Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/3110 E. 2023/5095 K. 13.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3110
KARAR NO : 2023/5095
KARAR TARİHİ : 13.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/432 Esas, 2015/362 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin ikinci fıkrası ve 53 üncü maddeleri uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın süre tutum dilekçesi verdiği, gerekçeli kararın tebliğinden sonra gerekçeli temyiz dilekçesinin sunulmadığı anlaşılmıştır.

III. OLAY VE OLGULAR
Sanığın, suçtan zarar görenler … ve …’nun kimlik bilgileriyle düzenlenmiş ancak üzerinde kendi fotoğrafı bulunan nüfus cüzdanlarını düzenletip kullandığı, uzmanlık raporuna göre, suça konu nüfus cüzdanlarının tamamen sahte olarak oluşturulduğu, aldatıcılık niteliğinin bulunduğu ve suçunu ikrar ettiği kabul edilerek sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan cezalandırılmasına dair temyiz incelemesine konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmıştır.

IV. GEREKÇE
Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiş; suça konu belgelerin akıbeti hakkında mahallinde karar verilmesi mümkün görülmüştür.

Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar’’ bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçunun hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve bir suç işleme kararının icrası kapsamında 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde, “değişik zamanlarda” denilmesi ve aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmaması karşısında; somut olayda aynı anda ele geçen suça konu sahte belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiğine dair kesin delil elde edilmediği, sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu, buna göre eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden zincirleme suç hükümlerinin uygulanması suretiyle fazla ceza tayin edilmesi, hukuka aykırı görülmüş olup bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 40. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.09.2015 tarihli ve 2014/432 Esas, 2015/362 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz istemi yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi uyarınca BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasından “Verilen ceza TCK 43/2 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında artırılarak sanığın 2 YIL 6 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,” ibaresinin tamamen çıkarılması suretiyle hükmün Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.06.2023 tarihinde karar verildi.