YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9576
KARAR NO : 2023/4571
KARAR TARİHİ : 30.05.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/369 E., 2015/419 K.
SUÇ :Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2015 tarihli ve 2015/369 Esas, 2015/419 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; suça konu senedi ne zaman yaptığını ve kefil olarak gözüken … yerine imza atıp atmadığını hatırlamadığından verilen mahkumiyet hükmünün bozulmasına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın katılana olan borcu nedeniyle 04.04.2012 düzenleme ve 16.04.2012 ödeme tarihli 33.000,00 TL meblağlı bonoyu keşideci hanesini imzalayarak verdiği katılan tarafın bononun icra takibine konu edildiği, bono da kefil olarak gözüken …’ün itiraz ettiği, yargılamanın İzmir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2013/548 Esas sayılı dosyasında görüldüğü, bu yargılamada bilirkişi tarafından düzenlenen raporda sanığın aynı zamanda kefil … yerine de imza atarak belgede sahtecilik suçunu işlemiş olduğunun saptandığı, sanığın dolaylı ikrar içeren ifadesi bulunduğu anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında,” Şikayetçi … benim hem halamın oğlu, hem de kaynım olur. Ben 2012 yılında kendisinden faizli borç para almıştım. Ancak işlerim bozulduğu için bu parayı ödeyemedim ve borcum faiziyle birlikte arttı. … ise benim teyzemin oğludur. Ben kendisiyle ortak biçer-döver işi yapıyordum. Benim işlerim bozuldu. Borçlarımı ödeyemedim. Olayın üzerinden de üç yıl geçti. Şu anda ben … yerine imza atıp atmadığımı hatırlamıyorum. Bu senedi ne zaman doldurduğumu da hatırlamıyorum. Ben üzerime atılı suçlama konusunda olaylardan ve senedi doldurduğumdan … olmadığım için birşey diyemiyorum. Şikayetten vazgeçme olursa kabul ederim. Karşı taraf ile uzlaşmak istiyorum. Senetle ilgili herhangi bir delilim bulunmamaktadır. … tefecilik işi yapmaktaydı. Bende kendisinden şikayetçi olacağım.” dediğini beyan etmiştir.
3. Mahkemece yapılan değerlendirme neticesinde, sanığın katılana olan borcu nedeniyle 04.04.2012 düzenleme ve 16.04.2012 ödeme tarihli 33.000.00 TL meblağlı bonoyu keşideci hanesini imzalayarak verdiği, ancak bahse konu bonoda kefil olarak …’ün isminin bulunduğu ve karşısında da imzasının bulunduğu, sanığın bahse konu senedi …’ün imzasının atılı olmuş vaziyette getirdiği ve şikayetçi ile birlikte doldurdukları, sanığın kefil …’ün imzasını ya atarak veya başkasına attırmak suretiyle sahte olduğunu bildiği senedi keşideci olarak imzalayarak şikayetçiye verdiği ancak sonradan senetteki imzanın bilirkişi …’nın 08.05.2015 tarihli raporundan da anlaşılacağı üzere …’ün eli ürünü olmadığının belirlenmesi karşısında sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kanaatine varılarak temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Karar başlığında yanlış yazılmış suç tarihinin mahallince 04.04.2012 olacak şekilde düzeltilmesi ve yine 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında da, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararının infaz aşamasında bilahare gözetilmesi mümkün görülmüştür.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 29. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.07.2015 tarihli ve 2015/369 Esas, 2015/419 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
30.05. 023 tarihinde karar verildi.