YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/216
KARAR NO : 2023/3380
KARAR TARİHİ : 27.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/649 Esas, 2015/411 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği; verilen cezanın haksız ve yersiz olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, önceden … borcuna karşılık suça konu borçlusu … …, kefili kendisi olarak görünen 25.04.2013 ödeme tarihli, 12.000,00TL bedelli bonoyu katılan vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Sanık …; katılan …’ya ait olan Mercedes marka kamyonun hurdacılık yapan … …’e satılmasına aracılık ettiği, 12.000,00 TL olarak fiyatta anlaşıldığı, senet düzenlenerek katılana verildiği, kefil olarak senede imza atacağı, ancak … …’in aracın hurda belgesi alınmadan imza atmayacağını söylemesi ve katılanın ısrarı üzerine … … yerine imza atmak zorunda kaldığı, suça konu senedi teminat olarak imzaladığı, 4.000,00 TL’yi … …’in katılana peşin olarak ödediği, kalan 8.000,00 TL ödenmediği için katılanın icraya koyduğu, herhangi bir suç kastının bulunmadığı şeklinde savunmada bulunmuştur.
3. Katılan …; sanığa 1993 model Mercedes marka kamyonu 12.000,00 TL’ye sattığını, fakat parasını ödemediği, ısrarcı olunca kendisine suça konu senedi düzenleyip verdiği, daha sonradan senet altındaki borçlu imzasının … …’e ait olmadığını öğrendiği şeklinde beyanda bulunmuştur.
4. Soruşturma aşamasında şüpheli sıfatı ile savunması alınan … …; suça konu kamyonu sanık …’ten 10.000,00 TL karşılığında aldığı, aracı parçalayıp sattığı, suça konu senetten bilgisinin bulunmadığı, senetteki imzanın kendisine ait olmadığı şeklinde anlatımda bulunmuştur.
5. Mahkemece, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. Sanığın, önceden … borcuna karşılık suça konu borçlusu … …, kefili kendisi olarak görünen 25.04.2013 ödeme tarihli, 12.000,00.TL bedelli bonoyu vermek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia ve kabul edilen olayda; belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliğinin bulunup bulunmadığının takdirinin hâkime ait olduğu dikkate alınarak, öncelikle aslı dosyada mevcut suça konu senedin duruşmada incelenip özellikleri duruşma tutanağına yazıldıktan sonra aldatma kabiliyeti bulunup bulunmadığı tespit edilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulması,
2. Kabule göre de;
a. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 14.12.1992 tarih ve 1/5 sayılı ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.1998 tarih ve 51/106 sayılı kararlarında açıklandığı üzere; kambiyo senetlerinde yapılan sahteciliğin resmi belgede yapılmış sayılabilmesi için, ilgili kambiyo senedinin Türk Ticaret Kanununda öngörülen bütün unsurları taşıması gerekir. Yasal unsurları taşımayan bir kambiyo senedinde sahtecilik yapılması halinde fiil, özel belgede sahtecilik suçunu oluşturacaktır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 776 ve 777 nci maddeleri uyarınca bonoda tanzim yerinin, tanzim tarihinin ve borçlu adının yazılı bulunması zorunludur, tanzim edildiği yer gösterilmeyen bir bono tanzim edenin ad ve soyadı yanında yazılı olan yerde tanzim edilmiş sayılır. Düzenleme (keşide) yerinin hiçbir duraksamaya yer vermeyecek ve başka yerleşim yerlerini çağrıştırmayacak biçimde açık, net ve herkes tarafından anlaşılabilir şekilde gösterilmesi gerekir. Buna göre inceleme konusu dosya içerisinde bulunan suça konu bononun düzenleme tarihini ihtiva etmemesi nedeniyle suça konu senedin bono vasfını haiz olmayıp, özel belge niteliğinde olduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgı sonucu yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm tesis edilmesi,
b. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
Hukuka aykırı görülmüştür.
V. KARAR
Konya 6. Asliye Ceza Mahkemesinin, 13.05.2015 tarihli ve 2014/649 Esas, 2015/411 Karar sayılı kararı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
27.04.2023 tarihinde karar verildi.