosyası ve … Yapı Taahhüt Şirketi tarafından Ayfonkarahisar 2. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2012/193 Esasında kayıtlı icra takibine itiraz dava dosyaları dosya arasına alınmıştır.
8. … Ticaret Odası’ndan gelen 04.09.2012 tarihli yazıya göre; … Yapı Taahhüt Şirketinin kuruluşundan itibaren yetkilisinin K.B. olduğu belirtilmiştir.
9. K.B.’nın soruşturma evresinde kollukta verdiği beyanda; katılan ve çalışanlarının şirketi adına çalıştıklarını, kendilerinden alacaklarının olmadığını, çalıştıkları sürelerin parasının kendilerine ödendiğini, ancak katılan ve yanındakilerin, çalışanları olan sanıkları darp ettiklerini, onların da kendilerini kurtarmak için senet imzalamak zorunda kaldıklarını, olaydan sonradan haberinin olduğunu, fotokopisi gösterilen senetle ilgili katılan ve çalışanlarına herhangi bir borçlarının olmadığını, bu yüzden ödeme yapmadıklarını beyan etmiştir.
10. Tanık H.A. beyanında; katılan ve arkadaşlarının sanıkların şirketinde çalıştıklarını ancak paralarını alamadıklarını bu nedenle kendisinden senet düzenlemesini istediklerini, kendisinin de suça konu bonoyu yazdığını ve sanıkların imzaladıklarını beyan etmiştir.
11. Mahkeme gerekçesinde, … Jandarma Kriminal Laboratuvarının 03.06.2013 tarihli uzmanlık raporunda, suça konu bonoda bulunan “şirkete vekaleten” yazısının sanık …’un eli ürünü olduğu, Adli Tıp Kurumu’nun 28.08.2014 tarihli raporunda ise bonodaki yazı ve sanık … adına atılı bulunan imzanın adı geçen sanığın eli ürünü olmadığı belirtilmiş ise de, sanığın imzayı kendisinin attığı yönündeki kısmi kabulü ve şirketi temsile yetkili olmadığı halde şirket adına kıymetli evrak düzenleyen faillerin, şirket yetkilisinin açık veya örtülü onayının olduğu durumlarda (örneğin şirketin yetkisiz temsilcisi tarafından düzenlenen çekin yetkili temsilci tarafından ödenmesi, yetkili temsilci yanında yetkisiz temsilci tarafından imzalanan kıymetli evraka yetkili temsilcinin itiraz etmemesi gibi) resmi evrakta sahtecilik suçunun oluşmayacağı, oysa dosya kapsamına göre katılanın yaptığı kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibe şirket vekili tarafından imzaya itiraz şeklinde itiraz edildiği, bu durumda şirketin asıl yetkilisi olan Korkmaz Bozkurt’un sanık tarafından şirket adına imzalanan kıymetli evrağı kabul etmediğinin açık olduğu, şeklindeki gerekçeyle sanık … hakkında mahkumiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılan Vekilinin Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Beraat Hükümlerine Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Dosya kapsamına göre sanıkların şeriği konumunda bulunan sanık … hakkındaki temyize konu 19.03.2015 tarihli mahkumiyet hükmünün, sanıklar yönünden 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (d) bendi gereğince olağan zamanaşımı geçtiği belirlenerek yapılan incelemede;
1. Sanıklar hakkında kurulan hükümlere yönelik temyiz sebeplerinin incelenmesinde, sanıkların savunmalarında suça konu bonoyu kefil olarak imzaladıklarını beyan etmeleri ve katılanın ise, savunmaları doğrulayarak sanık …’nin kendisini şirketin muhasebecisi ve sanık …’ın da şirket kalfası olarak tanıttığını söylemesi nedeniyle beraat hükümlerinde hukuka aykırılık görülmemiştir.
2. Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.
B. Sanık … Müdafiileri ve Katılan Vekilinin Sanık Hakkındaki Mahkumiyet Hükümlerine Yönelik Temyiz Sebepleri Yönünden
Yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, Mahkemenin yargılama sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dava dosyası içeriğine göre, katılan vekilinin ve sanık müdafiilerinin diğer yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır. Ancak;
1. … Jandarma Kriminal Laboratuvarının 03.06.2013 tarihli uzmanlık raporunda, suça konu bonoda bulunan “şirkete vekaleten” yazısının sanık …’un eli ürünü olup olmadığına dair bir değerlendirme yapılmadığı gibi, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan 28.08.2014 tarihli raporda ise, bonodaki yazıların sanık …’un eli ürünü olmadığının belirtilmiş olması, senetteki tüm rakam ve isimleri tanık H.A.’nın doldurulduğunun beyan edilmesi karşısında maddi gerçeğin kuşkuya yer bırakmayacak biçimde belirlenmesi bakımından; “şirkete vekaleten” ibaresinin tanık H.A.’nın eli ürünü olup olmadığı, bonodaki düzenlemeye ilişkin diğer yazılar ile bu ibarenin aynı kişi tarafından yazılıp yazılmadığı ve bonoya sonradan eklenip eklenmediği konusunda bilirkişi raporu alınarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ve araştırma ile mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre de; Adli emanetin 2012/94 sırasında kayıdı suça bononun dosyada delil olarak saklanması yerine, 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi uyarınca müzekkeresine karar verilmesi nedeniyle temyize konu karar hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Beraat Hükümleri Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle, Kargı Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.03.2015 tarihli ve 2014/31 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararlarında katılan vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden katılan vekilinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükümlerin, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık … Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Kargı Asliye Ceza Mahkemesinin, 19.03.2015 tarihli ve 2014/31 Esas, 2015/81 Karar sayılı kararına yönelik katılan vekili ve sanık müdafiilerinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
07.03.2023 tarihinde karar verildi.