Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/2987 E. 2022/1713 K. 08.02.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/2987
KARAR NO : 2022/1713
KARAR TARİHİ : 08.02.2022

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

5237 sayılı TCK’nin 53.maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli, 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Yargılamanın hukuka uygun olarak yapıldığı, iddia ve savunmada ileri sürülen hususların gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, hukuka uygun yöntemlerle elde edilen delillerin değerlendirilerek fiilin sanık tarafından işlendiğinin tespit edildiği, suç vasfının doğru biçimde belirlendiği, cezanın kanuni takdir sınırlarında uygulandığı tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, sanığın temyiz nedenleri yerinde görülmediğinden hükmün ONANMASINA, 08.02.2022 tarihinde sanığın savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığına dair ön sorun yönünden Başkan vekili …’ın karşı oyu ve oyçokluğu ile diğer yönlerden ise oy birliğiyle karar verildi.

KARŞI OY

Dairemizin 08/02/2022 tarih, 2020/2987 Esas, 2022/1713 Karar sayılı çoğunluğun onama düşüncesine aşağıdaki belirttiğim ek gerekçe ile katılmıyorum.
Sayın çoğunlukla ortaya çıkan uyuşmazlık duruşmalardan bağışık tutulmak talebinde bulunan ancak hükmün verildiği oturumda bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu olarak bulunan sanığın karar duruşmasında hazır edilmemesinin savunma hakkının kısıtlanıp kısıtlanmadığı noktasındadır.Yerel mahkemece sanığın yokluğunda hüküm verildiği oturumda bir başka suçtan hükümlü olduğu anlaşılmaktadır.
Savunması alındığı sırada başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanıkların bağışık tutulma hakkından söz edilemez. Çünkü, bağışıklık, kovuşturma evresinde hür olan sanıklara talimat mahkemesinde veya asıl mahkemesinde savunma yapma konusunda verilen bir haktır. Dolayısıyla başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunması sebebiyle bu konuda seçim veya tercihte bulunma imkanı bulunmayan sanığın “bağışık tutulma” beyanının hukuki sonuç doğurduğundan söz edilemez.
Buna göre bir başka suçtan hükümlü veya tutuklu bulunan sanığın karar duruşmasına getirilmemesi son savunma ve son söz hakkının kısıtlanması sonucunu doğurmuştur.
Bu sebeplerle anılan mahkeme kararının öncelikle CMK’nin 196/1. maddesi kapsamında savunma hakkının kısıtlandığı gerekçesi ile bozulması gerektiği düşüncesiyle sayın çoğunluğun onama yönündeki görüşüne katılmıyorum. 08.02.2022