YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9305
KARAR NO : 2023/2726
KARAR TARİHİ : 10.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Çocuğun soybağını değiştirme, resmi belgenin üzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1.Temyizin kapsamına göre sanık hakkında Sakarya Cumhuriyet Başsavcılığının 20.03.2015 tarihli ve 2015/1594 sayılı iddianamesiyle çocuğun soybağını değiştirme ve resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 231 inci ve 206 ncı maddelerinin birinci fıkraları ile 53 üncü maddesi uyarınca Sakarya Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açılmıştır.
2. Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2015/254 Esas, 2015/551 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 38 inci maddesi yollamasıyla;
a) 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına,
b) 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına,
Karar verilmiştir.
3. Tebliğnamede sanığın fiilinin 5237 sayılı Kanun’un 231 inci ve 206 ncı maddelerinin birinci fıkralarına ve 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanunu’nun (5490 sayılı Kanun) 67 nci maddesinin birinci fıkrasına temas ettiği ancak özel normun önceliği ilkesi uyarınca eylemin yalnızca çocuğun soybağını değiştirme suçunu oluşturacağı belirtilerek bozma yönünde görüş belirtilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyizi suç işleme kastının olmadığına ve mağdurun sosyal, ekonomik güvencelerden ve eğitim imkanlarından faydalanması için fiili gerçekleştirdiğine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Sanık …’ın nikahsız birlikte olduğu …’den olma 03.06.2010 doğum tarihli Semanur isimli çocuğunu resmi nikahlı eşi olan … ile müşterek çocuklarıymış gibi kaydettirmesi konusunda cezaevinde bulunduğu sırada …’i azmettirdiği, …’in de 22.01.2013 tarihinde Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek beyana dayalı olarak tescil işlemini gerçekleştirdiği anlaşılmıştır.
2. …’in söz konusu fiile ilişkin ihbarı neticesinde soruşturmanın başlatıldığı, sanık … ile hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı verilen temyiz dışı sanık …’ın suçu ikrar ettikleri belirlenmiştir.
3. Mahkemesince sanığın temyiz dışı sanığı azmettirerek yalan beyanda bulunup çocuğun soybağını değiştirdikleri kabulüyle sanık hakkında hem çocuğun soybağını değiştirme, hem de resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Çocuğun Soybağını Değiştirme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
1. Suç tarihinin gerekçeli karar başlığında 22.01.2013 tarihi olarak gösterilmesi yerine 21.01.2013 şeklinde gösterilmesi mahallinde düzeltilmesi mümkün maddi hata olarak kabul edilmiştir.
2. Sanığın savunmaları, beyanlar, tutanaklar ve tüm dosya kapsamına göre sanığın temyiz dışı sanıkla birlikte nikahsız yaşadığı …’den olma çocuğunu müşterek çocuklarıymış gibi Nüfus Müdürlüğüne beyanda bulunup kaydettirerek çocuğun soybağını değiştirme suçunu işlediği sabit olduğundan Mahkemenin kabul ve uygulamasında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
1. Sanık …’ın nikahsız birlikte olduğu …’den olma 03.06.2010 doğum tarihli …’ı, resmi nikahlı eşi olan … ile müşterek çocuklarıymış gibi 22.01.2013 tarihinde Nazilli Nüfus Müdürlüğüne müracaat ederek, beyana dayalı olarak nüfusa kaydettirmekten ibaret eyleminin, ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 29.09.2015 tarihli ve 2015/412 Esas, 2015/286 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere, sahte bir resmi belge düzenlenmesi, gerçek bir resmi belgenin başkalarını aldatacak şekilde değiştirilmesi veya sahte resmi belgenin kullanılması söz konusu olmadığından resmi belgede sahtecilik suçuna vücut vermeyeceği, nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suretiyle çocuğun soybağının değiştirilmesi nedeniyle hem 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen çocuğun soybağının değiştirilmesi, hem de aynı Kanun’un 206 ncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen resmi belgenin düzenlenmesinden yalan beyan ve 5490 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fıkrasında hüküm altına alınan nüfus müdürlüğüne gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçlarının oluştuğundan söz etmek mümkün ise de; 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde genel olarak her türlü yalan beyanın, 5490 sayılı Kanun’un 67 nci maddesinin birinci fıkrasında bundan daha özel biçimde nüfus işlemlerinde yalan beyanın, 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin birinci fıkrasında ise sadece çocuğun soybağı konusundaki yalan beyanın yaptırım altına alındığı nazara alındığında, 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin birinci fıkrasının her iki düzenlemeye göre de “özel norm” niteliğinde olup “özel normun önceliği” ilkesi uyarınca eylemin yalnızca 5237 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinin birinci fıkrasındaki “çocuğun soybağını değiştirme” suçunu oluşturduğu gözetilmeden eylem ikiye bölünerek resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan da mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Kabule göre de; sanığa isnat edilen resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan dolayı kurulan hükümde, 02.08.2022 tarihli ve 31911 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesinin 21.04.2022 tarihli ve 2020/87 Esas, 2022/44 Karar sayılı kararı ile 5271 sayılı Kanun’a 17.10.2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun’un 31 inci maddesiyle eklenen geçici 5 inci maddesinin (d) bendinde yer alan “kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış” ibaresinin seri muhakeme usulü yönünden Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edilmiş olması karşısında, sanığın hukuki durumunun yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Nedenleriyle hüküm hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Çocuğun Soybağını Değiştirme Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenlerle Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2015/254 Esas, 2015/551 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanık Hakkında Resmi Belgenin Düzenlenmesinde Yalan Beyan Suçundan Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenlerle Sakarya 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.06.2015 tarihli ve 2015/254 Esas, 2015/551 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
10.04.2023 tarihinde karar verildi.