YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/3988
KARAR NO : 2023/5315
KARAR TARİHİ : 20.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/255 E., 2015/433 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2014/255 Esas, 2015/433 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 … maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz sebepleri;
1. Samimi ikrarı gözetilerek hakkında, 5237 sayılı Kanun’un 51 … maddesinin birinci fıkrası uyarınca cezanın ertelenmesi ve 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin beşinci fıkrası gereği hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanması talebine,
2. Hakkında hükmolunan hapis cezasının, adlî para cezasına çevrilmesi istemine,
İlişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, çeşitli mahkûmiyetlerinden dolayı hakkında yakalama kararının çıkarılmış olması ihtimaline binaen ağabeyi … …’ın kimlik bilgilerini kullanmak suretiyle sahte nüfus cüzdanı düzenlediği, olay günü trafik denetiminde emniyet görevlilerine ibraz ettiği kimliğin sahte olmasından şüphelenilerek yapılan işlemler neticesinde sahte olduğunun anlaşıldığı belirlenmiştir.
2. Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmiştir.
3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünce tanzim olunan, 11.04.2014 tarihli Uzmanlık Raporunda; “Tetkik konusu nüfus cüzdanının tamamen sahte olarak düzenlenmiş olduğu ve aldatma niteliğinin bulunduğu,” görüşü açıklanmıştır.
4. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
A. Sanığın Temyiz Sebepleri Yönünden
1. Sanığın güncel adlî sicil kaydının tetkiki neticesinde, Bursa 4. Ağır Ceza Mahkemesinin, 16.03.2010 tarihli ve 2009/413 Esas, 2010/61 Karar sayılı ilâmıyla 1 yıl 8 ay hapis cezasına mahkûmiyetinin bulunduğu, bahse konu ilâmın parada sahtecilik suçuna ilişkin olmakla 24.12.2013 tarihinde kesinleştiği ve Mahkemece, sanık hakkında kurulan hükümde 5237 sayılı Kanun’un 58 … maddesi gereği tekerrür hükümlerinin uygulanmasında esas alındığı anlaşılmakla, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun’un 51 … maddesi kapsamında erteleme hükümlerinin uygulanabilmesi için aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendinde yer verilen; “Daha önce kasıtlı bir suçtan dolayı üç … fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması,” koşulunun ve yine aynı nedenle 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin altıncı fıkrasının (a) bendinde düzenlenen; “Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış bulunması,” şartının somut olayda bulunmadığı, bu itibarla hükmolunan cezanın ertelenmesine ya da hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmemesinde bir isabetsizlik görülmediğinden, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
2. Sanık her ne kadar hakkında belirlenen hapis cezasının adlî para cezasına çevrilmesini talep etmiş ise de sanığın neticeten 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırıldığı, 5237 sayılı Kanun’un 50 nci maddesinde yer alan adlî para cezası dahil tüm seçenek yaptırımların, kısa süreli hapis cezası için gündeme gelebileceği, aynı Kanun’un 49 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre bir yıl veya daha az süreli hapis cezasının kısa süreli hapis cezası olarak nitelendirilebileceği, sanık hakkında neticeten belirlenen hapis cezasının kısa süreli hapis cezası kapsamında bulunmadığı, bu itibarla adlî para cezası dahil diğer seçenek yaptırımlara çevrilmesinin önünde hukukî engel bulunduğu belirlenmekle, hükümde bu yönüyle hukuka aykırılık bulunmamıştır.
B. Re’sen Dikkate Alınan Hususlar Yönünden
1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden, Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri de reddedilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul Anadolu 33. Asliye Ceza Mahkemesinin, 15.09.2015 tarihli ve 2014/255 Esas, 2015/433 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.