YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8311
KARAR NO : 2023/2205
KARAR TARİHİ : 29.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/93 E., 2015/212
SUÇLAR : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet, beraat
TEMYİZ EDENLER : Katılan, sanık müdafii
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Kısmi Onama, Kısmi bozma
Sanık müdafiinin duruşmalı inceleme isteminin hükmolunan cezanın süresine göre koşulları bulunmadığından, 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesinin birinci fıkrası gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 318 inci maddesi uyarınca oy birliğiyle reddine karar verilmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2014/93 Esas, 2015/212 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında;
1.Dolandırıcılık suçundan, 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca beraat kararı,
2.Resmi belgede sahtecilik suçundan,5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1. Katılan, süre tutum dilekçesi niteliğinde temyiz dilekçesi sunmuş, gerekçeli kararın tebliğine rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunmamıştır.
2. Sanık müdafiinin temyiz isteği, sanığın suç işleme kastının olmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanın, sanığın yetkilisi olduğu … Temizlik Gıda İnş. Teks Ltd Şti.’nde çalıştığı, sanığın isteği üzerine farklı bankalardan kredi çekip sanığa verdiği, sanığın çekilen kredinin taksitlerini 5 ay süreyle ödedikten sonra kalan kısmını ödemediği, bunun karşılığında katılana suça konu 19.11.2011 düzenleme, 19.11.2012 ödeme tarihli 100.000.00 TL bedelli bonoyu düzenleyip bononun arkasındaki … Güvenlik Ltd. Şti. kaşesi üzerine söz konusu şirketin yetkili müdürü ya da ortağı olmadığı ve bu şirketle bir ilişkisinin bulunmadığı halde imza atıp cirolayarak verdiği, alınan bilirkişi raporuna göre birinci ciranta olarak görünen … Güvenlik Koruma Ltd. Şti. kaşesi üzerindeki imzanın sanığın eli ürünü olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında; … Temizlik Gıda İnş. Teks Ltd Şti. yetkilisi olduğunu, katılanın iş yerinde çalıştığını, ancak emekli olduğundan ve sigorta yaptırılırsa emekli maaşının kesileceğini söylediğinden sigortasının yaptırılmadığını, paraya ihtiyacı olduğunu ve kredi çekemediğini katılana söylediğini, katılanın da kendisine “ben bankadan kredi çekerim, sana parayı veririm, sen de bana kâr payı verirsin” dediğini, kendisinin de kabul etmesi üzerine katılanın çeşitli bankalardan kredi çektiğini ve kendisine 87.000 TL verdiğini, 2012 yılının 4. ayına kadar taksitlerin kendisi tarafından ödendiğini, ancak mali krize girmesi nedeniyle devam eden taksitleri ödeyemediğini, … Güvenlik Koruma Ltd. Şti. ile ortaklığının olmadığını ancak şirket adına genel vekaletnamesi olduğunu, bankalara ibraz edilen katılanın … Güvenlik Koruma Ltd. Şti.’de çalıştığını ve gelir durumunu gösteren belgelerin şirket müdürü olan A.Y. tarafından imzalandığını savunmuş, aşamada … Güvenlik Koruma Ltd Şti. adına yetkili kılındığına dair Beyoğlu 37. Noterliğinin 13.12.2005 tarihli vekaletnamesini sunmuştur.
3. Tanık A.Y. … Güvenlik Koruma Ltd. Şti.’nin yetkili müdürü olduğunu, katılanın … Güvenlik Koruma Ltd. Şti.’de çalıştığını gösterir 18.10.2011 ve 20.10.2011 tarihli belgelerdeki imzaların kendisine ait olduğunu, ancak bu belgeleri boş olarak imzaladığını, evrakları gerçeğe aykırı bir şekilde kimin doldurduğunu bilmediğini, sanığa şirket adına Beyoğlu Noterliğinden vekalet verdiğini, sanığın katılana kredi çektirmesi ile krediyi ödeyemeyince şirket adına bono düzenlenmesi konusunda bilgisinin olmadığını beyan etmiştir.
4. … Güvenlik Koruma Ltd. Şti. adına münferiden hareketle A.Y.’nin Beyoğlu 37. Noterliğinin 13.12.2005 tarihli vekaletnamesiyle sanık …’ı vekil tayin ettiği, ancak vekaletnamede kambiyo senedi düzenleme yetkisinin bulunmadığı anlaşılmıştır.
IV. GEREKÇE
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1. Sanığın yargılama konusu eylemi için, 5237 sayılı Kanun’un 157 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca belirlenecek cezanın türü ve üst haddine göre aynı Kanun’un 66 ncı maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi gereği 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin öngörüldüğü anlaşılmıştır.
2. 5237 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin ikinci fıkrasının (a) bendi uyarınca zamanaşımı süresini kesen son işlemin sanığın 13.11.2014 tarihli sorgusu olduğu ve bu tarihten, temyiz incelemesi tarihine kadar, 8 yıllık olağan zamanaşımı süresinin gerçekleşmiş olduğu belirlenmiştir.
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
1.Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hâkime ait olduğu dikkate alınarak, öncelikle suça konu bononun getirtilerek duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan ve denetime olanak verecek şekilde dosyada bulundurulduktan sonra aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a) Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 14.12.1992 tarihli ve 1/5 ile Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 24.03.1998 tarih ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için ilgili kambiyo senedinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda (6102 sayılı Kanun) öngörülen bütün unsurlarını taşımasının gerektiği, aksi takdirde yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiilin, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı; mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 688 inci maddesinin altıncı fıkrası ve 689 uncu maddesinin dördüncü fıkrası (6102 sayılı Kanun’un 776 ve 777 inci maddeleri) uyarınca bonoda düzenleme yerinin yazılı bulunmasının zorunlu olduğu ve düzenlendiği yeri gösterilmeyen bir bononun düzenleyenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılacağı, anılan kararda belirtildiği üzere, düzenleme yerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve başka yerleşim yerlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi gerektiği dikkate alındığında; suça konu belgenin dosyada bulunan sureti üzerinde heyetimizce yapılan bonoda düzenleme yerinin belirtilmediği, düzenleyenin ismi altında da herhangi bir idari birimin yazılı olmadığı ve suç konusu belgenin bono vasfını taşımadığı anlaşılmakla özel belge niteliğinde olacağı, bu nedenle sanığın eyleminin 5237 sayılı Kanun’un 207 nci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyet hükmü kurulması,
b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Dolandırıcılık Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2014/93 Esas, 2015/212 Karar sayılı kararına yönelik katılanın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesinin birinci fıkrası gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının 5271 sayılı Kanun’un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası gereği gerçekleşen olağan zamanaşımı nedeniyle, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle DÜŞMESİNE,
B. Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenle İstanbul 51. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.05.2015 tarihli ve 2014/93 Esas, 2015/212 Karar sayılı kararırına yönelik katılan ve sanık müdafiinin temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
29.03.2023 tarihinde karar verildi.