Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/4826 E. 2023/2214 K. 29.03.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/4826
KARAR NO : 2023/2214
KARAR TARİHİ : 29.03.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/169 E., 2015/153 K.
SUÇ : Resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan
HÜKÜM : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenlerin hükmü temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2015 tarihli ve 2015/169 Esas, 2015/153 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 206 ncı maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı fıkrası uyarınca 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafii süre tutum dilekçesi niteliğinde temyiz dilekçesi sunmuş, mahkemece yapılan tebligata rağmen gerekçeli temyiz dilekçesi sunulmamıştır.
Sanığın temyiz isteği, hükmü temyiz etme iradesine ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Asayiş Şube Müdürlüğü Güven Timlerinin, 29.12.2014 tarihinde Güzelyurt Mahallesi, Eşrefpaşa Caddesinde devriye görevini ifa ederken, şüphelendikleri sanıktan kimliğini istedikleri, sanığın kimliğinin olmadığını beyan ederek kendisini İzmir Konak nüfusuna kayıtlı,…..oğlu 05.08.1983 Konak doğumlu… olarak tanıttığı, sanığın GBT ve UYAP sorgulamasında aranan şahıslardan olmadığı tespit edilmiş ise de şahsın tedirgin davranması üzerine Anafartalar Polis Merkezine davet edildiği, yapılan sorgulamada kayıtlarda böyle bir şahsın olmadığının tespit edildiği, sanığın üzerinden çıkan kimlikteki Zehra Rüzgar’ın çağrıldığı, Zehra Rüzgar’ın sanığın imam nihahlı eşi … olduğunu söylemesi üzerine sanık da gerçek kimliğinin … olduğunu beyan etmiştir.
2. Sanık, atılı suçu ikrar etmiştir.
3. Mahkemece, resmi belgenin düzenlenmesi sırasında kendisini… olarak tanıtarak yalan beyanda bulunduğu kabul edilen sanık hakkında temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
Resmi belgenin düzenlenmesi sırasında yalan beyan suçunun oluşması için, kişinin açıklamaları üzerine yetkili bir kamu görevlisi tarafından resmi bir belgenin düzenlenmesi ve düzenlenen resmi belgenin, beyanın doğruluğunu ispat edici bir güce sahip olması gerekir. Yalan beyanın tek başına kanıtlama gücünün bulunmadığı, bu beyana rağmen görevlinin, beyan edilen hususların doğruluğunu araştırıp da belgeyi sonra düzenlemesinin gerekli olduğu takdirde, belgeye dayanak oluşturan bilgi yalan beyan olmayıp görevlinin araştırması sonucu ulaştığı bilgi olduğundan yine beyan olunan bilgiler, ilgili memur ya da makamın başkaca araştırma yapmasını, belge incelemesini gerektirirse veya yalan beyan üzerine memurun kandırılamaması neticesinde doğru şekilde belge oluşturulması durumunda anılan suçun oluşmayacağı açıktır.
5326 sayılı Kabahatler Kanunu’nun (5326 sayılı Kanun) “Kimliği bildirmeme” başlığını taşıyan 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası “Görevle bağlantılı olarak sorulması halinde kamu görevlisine kimliği veya adresiyle ilgili bilgi vermekten kaçınan veya gerçeğe aykırı beyanda bulunan kişiye, bu görevli tarafından elli Türk Lirası idari para cezası verilir.” hükmünü haiz olup bu kabahat fiili ile 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde düzenlenen suç arasındaki fark, beyanın resmi belge düzenlenmesi sırasında yapılıp yapılmadığıdır. Kamu görevlisinin, görevi nedeniyle resmi belge düzenlediği sırada yalan beyanda bulunulması halinde 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesi uygulanacaktır. Resmi belge düzenlenmesi sırasında olmayıp da kamu görevinin gereği gibi yerine getirilebilmesi için, kamu görevlisinin göreviyle bağlantılı olarak sorması durumunda, kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunulması halinde 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrası uyarınca idari para cezası verilmesi gereklidir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; suç tarihinde devriye gezen polis ekiplerince sanığa kimlik bilgilerini sorulduğu, sanığın üzerinde kimliğinin olmadığını beyan ederek kendisini… olarak tanıttığı, sanığın tedirgin hareketlerde bulunmasından şüphelenilerek polis merkezine davet edildiği, sanığın üzerinde çıkan kimlikteki Zehra Rüzgar’ın polis merkezine davet edildiği, Zehra Rüzgar’ın sanığın imam nihahlı eşi … olduğunu beyan etmesi üzerine gerçek kimliğinin tespit edildiği, tutulan tutanakların sanığın gerçek kimlik bilgilerine göre düzenlendiği, Mehmet Yılmazoğlu ismiyle düzenlenmiş tutanak vb. resmi belge bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın eyleminin 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen “kimliği hakkında gerçeğe aykırı beyanda bulunmak” kabahatini oluşturduğu gözetilmeden, resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçundan hüküm kurulması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin, 08.04.2015 tarihli ve 2015/169 Esas, 2015/153 Karar sayılı kararına yönelik sanık ve müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğnameye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, ancak sanığın lehine bulunan ve eylemine uyan 5326 sayılı Kanun’un 40 ıncı maddesinin birinci fıkrasında öngörülen idari para cezasının miktarına göre aynı Kanun’un 20 nci maddesinin ikinci fıkrasının (c) bendinde yazılı zamanaşımının eylemin gerçekleştiği 29.12.2014 tarihinden, temyiz inceleme tarihine kadar gerçekleştiği anlaşıldığından yeniden yargılama yapılmasını gerektirmeyen bu hususta 1412 sayılı Kanun’un 322 nci ve 5326 sayılı Kanun’un 24 üncü maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak karar verilmesi mümkün bulunduğundan 5326 sayılı Kanun’un 20 nci maddesinin birinci fıkrası uyarınca sanık hakkında İDARİ PARA CEZASI VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

29.03.2023 tarihinde karar verildi.