YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7618
KARAR NO : 2023/107
KARAR TARİHİ : 12.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Uzunköprü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/271 Esas, 2015/404 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 … hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına; hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına kararına yönelik temyizi, mağdur … şikâyetten vazgeçtiği hâlde hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilmesine ilişkindir.
2. Sanık müdafiinin resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüne yönelik temyizi, yüklenen suçun unsurlarının oluşmadığına, eksik araştırma ve incelemeyle karar verildiğine, … fiil hakkında iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Dava dışı … … … Tic. Ltd. Şti.ne satılan çeltik karşılığında adı geçen şirketten alınan lehtarı mağdur/suçtan zarar gören … olan 57.394,24 TL, 120.000,00 TL ve 121.054,24 TL tutarındaki suça konu 3 adet çeki mağdur adına cirolayıp kendisini hamil olarak göstererek 25.10.2013 ve 30.12.2013 tarihlerinde bankaya ibraz eden sanığa ödeme yapılmıştır.
2. Mağdurun suça konu çeklerde adına atılı ciro imzalarının sahte olduğunu beyan ederek şikâyetçi olması üzerine başlatılan soruşturma sonucunda sanık hakkında resmi belgede sahtecilik ve hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlarından kamu davası açılmıştır.
3. Sanık kovuşturma aşamasındaki sorgusu ve soruşturma aşamasındaki ifadesinde özetle, mağdura ait olan ve icar karşılığı ektiği tarlalardan elde ettiği ürünü … … … Tic. Ltd. Şti.ne sattığını, söz konusu tarlaların mağdur adına kayıtlı olması nedeniyle suça konu çeklerin mağdur lehine düzenlendiğini, satmış olduğu ürün karşılığı kendisine verilen çekleri mağdurun bilgisi ve rızası dahilinde onun yerine cirolayıp bankaya ibraz ederek tahsil ettiğini, icar nedeniyle 81.000,00 TL borçlu olduğu mağdura 41.000,00 TL ödeme yaptığını, kalan 40.000,00 TL borç için mağdurun şikâyetçi olduğunu beyan etmiştir.
4. Katılan aşamalarda özetle, tarlalarında yetiştirdiği çeltiği … … … Tic. Ltd. Şti.ne sattığını, ticari faaliyetine ilişkin 15 yıldır kendisine yardımcı olan sanığın suça konu çekleri adı geçen şirketten aldığı halde kendisine teslim etmediği ve sahte ciro imzası atıp bankaya ibraz ederek tahsil ettiğini beyan etmiştir.
Katılan vekili duruşmada, sanığın mağdura 81.000,00 TL borcu olduğunu beyan etmiş; mağdur 16.03.2015 tarihli şikâyetten vazgeçme dilekçesinde, suça konu çeklerde sanığın da alacağı olduğunu belirtmiştir.
5. Sanık tarafından hazır edilen ve tanık olarak dinlenen…., sanığın mağdura ait tarlalara icarla çeltik ektiğini beyan etmiştir.
6. Adli emanette kayıtlı çeklerin asıllarının, duruşmada incelenmediği ve denetime olanak verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulmadığı görülmüştür.
7. İlk derece mahkemesince, sanığın mağdurla aralarında hukuki ilişki bulunduğuna yönelik herhangi bir delil ibraz edemediğinden bahisle savunmanın suçtan kurtulmaya yönelik olduğu, sanığın yüklenen suçları işlediği kabul edilerek Hukuki Süreç bölümünde açıklandığı şekilde karar verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Sanık hakkında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 231 inci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının; Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 03.02.2009 tarihli ve 2008/11-250 Esas, 2009/13 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin onikinci fıkrası gereği itiraz yoluna tabi olduğu, temyizinin mümkün olmadığı ve aynı Kanun’un 264 üncü maddesinin birinci fıkrasındaki
düzenleme dikkate alınarak kanun yolu incelemesinin itiraz merciince yapılması gerektiği ve sanık hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına yönelik yapılan itirazın merciince incelenerek karara bağlanmış olduğu anlaşılmıştır.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanık hakkında mağdur adına sahte ciro imzaları attığı suça konu çekleri kullanmak suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla açılan kamu davasında; maddi gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti için;
a) Belgelerde sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdiri hâkime ait olduğundan, suça konu çeklerin asılları duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle, özellikleri duruşma tutanağına geçirilerek, yasal unsurları taşıyıp taşımadıkları ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı değerlendirilerek, belgelerin asıllarının denetime olanak verecek biçimde dosya içerisinde bulundurulması,
b) Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 30.03.1992 tarih ve 80/98 sayılı kararında da belirtildiği üzere, belgede sahtecilik suçlarında önceden verilen rıza üzerine borçlu yerine onun imzasının atılmasında zarar verme bilinç ve iradesi ile hareket edilmediğinden suç kastından söz edilemeyeceği gibi rızanın açık veya zımni olabileceği ve özellikle iki kişi arasındaki ilişkiler, böyle bir rızanın varlığını ciddi olarak kabule elverişli olduğu takdirde, bu rızaya dayanarak başkasının yerine imza atan kimsede sahtecilik kastının varlığının kabul olunamayacağı nazara alındığında; dava dışı … … … Tic. Ltd. Şti.nin yetkilisinin açık kimlik ve adres bilgilerinin tespiti ile tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılarak CMK’nın 48. maddesi uyarınca çekinme … hatırlatıldıktan sonra suça konu çekleri hangi hukuki ilişkiye dayanarak kime verdiği, sanığı tanıyıp tanımadığının sorulması; suç tarihlerinden önce mağdur lehine düzenlenen ancak sanık tarafından tahsil edilen başkaca çekler bulunup bulunmadığının araştırılması, gerekirse bu çekleri düzenleyen kişilerin tanık olarak dinlenmesi; mağdurun tarlalarının bulunduğu bölgeyi iyi bilen, sanık ve mağdur ile aralarında akrabalık ve husumeti bulunmayan üç kişinin açık kimlik bilgilerinin tespiti ile tanık olarak duruşmaya çağrılarak, mağdurun sahibi olduğu tarlaları sanığa icara verip vermediğinin sorulması,
Elde edilen tüm deliller tartışılarak, sanığın sahtecilik kastıyla hareket edip etmediğinin belirlenmesi, yüklenen suçun sübutunun kabulü hâlinde 5237 sayılı Kanun’un 211 inci maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle hüküm kurulması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
2. Kabule göre de; 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması, bozmayı gerektirmiştir.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma Suçundan Verilen Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılması Kararı Yönünden
Gerekçe bölümünde A. bendinde açıklanan nedenle, dava dosyasının İNCELENMEKSİZİN İADESİNE,
B. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde B. bendinde açıklanan nedenle, Uzunköprü 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.03.2015 tarihli ve 2014/271 Esas, 2015/404 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
12.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.