Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/9107 E. 2023/1773 K. 21.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9107
KARAR NO : 2023/1773
KARAR TARİHİ : 21.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/149 E., 2015/166 K.
SUÇ : Özel belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun’un) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2015 tarihli ve 2014/149 Esas, 2015/166 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında özel belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 207 nci maddesinin birinci fıkrası, 62, 52 nci maddeleri uyarınca 6.000,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirten süre tutum dilekçesi sunmuş, gerekçeli kararın tebliğinden sonra başkaca bir dilekçe sunmamıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, Yapı Kredi Bankası Yenibosna Şubesine, katılan şirketin bayii olduğunu gösteren belge ile POS cihazı almak için başvurması üzerine bankanın teyit için belgeyi şikayetçi şirkete gönderdiğinde sanık ile bayiliklerinin bulunmadığının ortaya çıktığı, bu suretle sanığın özel belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık, iş yerini yeni açtığını, henüz hiç bir bayiliğinin bulunmadığını, Daıkın Isıtma Sistemlerinin elemanı olduğunu söyleyen tanımadığı kişilerin kendisine mal satıp bayi yapacağız diye suça konu belgeyi verdiklerini, firmanın kampanyalarından yararlanabilmek için POS cihazı almak amacı ile belgeyi bankaya verdiğini, belgenin sahte olduğunu bilmediğini beyanla suçlamayı kabul etmemiştir.
3. Şikâyetçi Daıkın Isıtma ve Soğutma Sis. San. ve A.Ş. vekili, banka tarafından durum bildirildiğinde yaptıkları incelemede belgenin kurallarına aykırı şekilde tek imzalı, yetkililerine ait olmayan ve sahte kaşe ile oluşturulduğunu anladıklarını beyanla sanıktan şikâyetçi olmuşlar, başka firmaya ait gerçek bayilik belgesi örneği sunmuşlardır.
4. Yapı Kredi Bankası Yenibosna Şubesi yazısına göre, belge aslının şubelerinde bulunmadığı anlaşılmıştır.
5. Mahkemece, sanığın savunmasını destekleyecek bir delil sunamadığı anlaşıldığından sübut bulan suçtan cezalandırılmasına dair temyize konu mahkûmiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.10.2003 tarih ve 232/250 sayılı kararında açıklandığı üzere, sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve keyfiyetin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği, aslı ele geçirilemeyen fotokopi belgenin hukuki sonuç doğurmaya elverişli nitelikte olmadığı imza yazı ve kaşenin aidiyeti hususunda fotokopi belge üzerinde kriminal inceleme yapılamayacağı gibi aldatıcılık yönünden inceleme yapılması imkânı bulunmadığından, özel belgede sahtecilik suçunun unsurları itibarı ile oluşmayacağı, somut olayda da kullanılan belgenin banka cevabına göre aslının ele geçmediği, dosyada fotokopisinin bulunduğu dikkate alınarak unsurları oluşmayan suçtan sanığın beraati yerine mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre de,
a. Sanığın sabıkasında görülen ilamın 01.04.2013 kesinleşme tarihli hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olması, 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin sekizinci fıkrasına 28.06.2014 tarihli ve 6545 sayılı Kanunun 72 nci maddesiyle “Denetim süresi içinde, kişi hakkında kasıtlı bir suç nedeniyle bir daha hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemez.” cümlesi eklenmiş ise de, suç tarihi itibarıyla anılan düzenlemenin yürürlükte bulunmaması nedeniyle sabıka kaydındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair ilamın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına veya ertelenmesine engel oluşturmaması karşısında, sanık hakkında diğer koşullar değerlendirilmeden, ”Sanığın sabıkalı kişiliği ve suç işleme hususundaki eğilimi dikkate alınarak hakkında TCK 51 ve CMK 231 maddelerinin uygulanmasına takdiren yer olmadığına” şeklindeki kanuni olmayan gerekçe ile hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi,
b. Kısa süreli hapis cezası adli para cezasına çevrilirken uygulama maddesinin 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi olarak gösterilmesi gerekirken 52 nci madde olarak yanlış gösterilmesi,

Nedenleriyle sanık hakkında kurulan hüküm, hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Bakırköy 16. Asliye Ceza Mahkemesinin, 03.04.2015 tarihli ve 2014/149 Esas, 2015/166 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

21.03.2023 tarihinde karar verildi.