YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8344
KARAR NO : 2023/1797
KARAR TARİHİ : 21.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2013/67 E., 2015/219 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık, katılan, Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Katılan …’un 24.05.2015 tarihli dilekçesi ile şikayetinden vazgeçmesi karşısında, hakkındaki katılma kararı hükümsüz kalacağından, kararı temyiz etme hak ve yetkisinin sona erdiği
belirlenmiştir.
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz eden sanık ve Cumhuriyet savcısının hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2015 tarihli ve 2013/67 Esas, 2015/219 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 207 nci maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddesi uyarınca, 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi eksik inceleme yapıldığına, suçun unsurlarının oluşmadığına, hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağına; katılanın temyiz istemi sanığın görevi kötüye kullanma suçundan da cezalandırılması gerektiğine, eyleminin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğuna; Cumhuriyet savcısının temyiz istemi sanığın görevi kötüye kullanma suçundan da cezalandırılması gerektiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde Antalya Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanın şikayetçi olması üzerine yargılanıp taahhüdü ihlal suçundan ceza aldığı Antalya 5. İcra Mahkemesinin 2010/1385 esas sayılı dosyasına, daha önce katılanın vekilliğini yaptığı dönemden kalan vekaletnameye dayanarak hazırladığı yetki belgesini hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilen avukat …’e verip şikayetten vazgeçme dilekçesi hazırlatıp sunmasını sağladığı iddiasıyla hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık; katılana borcu olduğunu, ancak aralarında hazırladıkları protokol sonucunda 26 taksitten 7 adedini ödediğini, katılanın protokol gereğince şikayetten vazgeçmesi gerektiği halde vazgeçmediğini, kolluk güçlerinin yakalaması nedeniyle irtibat kurduğu katılanın kendisi ve avukatının il dışında olduğunu söylemesi üzerine katılanın kendisinde bulunan vekaletname ile hazırladığı yetki belgesini avukat …’e verdiğini ve şikayetten vazgeçme dilekçesini hazırlayıp dosyaya sunmasını istediğini, katılanın Antalya’da olması halinde cezanın düşeceğini, suç kastı ile hareket etmediğini beyan ederek atılı suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Katılanın; oluşu benzer şekilde anlattığı, sanığa daha önce vekalet verdiğini, söz konusu dava için verdiği ayrı bir vekaletnamenin olmadığını, şikâyetçi olduğunu beyan ettiği; temyiz aşamasında sunduğu dilekçe ile aralarındaki samimiyet nedeniyle sanığın böyle bir işlem yaptığını, şikayetinden vazgeçtiğini bildirdiği anlaşılmıştır.
4. Tarafların kabul ettiği vekaletname başlıklı belge, yetki belgesi ve mahkeme hakimi tarafından sanık ile şikayetten vazgeçenin aynı kişi olduğunun tespit edilip not edildiği şikayetten vazgeçme dilekçesi ile sanık ve katılanın aralarında düzenledikleri, 26 taksit üzerinde anlaştıkları, borç ödenene kadar icra dosya işlemlerinin süreceğinin belirtildiği ve icra dosyalarına sunulan protokol başlıklı belgenin dosya arasında yer aldığı, icra mahkemeleri çalışanlarının tanık olarak dinlendikleri anlaşılmıştır.
5. Mahkeme tarafından; sanığın savunmaları, katılanın beyanı, suça konu belgeler, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamına göre sanığın 5237 sayılı Kanun’un 44 üncü maddesi gereğince daha ağır cezayı gerektiren özel belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkûmiyet kararı verilmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Katılanın Temyiz İstemi Yönünden
Hükmü süresinde temyiz eden katılanın 24.05.2019 tarihli dilekçe ile şikayetten vazgeçtiğini bildirdiği, 5271 sayılı Kanun’un 243 üncü maddesi gereğince, şikayetten vazgeçme halinde katılma kararının hükümsüz kalacağı ve kararı temyiz etme hak ve yetkisinin sona ereceği anlaşılmıştır.
B. Sanık Ve Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemleri Yönünden
Dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, Mahkemenin sanığın iddianame konusu eylemi gerçekleştirdiği hususundaki sübuta yönelik kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir. Ancak;
1. Suç tarihinde Antalya Barosuna kayıtlı avukat olarak görev yapan sanığın, katılanın şikayetçi olması üzerine yargılanıp taahhüdü ihlal suçundan ceza aldığı Antalya 5. İcra Mahkemesinin 2010/1385 esas sayılı dosyasına, daha önce katılanın vekilliğini yaptığı dönemden kalan vekaletnameye dayanarak hazırladığı yetki belgesini hakkında son soruşturmanın açılmasına yer olmadığına karar verilen avukat …’e verip şikayetten vazgeçme dilekçesi hazırlatıp sunmasını sağlaması biçimindeki eyleminin bir bütün halinde basit yaralama kapsamında kalan görevi kötüye kullanma suçunu oluşturduğu ve hükümden sonra, 16.03.2021 tarih ve 31425 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin 14.01.2021 tarihli 2020/81 Esas ve 2021/4 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’na 17.10.2019 tarih ve 7188 sayılı Kanunu’nun 31. maddesiyle eklenen geçici 5. maddesinin (d) bendinde yer alan “hükme bağlanmış” ibaresinin, basit yargılama usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında; sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2. Sanık hakkında tekerrüre esas alınan hükmün Yargıtay 5. Ceza Dairesinin 14.02.2022 tarihli ve 2021/8190 Esas, 2022/1742 Karar sayılı ilamı ile zamanaşımı süresinin gerçekleşmesi nedeniyle düşmesine karar verildiğinin gözetilmemesi,
3. Kasıtlı suçtan mahkumiyetin kanuni sonucu olan ve kazanılmış hak kapsamına girmeyen 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Katılanın Temyiz İstemi Yönünden
Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenle katılan temyiz isteğinin, karar tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 317 nci maddesi uyarınca REDDİNE,
B. Sanık Ve Cumhuriyet Savcısının Temyiz İstemleri Yönünden
Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle Antalya 6. Ağır Ceza Mahkemesinin, 17.04.2015 tarihli ve 2013/67 Esas, 2015/219 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
21.03.2023 tarihinde karar verildi.