Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8532 E. 2023/3282 K. 26.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8532
KARAR NO : 2023/3282
KARAR TARİHİ : 26.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/681 Esas, 2015/406 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafinin temyizi, şikayetçilerin borçlarını ve imzalarını kabul ettiğine, icra hukuk dosyalarında temyizden feragat ettiklerine, teminat senedi sözleşmesi başlıklı fotokopi belgenin sahte olarak oluşturulduğuna, müvekkili hakkında lehe hükümlerin uygulanmadığına ve hakkında beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanıklarla şikayetçiler arasında ticari ilişki olduğu, bu kapsamda şikayetçilerin dava konusu bonoyu teminat olarak imzalayarak sanığa verdiği, ancak sanığın bono üzerine eklemeler yaparak ve teminat senedi olmasına karşın cirolayarak kullandığı iddiası ile üzerine atılı suçu işlediğinden bahisle kamu davası açılmıştır.
2. Sanık savunmalarında, şikayetçilerle arasında ticari ilişki olduğunu, bu kapsamda kendisine biriken borçları nedeniyle çekler verdiklerini, ancak çekleri de ödeyemedikleri için dava konusu bonoyu imzaladıklarını, yine borcu ödemedikleri için kendisinin de cirolayarak borcu nedeniyle kullandığını, kendisinin senet üzerine adresleri ve tediye tarihini eklediğini, ancak sahtecilik yapmadığını, şikayetçilerin icra takibini yapan şirket ile anlaştığını, borcu kabul ettiklerini, bu nedenle suçlamaları kabul etmediğini beyan etmiştir.
3. Şikayetçi … beyanında, sanıkla ticari ilişkileri olduğunu, almış oldukları malzemeler karşılığında teminat senedi olarak söz konusu bonoyu verdiklerini, daha sonra borçlarını çek ve nakit olarak ödediklerini, sanığın buna rağmen bilgi ve rızaları dışında senede eklemeler yaparak şahsi senedini kullandığını ifade etmiştir.
4. Dosya arasında bulunan uzmanlık raporuna göre, senede eklemeler yapıldığı iddia edilen bölümlerdeki yazı ve rakamların sanığın eli ürünü olduğu belirtilmiştir.
5. Mahkemece taraflar arasında ticaret var ise de özellikle senedin teminat olarak verildiği ve … Şti’nin borcun dışında tutulmasının istenildiği ve bu hususta anlaşmaya varılmasına rağmen sanığın alacağını güvence altına almak amacıyla senet metnine eklemeler yaparak şirketleri de borçlu gösterip senedi ciro ettiği bu şekilde gerçekleşen eylemin resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu kabulü ile sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini … ait olup, öncelikle suça konu belge aslının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının kararda tartışılması ile belge aslının denetime olanak verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2. Kabule göre de; taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunun taraflarca kabul edilmesi ve şikayetçilerin borçlarını kabul ederek icra takibi yapan şirkete ödeme taahhüdünde bulunması, sanığın da savunmasında kendisine olan borçlarını ödemedikleri için senette borçlu olarak görünen 2 ve 5 numaralı kısımları kendisinin yazdığını kabul etmesi karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 211 inci maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerekmesi,
3. Suça konu bono aslının, dosyada delil olarak saklanması yerine icra dosyasına iadesine karar verilmesi,
4. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bursa 13. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/681 Esas, 2015/406 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

26.04.2023 tarihinde karar verildi.