Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/8620 E. 2023/2930 K. 12.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/8620
KARAR NO : 2023/2930
KARAR TARİHİ : 12.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.05.2015 Tarihli ve 2014/378 Esas, 2015/343 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında
1. Sahte kambiyo senedi düzenleme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına,
2. Sahte kimlik belgesi düzenleme suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına
Karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; göstereceği tanıklar ve şikâyetçi … dinlenilmeden yokluğunda karar verilerek savunma hakkının kısıtlandığına, sahte kimlik düzenleme suçu ile ilgisinin bulunmadığına, kambiyo senetlerindeki borçlu imzalarının şikâyetçi …’ya ait olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanık Hakkında Kurulan Hükümlere ve Temyizin Kapsamına Göre Yapılan İncelemede
1. Şikâyetçi …’ın, sanığın bilgisi ve rızası dahilinde ev eşyalarını toplamak için sanığa ait eve girdiğinde, kendisinin borçlu olarak göründüğü 2 adet kambiyo senedi ile üzerinde …’un fotoğrafı bulunan ve şikâyetçi …’un kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş nüfus cüzdanını bulduğundan bahisle 15.11.2011 tarihinde Cumhuriyet Başsavcılığına şikâyet dilekçesi verip aynı gün bahse konu kambiyo senetleri ve nüfus cüzdanını Cumhuriyet savcısına teslim etmesi üzerine başlatılan soruşturma kapsamında; sanık hakkında, borçlusu şikâyetçi … olarak görünen 2 adet sahte kambiyo senedi ile üzerinde …’un fotoğrafı bulunan ve diğer şikâyetçi …’un kimlik bilgilerine göre düzenlenmiş sahte nüfus cüzdanı düzenlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Soruşturma aşamasında alınan 20.06.2014 tarihli raporda; suça konu kambiyo senetlerinin ön yüzlerindeki borçlu imzalarının …’ın eli ürünü olmadıkları, keşideci el yazılarının sanığın eli ürünü olduğu, tamamen sahte olarak üretilen suça konu nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetine haiz olduğu belirtilmiş.
3. Sanık savunmalarında özetle; suça konu nüfus cüzdanı ile ilgisinin bulunmadığını, kambiyo senetlerindeki el yazılarının kendisine, borçlu imzalarının şikâyetçi …’a ait olduklarını, yüklenen suçu işlemediğini beyan etmiştir.
4. … … soruşturma aşamasında özetle; sanığa ait eve girdiğinde suça konu belgeleri bulduğunu, adına düzenlenen senetlerin sahte olduğunu ve sanığa borcunun olmadığını beyan etmiştir.
5. Mahkemece, sanığın suça konu kambiyo senetleri ve nüfus cüzdanını sahte olarak düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. İzmir C. Başsavcılığının 12.09.2014 tarihli ve 2011/12834 sayılı iddianamesi ile sanık hakkında ayrıca sahte … belgesi düzenlemek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu da işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı, hükmün gerekçesinde sanığın sahte … belgesi düzenlediğine ilişkin delil bulunmadığı kabul edildiği hâlde, sahte … belgesi düzenlemek suretiyle işlendiği iddia olunan resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulmadığı anlaşılmakla; Mahkemece söz konusu suça ilişkin ayrıca hüküm kurulması mümkün görülmüştür.
2. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
a. Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar’’ bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi hâlinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi hâlinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olarak kabul edilmesi gerektiği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde, “değişik zamanlarda” denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması karşısında; dosya kapsamına göre, aynı anda ele geçen suça konu kambiyo senetleri ve nüfus cüzdanının farklı tarihlerde düzenlendiklerine dair kesin delil elde edilmediği, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı, sahte belge çeşitliliğinin 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınarak tek hüküm kurulması gerekirken, resmi belgede sahtecilik suçundan iki ayrı mahkumiyet hükmü kurulması,
b. Kabule göre de;

aa. Adli emanette kayıtlı suça konu belgelerin dosyada delil olarak saklanması yerine 5237 sayılı Kanun’un 54 üncü maddesi uyarınca müsaderesine karar verilmesi,
Hukuka aykırı bulunmuştur.
bb. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu anlaşılmıştır.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 43. Asliye Ceza Mahkemesinin,12.05.2015 tarihli ve 2014/378 Esas, 2015/343 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

12.04.2023 tarihinde karar verildi.