Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/1126 E. 2023/520 K. 08.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/1126
KARAR NO : 2023/520
KARAR TARİHİ : 08.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/208 E., 2015/192 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEMYİZ EDENLER : Cumhuriyet Savcısı, sanık
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Tarsus 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2014/208 Esas, 2015/192 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; çeki aldığını söylediği şahsın araştırılmamış olması nedeniyle eksik araştırmaya, katılanın zararın oluşmadığına, delillerin yanlış değerlendirildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine ilişkindir.
Cumhuriyet savcısının temyiz isteği; iddianamede sevk maddesi olarak yalnızca resmi belgede sahtecilik suçu gösterilmiş ise de; anlatımında aynı zamanda 5237 sayılı Kanun’un 158 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinden de dava açıldığı, bu nedenle mahkemenin görevsiz olup, görevli ve yetkili ağır ceza mahkemesine gönderilmek üzere görevsizlik kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın Halk Bankası Balgat Şubesine ait suça konu 30.10.2012 keşide tarihli, 35.000,00.TL bedelli çeki arsa alım-satımı nedeniyle oluşan önceden doğan borcuna karşılık katılana ciro ederek verdiği, bankaya ibraz edildiğinde çekin kopya çek olduğu anlaşılmıştır.
2. Adana Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünden alınan BLG 2013/4231 nolu ekspertiz raporuna göre, suça konu çekin orijinal olduğu, ancak çek ve keşideci ile ilgili bilgilerin bulunduğu makine yazısı ile yazılmış bölümlerinde fiziksel silinti izlerinin bulunduğu, bu bölümlerdeki orijinal yazıların silinerek, mevcut yazıların aynı bölümlere sonradan tahrifen yazıldıkları, yapılan sahteciliğin aldatma niteliğinin bulunduğu, keşideci imzalarının şirket yetkililerinin elinden çıkmadığı, arka yüzündeki ikinci ciranta imzasının katılanın elinden çıktığı belirlenmiştir.
3. Sanığın aşamalarda alınan savunmalarında özetle, suçlamaları inkar ederek, petrol işi yaptığı dönemlerde suça konu çeki Adana ili Karaisali ilçesi Söğütlü köyünde ikamet etmekte olduğunu bildiği Cumali Mustafa Delibaş isimli şahıstan sattığı mazot karşılığında borcuna karşılık aldığını, suça konu çeki de annesine ait tarlayı katılana sattığından 20.000,00 TL kapora aldığını, tarlanın veraset olayı çözümlenemediğinden tarlayı satamadığını, alınan parayı da harcadığından borcuna karşılık katılana verdiğini, sağlam olsun diye yanında çalışan tanık Şahin Torunun da ciro ettiğini, ancak tartışma çıkınca cirosunu karaladığını, daha sonra çeki teslim ettiğini, çekin sahte olduğunu bilmediğini, katılana olan borcunu da halen ödemediği şeklinde savunmada bulunduğu tespit edilmiştir.
4. Katılanın aşamalarda alınan savunmalarında özetle, katılandan tarla satın aldığını, bunun karşılığında 20.000,00.TL kapora, 15.000,00.TL’de üzerindeki haczin kaldırılması ve avukat vekalet ücreti masrafları için olmak üzere toplamda 35.000,00.TL peşin para verdiğini, ancak tarlanın tapusunu veremediğinden verdiği parasını geri istediğini, sanığın da borcuna karşılık suça konu çeki verdiğini, çekin arkasında Şahin Torun cirosunun da bulunduğunu, çeki bozdurmaya iki ay kala sanığın kendisini arayarak çekin sahte olduğunu söylediğini, yanına gittiğinde başka çek vereceğini söylemesine rağmen sanığın ve yanında bulunan ikinci ciranta Şahin Torun isimli şahsın çekin arkasındaki ikinci ciroyu karaladıklarını ve bu şekilde aynı çeki yeniden kendisine verdiklerini, bankaya gittiğinde çekin sahte olduğunu öğrendiği şeklinde beyanda bulunduğu tespit edilmiştir.
5. Soruşturma aşamasında sanığın savunmasında bahsettiği Cumali Mustafa Delibaş ile ilgili olarak emniyet araştırması yapılmış, Çukurova İlçe Jandarma Komutanlığının 13.03.2014 tarihli tutanağına göre, sanığın savunmasında bahsi geçen şahsın gerçek isminin Mustafa Uzundelibaş olduğu, şahsın yaklaşık 10 ay kadar önce Söğütlü köyü Çukurova/Adana köyündeki ikametinde ölmüş olduğu bildirilmiş, alınan nüfus kaydına göre de şahsın 31.12.2012 tarihinde vefat etmiş olduğu tespit edilmiştir.
6. Sanık savunmasında bahsettiği Mustafa Uzundelibaş adlı şahsa yaklaşık 65.000,00.TL değerinde mazot sattığını beyan etmiş olmasına rağmen dosyaya satışa yönelik herhangi bir fatura, belge, makbuz vs. yazılı bir delil sunmadığı tespit edilmiştir.
7. Mahkemece, suça konu çek üzerinde gözlem yapılarak aldatıcılık niteliğinin varlığı tespit edilmiş, sanığın suçtan kurtulmaya yönelik savunmasına itibar edilmeyerek, yüklenen suçu işlediği kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
1. Cumhuriyet savcısının görevsizlik kararı verilmesine ilişkin temyiz isteği yönünden; suça konu çekin sanık tarafından önceden doğan borcuna karşılık katılana verildiğinden nitelikli dolandırıcılık suçunun yasal unsurlarının oluşmadığı gibi Tarsus Cumhuriyet Başsavcılığının 22.04.2014 tarihli iddianame anlatımında dolandırıcılık suçuna yer verilmediği anlaşıldığından, kurulan hükümde bu yönüyle bir hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanığın savunmasında çeki aldığını bahsettiği şahsa yönelik Çukurova İlçe Jandarma Komutanlığı tarafından gerekli araştırma yapıldığı ve şahsın 31.12.2012 tarihinde vefat ettiği anlaşılmakla eksik araştırmaya yönelik, dosya kapsamına göre elde edilen deliller doğrultusunda, mahkemenin suçun yasal unsurlarının oluştuğuna ilişkin kabulü ile temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşılması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme hükümlerinin uygulanmamasına yönelik gerekçelerinin usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla sanığın delillerin yanlış değerlendirildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ve lehe olan hükümlerin uygulanması gerektiğine yönelik temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın ve Cumhuriyet savcısının yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
4. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Tarsus 1.Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.03.2015 tarihli ve 2014/208 Esas, 2015/192 Karar sayılı kararında sanık ve Cumhuriyet savcısı tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın ve Cumhuriyet savcısının temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

08.02.2023 tarihinde karar verildi.