YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8272
KARAR NO : 2023/55
KARAR TARİHİ : 10.01.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2015 tarihli ve 2014/475 Esas, 2015/149 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 50 nci maddesi uyarınca 10 … hapis cezasının paraya çevrilmesi sonucunda 6000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği; boş olarak imzalı şekilde verilen belgenin anlaşmaya aykırı şekilde doldurulduğu iddiası olması halinde dahi katılan tarafın aksini yazılı delille ispatlaması ve mahkemenin bu hususu gerekçeli kararında açıklaması gerektiğine, belgedeki sonradan atıldığı kabul edilen tarihin sanığın eli ürünü olup olmadığı hususunda bilirkişi raporu alınması ile sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme şartlarının tartışılmaması gerekçeleriyle kararın bozulması talebine, ilişkindir.
2. Sanığın temyiz isteği; belge üzerindeki tarihi kendisinin attığına dair aleyhine delil olmamasına rağmen katılanla aralarında yıllardır süren husumet de göz ardı edilerek hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün bozulması talebine, ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık ile katılanın bir dönem evli oldukları, … 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2007/1156 Esas ve 2007/693 Karar sayılı ilamla boşandıkları ve müşterek çocuk için sanığın nafaka ödemesine hükmedildiği, katılanın ödenmeyen nafaka borçlarının tahsilini sağlamak amacıyla icra takibi yoluna gittiği ve … 2.İcra Müdürlüğünün 2012/1712 Esas sayılı dosyası ile icra takibine başlandığı, sanığın bu takibe konu edilen borcu 17.09.2011 tarihinde ödediğini iddia ederek menfi tespit davası açtığı, davanın … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/348 Esas sayılı dosyası ile görülmeye başlandığı, sanığın ilgili dosyaya delil olarak adli emanetin 2014/156 sıra numarasında kayıtlı bulunan ibranameyi sunduğu, Adli Tıp Kurumundan alınan raporda incelenen belgenin “17.09.2011 tarihli “Geçmişe dair alacağım nafaka yok aldım. Alacağım kalmadı.” yazılı … Semen adına imzalanmış belge olduğu anlaşılmıştır. Katılan bu yazıyı daha önceki bir dönemde sanığa tarihsiz olarak düzenleyip verdiğini, ancak menfi tespit davasına dayanak yapılan bu belgedeki tarihin sonradan eklenmiş olduğunu iddia etmektedir.
2. Adli Tıp Kurumunun 23…..2014 tarihli raporunda “İnceleme konusu belgede yer alan tarih rakamlarının belgedeki diğer yazıları yazan … Semen’in el ürünü olmadığı”, 25.11.2013 tarihli raporda da “İnceleme konusu belgede yer alan tarih kısmının belgeye farklı evsafta bir kalem ile sonradan eklendiği” hususları tespit edilmiştir.
3. Sanık, hazırlık ve kovuşturmadaki beyanlarında belgede tahrifat yapmaksızın mahkemeye sunduğunu beyan etmiştir.
4. Katılan, belgeye tahrifen eklenen tarih olan “17.09.2011” tarihinde “Semen” soyadını kullanmadığını, boşanmış olması sebebiyle “Ayaş” soyadını kullandığını beyan etmiştir.
5. Mahkemece nüfus kayıtları getirtilerek yapılan incelemede katılanın 17.09.2011 tarihinde “Ayaş” soyadını kullandığı belirlenmiş ve katılanın bu yöndeki iddiasının doğruluğu ispatlandığından sanığın hukuken korunan bir içeriği olan özel belgeyi ekleme yaparak kullandığı gerekçesiyle özel belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine ve ayrıca sanığın dosyaya yansıyan kişilik özellikleri dikkate alındığında tekrar suç işlemeyeceğine dair kanaate varılmadığından hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına hükmedilmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin ve sanığın temyiz isteği yönünden; katılanın “Geçmişe dair alacağım nafaka yok aldım. Alacağım kalmadı.” şeklinde yazarak imzaladığını ve tarihsiz şekilde sanığa verdiğini kabul ettiği, belgenin bu şekilde özel belge vasfını haiz olduğu, alınan bilirkişi raporlarıyla da belirlendiği üzere belgeye sonradan tarih eklenmek suretiyle gerçekleşen eylemin (maddi sahteciliğin) özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağından mahkemenin kabulünde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda … sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç tipi ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık ve müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleride reddedilmiştir.
3. Sanık hakkında kurulan hükümde, Yargıtay tarafından düzeltilmesi mümkün görülen belirlenen gün para cezası adli para cezasına çevrilirken, uygulama maddesi olarak 5237 sayılı TCK’nin 52/2
maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nin 232/6. maddesine muhalefet edilmesi dışında bir hukuka aykırılık görülmemiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde 3 numaralı bentte açıklanan nedenle Ilgın Asliye Ceza Mahkemesinin, 25.03.2015 tarihli ve 2014/475 Esas, 2015/149 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasının 4 numaralı paragrafında “takdiren günlüğü 20 TL” ibaresinden önce gelmek üzere; “TCK’nın 52 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca” ibaresinin eklenmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.01.2023 tarihinde karar verildi.