YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/194
KARAR NO : 2023/2808
KARAR TARİHİ : 11.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik, iftira
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2015 Tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/406 Karar Sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına, iftra suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesi delaleti ile 267 nci maddesi birinci fıkrası, 62 nci, 53 üncü ve 58 inci maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına, mükerrirlere özgü infaz rejimi uygulanmasına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık bir nedene dayanmayan temyiz dilekçesiyle hakkında kurulan hükümleri temyiz etmiştir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Olay tarihinde polis ekipleri tarafından yapılan uygulama sırasında sanığın hakkında yakalama kararı olması nedeniyle polislere köylüsü olan …’in kimlik bilgilerinin bulunduğu ancak kendi fotoğrafı yapıştırılmış bulunan ve sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanını verdiği, kimliğin sahte olabileceğinden şüphelenilen sanığın karakolda parmak izi incelemesi yapıldığında gerçek kimliğinin ortaya çıktığı ve bu durumun tutanağa bağlandığı anlaşılmıştır.
2. Sanık sahte kimliği para karşılığı yaptırdığını ve bu kimliği bu özelliğiyle bulundurduğunu ikrar etmiştir.
3. Olay yakalama ve ihbar tutanağı dosya arasındadır.
4. Mahkeme tarafından davaya konu nüfus cüzdanını incelemiş, “Nüfus cüzdanının … adına olduğu, üzerindeki resmin sanığa ait olduğu, ilk bakışta dikkati çekmeyecek şekilde aldatma kabiliyetinin olduğu, nüfus cüzdanı üzerinde ve fotoğraf üzerinde soğuk damganın bulunduğu, bu özelliklerine göre aldatma kabiliyetinin bulunduğunun gözlendiği zapta geçirilmiştir.
5. Ankara Kriminal Polis Laboratuvar Müdürlüğünün 27.02.2015 tarihli raporunda tetkike konu nüfus cüzdanı ile laboratuvar arşivinde mevcut orijinal nüfus cüzdanı örnekleri arasında yapılan karşılaştırma neticesinde, baskı tekniği ve kalitesi, güvenlik unsurları, renk tonları, mikroskobik diğer bulgular yönünden fark görülmüş, söz konusu nüfus cüzdanının orijinal olmayıp, külliyen sahte olduğu, külliyen sahte olarak düzenlenmiş nüfus cüzdanının sahteliğinin ilk nazarda ve kolaylıkla dikkati çekmeyeceği cihetle inceleme konusu nüfus cüzdanının aldatma kabiliyetini haiz olduğu sonucu bildirilmiştir.
6. Mahkeme sanığın üzerine atılı suçları işlediğinin kabulü ile mahkumiyetlerine karar vermiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanık Hakkında Resmi Belgede Sahtecilik Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Sanığın sahte olduğunu bildiğini nüfus cüzdanını kullanarak resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği anlaşılmakla, Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/406 Karar Sayılı kararında hukuka aykırılık bulunmamıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
B. Sanık Hakkında İftira Suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde tanımlanan başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun oluşması için; failin işlediği suç nedeniyle kendisi hakkında soruşturma ve kovuşturma yapılmasını engellemek amacıyla, başkasına ait kimlik bilgilerini kullanması, aynı Kanun’un 267 inci maddesinin birinci fıkrasında tanımlanan iftira suçunun oluşması için ise, yetkili makamlara ihbar veya şikayette bulunmak suretiyle işlemediğini bildiği halde hakkında soruşturma ve kovuşturma başlatılmasını ya da idari yaptırım uygulanmasını sağlamak için bir kimseye hukuka aykırı bir fiil isnat etmesi gerekir. 5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5236 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası ise “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup, bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlendiği sırada yalan beyanda bulunulması hâlinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır.
Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması hâlinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gerekli olacaktır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; sanığın olay günü kolluk görevlileri tarafından kimlik bilgilerinin sorulması üzerine kendisini … olarak tanıtıp … isimli kişiye ait olup, üzerinde kendi fotoğrafı yapıştırılmış nüfus cüzdanını verdiği, hâl ve tavrından şüphelenilmesi üzerine yapılan parmak izi incelemesi ile gerçek kimliğinin tespit edildiği olayda; sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasına uyduğu ve 5237 sayılı Kanun’un 268 inci maddesinde düzenlenen başkasına ait kimlik veya kimlik bilgilerinin kullanılması suçunun yasal unsurları itibarıyla oluşmadığı gözetilmeden bu suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
A. Sanık Hakkında Resmi belgede sahtecilik suçundan Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (A) bendinde açıklanan nedenle Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/406 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
B. Sanıklar Hakkında iftira Suçlarından Kurulan Hüküm Yönünden
Gerekçe bölümünde (B) bendinde açıklanan nedenle Ankara 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 13.05.2015 tarihli ve 2015/142 Esas, 2015/406 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istekleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre, aynı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının, eylemin gerçekleştiği 21.02.2015 tarihinden temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından, yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddelerinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan, 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
11.04.2023 tarihinde karar verildi.