Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/1125 E. 2023/1628 K. 15.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1125
KARAR NO : 2023/1628
KARAR TARİHİ : 15.03.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/215 E., 2015/168 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2014/215 Esas, 2015/168 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesi, 62 nci maddesi, 58 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 3 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; teşdiden ceza uygulanmasının gerekçesinin gösterilmemesi, suça konu belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiğine dair delil bulunmaması, koşulları oluşmadığı halde 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü ve 58 inci maddelerinin uygulanmasına ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında, başka bir suçtan dolayı aranmakta iken 09.09.2013 tarihinde kolluk güçlerince yakalandığı sırada yapılan üst aramasında … adına düzenlenmiş, üzerinde kendi fotoğrafı bulunan sahte nüfus cüzdanı ve sürücü belgesi ele geçirildiğinden bahisle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açıldığı anlaşılmıştır.
2. Sanık sorgusunda; hakkında tutuklama kararı çıkınca işlerini düzeltene kadar bu yola başvurduğunu beyan ederek soruşturma aşamasındaki ifadesini aynen tekrar ettiğini beyan etmiş; soruşturma aşamasındaki ifadesinde ise, bir cüzdan içerisinde … adına düzenlenmiş nüfus cüzdanı ile sürücü belgesi fotokopisini bulduğunu, nüfus cüzdanındaki bilgilerden temin ettiği belgelerle bizzat Fatih Nüfus Müdürlüğü’ne giderek …’nın kimlik bilgilerine göre nüfus cüzdanı düzenlettirdiğini ve teslim aldığını, bulduğu sürücü belgesi fotokopisini de tam adını bilmediği bir şahsa vererek üzerinde kendi fotoğrafı bulunan suça konu sürücü belgesini düzenlettirdiğini beyan etmiştir.
3. Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün uzmanlık raporu ile suça konu sürücü belgesinin tamamen sahte olarak düzenlenmiş olduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğu, nüfus cüzdanının ise hakiki olduğunun tespit edildiği görülmüştür.

IV. GEREKÇE
1. Sanık müdafiinin temyiz isteği yönünden; sanığın suça konu nüfus cüzdanını nüfus müdürlüğünden çıkarttığı, sürücü belgesini ise külliyen sahte olarak düzenlettirdiği, bu haliyle belgelerin farklı zamanlarda düzenlendiği sübuta erdiğinden 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasında; tekerrüre esas alınan İstanbul 11. Ağır Ceza Mahkemesinin (CMK 250. maddesiyle görevli) 03.02.2006 tarihli ve 2004/330 Esas, 2006/10 Karar sayılı uyuşturucu madde ticareti yapmak suçundan 10 yıl Hapis ve adli para cezasını içerir mahkumiyetinin 05.10.2006 tarihinde kesinleşerek, 16.10.2012 tarihinde infaz edildiği ve tekerrürre esas teşkil ettiği anlaşıldığından 5237 sayılı Kanun’un 58 inci maddesinin uygulanmasında; suçun işleniş biçimi, kasta dayalı kusurun ağırlığı, sanığın suç işleme hususundaki ısrarı, amacı göz önüne alınarak hakkında alt sınırdan ayrılarak ceza tayin eden Mahkemenin takdirinde hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
3. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesi uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 15. Asliye Ceza Mahkemesinin, 16.04.2015 tarihli ve 2014/215 Esas, 2015/168 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanık müdafiinin temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

15.03.2023 tarihinde karar verildi.