YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7471
KARAR NO : 2022/16529
KARAR TARİHİ : 19.10.2022
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Sahte fatura düzenleme
…
…
…
1) Sanık … hakkında “2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan verilen beraat hükmüne yönelik katılan vekilinin temyizinin incelenmesinde;
Sanığın iddianame kapsamına göre hakkında mahkumiyet hükmü tesis edilen … ile suçu iştirak halinde işlediğinin iddia edilmemesi karşısında, … hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün zamanaşımını kesmeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Sanığa yüklenen “Sahte fatura düzenleme” suçunun Kanundaki cezasının türü ve üst sınırına göre, 5237 sayılı TCK’nin 66/1-e maddesinde öngörülen olağan dava zamanaşımının, kesen son sebep olan sanığın sorgusunun yapıldığı 09.09.2014 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği ve bu itibarla katılan vekilinin temyiz nedenleri yerinde görüldüğünden, diğer yönleri incelenmeyen hükmün 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA; ancak yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta aynı Kanun’un 322. maddesindeki yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün olduğundan, sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen olağan dava zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nin 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE,
2) Sanıklar … ve … hakkında “2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan verilen beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin, sanık … hakkında “2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme” suçundan verilen mahkûmiyet hükmüne yönelik sanık müdafisinin temyizinin incelenmesinde;
Sanık …’nın yokluğunda verilen hükmün, sanığın aynı zamanda MERNİS adresi de olan duruşmada bildirdiği adresine öncelikle 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/1 maddesine göre tebliğ edilmesi gerekirken, doğrudan aynı Kanun’un 21/2 maddesine göre yapılan tebliğ işleminin usulsüz olduğu ve sanık müdafisinin öğrenme üzerine temyizinin süresinde olduğu belirlenerek yapılan incelemede:
Sanıklar hakkında “2010 takvim yılında sahte fatura düzenleme“ suçundan açılan kamu davalarında; sanık …’nın savunmasında, her türlü belge düzenleme işini muhasebeci olan sanık …’nın yaptığını, kendisinin hiç belge düzenlemediğini beyan etmesi, sanık …’nın savunmasında, …’nın kendisini şirkete ortak yaptığını, “tüm yetkiler bende senlik bir şey yok” dediğini, ilkokul terk olup diplomasının olmadığını, noterde bir sürü belge imzalatıldığını, neye imza attığını ve şirketin ne iş yaptığını dahi bilmediğini beyan etmesi, sanık …’nın savunmasında, ücreti karşılığında firmanın muhasebe kayıtlarını tuttuğunu, sahte fatura düzenlenmesiyle ilgisinin bulunmadığını belirtmesi karşısında, maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek biçimde belirlenmesi bakımından;
1) Suça konu fatura asıllarının, bu faturaları kullanan mükelleflerden veya bu mükelleflerin ve sanıkların bağlı bulunduğu vergi dairesinden sorulmak suretiyle getirtilip dosya içine konulması, faturaların sanıklara gösterilerek yazı ve imzaların kendilerine ait olup olmadığının sorulması, kendilerine ait olmadığını söylemeleri halinde temin edilecek yazı ve imza örnekleri ile faturalardaki yazı ve imzaların sanıklara ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması,
2) Faturaları kullandığı belirlenen mükellefler hakkında düzenlenen karşıt inceleme raporları ile aynı mükellefler hakkında dava açılıp açılmadığının araştırılması, dava açılmış ise dosyalarının getirtilip incelenerek ilgili belgelerin onaylı örneklerinin dosyaya alınması,
3) Faturaları kullanan şirket yetkilileri veya kişilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nin 48. maddesi uyarınca çekinme hakları hatırlatıldıktan sonra sözü edilen faturaları hangi hukuki ilişkiye dayanarak kimden aldıkları, sanıkları tanıyıp tanımadıkları ve faturaların düzenlenmesi konusunda sanıkların bir iştirakinin bulunup bulunmadığının sorulması,
Sonucuna göre tüm deliller birlikte tartışılarak sanıkların hukuki durumlarının belirlenmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile mahkûmiyet ve beraat hükümleri kurulması yasaya aykırı,
4) Suçun sübutu halinde ise, hükümlerden sonra 15.04.2022 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 7394 sayılı Kanun’un 4 ve 5. maddeleriyle değişik 213 sayılı Kanun’un 359. maddesinin 3, 4, 5 ve 6. fıkra hükümleri uyarınca 5237 sayılı TCK’nin 7/2. maddesi de gözetilerek öncelikle lehe Kanun’un tespit edilip uygulama yapılması ve her iki Kanunla ilgili uygulamanın gerekçeleriyle birlikte denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak kararda gösterilmesi suretiyle sanıkların hukuki durumlarının yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … müdafisi ile katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükümlerin BOZULMASINA, 19.10.2022 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.