Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/7794 E. 2021/8357 K. 13.10.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/7794
KARAR NO : 2021/8357
KARAR TARİHİ : 13.10.2021

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi

1)… İletişim adlı … yerinde iletişim danışmanı olarak görev yapan sanık … hakkında, müşteki … adına, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyetine giriş yapmadığı halde, 01.07.2011 tarihinde giriş yapmış gibi form düzenleyip müşterinin rızası ve bilgisi dışında 352481045379019 IMEI numaralı cihazın kayıt altına alınması için sahte talep yazısı düzenleyerek Telekomünikasyon Kurumu Başkanlığına gönderdiği, söz konusu kurumun belge içeriğinin doğruluğunu Emniyet Genel Müdürlüğünden sormak suretiyle denetlemesi sonucunda katılanın belirtilen tarihte yurt dışına çıkmadığının anlaşıldığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediği iddia olunan olayda; sanığın aşamalardaki savunmalarında, çalıştığı … yerinde diğer çalışanların kendi şifresini bildikleri için bu işlemi yapmış olabileceklerini savunması karşısında, gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde tespiti bakımından; suça konu belge üzerindeki yazı ve imzaların müşteki ya da sanığa ait olup olmadığı hususunda bilirkişi incelemesi yaptırılması, suç tarihinde … Telekomünikasyon ve Dayanıklı Tüketim Mam. Paz.AŞ.’nin Çemberlitaş Şubesinde çalışan kişiler belirlenip sanığa ait şifrenin herkes tarafından kullanılıp kullanılmadığının tespit edilmesi, UYAP üzerinden yapılan kontrolde sanık hakkında özel belgede sahtecilik ile Elektronik Haberleşme Kanunu’na aykırılık suçlarından karar verilmiş, halen derdest veya temyiz aşamasında bulunan dosyalar olduğu anlaşılmakla bu dosyalar getirtilip, derdest olmaları halinde birleştirilmesi, aksi takdirde bu davayı ilgilendiren kısımlarının onaylı örneklerinin alınmasından sonra, belgelerde sahtecilik suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu ve suç tarihleri ile zaman aralığı birlikte dikkate alınarak; sanığın fiillerinin her biri yenilenen kastla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla kanunun aynı hükmünü, kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme tek suçu mu oluşturduğunun tartışılması, Telekomünikasyon Kurumu Başkanlığının ibraz edilen suça konu belgenin gerçek ve talep içeriğinin doğru olup olmadığına dair kurum tarafından yapılan araştırmanın, mutat bir uygulama olup olmadığı, ilgili kurumdan sorulmasının mutat olması halinde yapılan araştırma sonunda belgenin sahteliğinin ortaya çıkacak olması sebebiyle hukuki sonuç doğurmayacağı da gözetilerek, suçun sübutu halinde; hükümden önce 19.02.2014 tarih ve 28918 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 6518 sayılı Kanunun 104 ve 105. maddeleri ile değişik 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 63. maddesinin 10. fıkrası ile yaptırıma bağlanan 56. maddesinin 4. fıkrasındaki “Kişinin bilgisi ve rızası dışında işletmeci veya adına … yapan temsilcisi tarafından abonelik tesisi, işlemi veya elektronik kimlik bilgisini haiz cihazların kayıt işlemi yapılamaz ve yaptırılamaz, bu amaçla gerçeğe aykırı evrak düzenlenemez, evrakta değişiklik yapılamaz ve bunlar kullanılamaz” hükümleri karşısında, özel hüküm niteliğinde bulunan ve lehe olan 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 56. maddesindeki düzenleme de gözetilerek, sanığa ön ödeme önerisinde bulunulması suretiyle sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik araştırma ve inceleme ile beraatine hükmolunması,
2)Sanığın eylemine uyan “5809 sayılı Kanun’a aykırılık” suçunda hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunu’nun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nin 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, 13.10.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.