Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2019/9962 E. 2023/6680 K. 02.10.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2019/9962
KARAR NO : 2023/6680
KARAR TARİHİ : 02.10.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/568 E., 2015/1175 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
… 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli 2015/568 Esas, 2015/1175 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 210 uncu maddesi delaletiyle 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; usule aykırı olan hükmün kaldırılması gerektiğinden kararın bozulmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Mağdur … borçlu olarak gösterildiği, Bank Asya tarafından kendisine ihtar çekilmesine konu 20/12/2013 düzenleme tarihli, alacaklısı…Zeytincilik Ltd. Şti. .yazılı 20/04/2014 – 10/05/2014 ve 24/05/2014 tediye tarihli 3 adet bonodaki kendisine atfen atılan imzaların el ürünü olmadığını beyan ederek şikayetçi olmuş, söz konusu bonolardaki borçlu …’na atfen atılan imzaların sanık tarafından düzenlenip imzalanması biçimindeki eylemi nedeniyle hakkında kamu davası açılmıştır.
2. Sanık aşamalardaki savunmasında, mağdur … ile ticari alışverişleri bulunduğunu, …’nun kendisinin çalışmakta olduğu… Gıda isimli iş yerine borcu olduğunu, olay tarihinde borcun uzaması nedeniyle …’nun kendisini arayarak bu şekilde senet düzenlemesini söylediğini, aralarındaki samimiyete binaen bu senetleri kendisinin düzenlediğini belirterek suçlamaları kabul etmemiştir.
3. Mağdur soruşturma aşamasında düzenlenen bonolardan Bank Asya’dan gelen ihbarname ile haberdar olduğunu, sanığa senet vermediğini belirttiği, kovuşturma aşamasında ise zararı bulunmadığını, sanığa borcu olduğunu , telefonda sanığa bonoları hazırlaması yönünde onay verdiğini, şikayetten vazgeçtiğini belirtmiştir.
4. Belge asılları üzerinde Mahkeme tarafından gözlem yapılmadığı, denetime elverişli biçimde dosya arasında bulundurulmadığı anlaşılmıştır.
5. Mahkemece sanık ikrarı, mağdur beyanı ve tüm dosya kapsamına göre atılı suçun oluştuğu kabul edilerek temyize konu mahkumiyet kararının verildiği anlaşılmıştır.

6. Dosyada fiziki olarak bulunmayan suça konu belgelerin dosyada delil olarak saklanmasına karar verilmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini hakime ait olup, öncelikle suça konu belge asıllarının duruşmaya getirtilip incelenmek suretiyle özelliklerinin duruşma tutanağına yazılması ve aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının kararda tartışılması ile belge aslının denetime olanak verecek şekilde dosya içerisinde bulundurulması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme ile hüküm kurulması,
2.Sanığın her üç senedi düzenleyip ciro etmesi karşısında , sanığın bu senetleri aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı tedavüle koyduğunun sorulması, farklı zamanlarda verildiğinin belirtilmesi halinde, sanığın eylemlerinin her biri yenilenen kastla işlenmiş ayrı suçları mı, yoksa bir suç işleme kararının yerine getirilmesi amacıyla Kanun’un aynı hükmünü, kısa zaman aralıkları içerisinde, birkaç kez ihlal etmek suretiyle zincirleme tek suçu mu oluşturduğunun tartışılması, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken eksik araştırma ile mahkûmiyet hükmü kurulması,
3. Kabule göre de;
a. Taraflar arasında ticari bir ilişkinin bulunduğunun taraflarca kabul edilmesi karşısında; 5237 sayılı Kanun’un 211 inci maddesinin uygulanma koşullarının bulunup bulunmadığı değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerekmesi,
b. 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası gereğince belirlenen “2 yıl” hapis cezası üzerinden, aynı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca artırım yapıldıktan sonra belirlenen “2 yıl 6 ay” hapis cezası üzerinden aynı Kanun’un 62 nci maddesinin birinci fıkrasına göre (1/6) oranında indirim yapılırken “2 yıl 1 ay” hapis cezası yerine hesap hatası yapılarak “1 yıl 13 ay” hapis cezasına karar verilmesi suretiyle eksik ceza tayini,
c. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması nedenleriyle hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle … 19. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.10.2015 tarihli ve 2015/568 Esas, 2015/1175 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

02.10.2023 tarihinde karar verildi.