YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9011
KARAR NO : 2023/2112
KARAR TARİHİ : 28.03.2023
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/129 E., 2015/384 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Sanık müdafii, Cumhuriyet savcısı
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun ( 5271 sayılı Kanun ) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2014/129 Esas, 2015/384 Karar sayılı sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 58 inci maddesinin altıncı ve yedinci fıkraları ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, tekerrür hükümlerinin uygulanmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
1.Sanık müdafinin temyiz isteği; sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanmadığına ve kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
2. Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyanda bulunmaya teşebbüs suçundan dava açıldığı ve eyleminin de teşebbüs aşamasında kaldığı ancak sonuç ceza belirlenirken 5237 sayılı Kanun’un 35 inci maddesindeki teşebbüs hükümlerinin uygulanmayarak sanığın aleyhine olacak şekilde hakkında fazla ceza tayini yoluna gidilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde sanığın, sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken hız ihlali yaptığı gerekçesiyle uygulama yapan trafik ekiplerince durdurulduğu, kendisini amcasının oğlu olan … olarak tanıttığı, tedirgin hareketler sergilemesi üzerine sanığa kimliği ile ilgili sorular sorulduğunda sürücü belgesi olmadığı için amcasının oğlu olan …’e ait kimlik bilgilerini verdiğini beyan edip gerçek kimliğini söylediği anlaşılmaktadır.
2. Sanığın beyanı üzerine … adıyla herhangi bir belgenin düzenlenmediği görülmüştür.
3. Sanık, polisler durdurduğunda sürücü belgesi olmadığı için amcasının oğlu olan …’e ait kimlik bilgilerini verdiğini savunmuştur.
4. Mahkemece, sanığın resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.
2. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması ve kişinin kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
3. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın, sevk ve idaresindeki araç ile seyir halinde iken hız ihlali yaptığı gerekçesiyle uygulama yapan trafik ekiplerince durdurulduğu, herhangi bir kimlik ibraz etmeksizin kendisini amcasının oğlu olan … olarak tanıttığı, tedirgin hareketler sergilemesi üzerine sanığa kimliği ile ilgili sorular sorulduğunda sürücü belgesi olmadığı için amcasının oğlu olan …’e ait kimlik bilgilerini verdiğini beyan edip gerçek kimliğini söylediği, sanığın yalan beyanı ile … adına herhangi bir adli veya idari resmi belge düzenlenmediği anlaşılmakla; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan mahkumiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Karacabey 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2014/129 Esas, 2015/384 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafii ve Cumhuriyet savcısının temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine olan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde düzenlenen zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği tarihten temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
28.03.2023 tarihinde karar verildi.