YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6089
KARAR NO : 2023/5481
KARAR TARİHİ : 22.06.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun ) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2012/774 Esas, 2015/602 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun ) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci ve 53 üncü maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanığın üzerine atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığına, teşdit ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Katılanların daha önce sanığa ait … Kalorifer isimli firmanın Sinop şubesinde çalıştıkları, sanığın katılanların imzalarını taklit etmek suretiyle yasal unsurları tam olan katılan …’in borçlu olarak gösterildiği 1 adet, katılan …’nun borçlu olarak gösterildiği 6 adet suça konu sahte bonoları düzenleyerek borçlu olduğu kişilere ciro edip piyasaya sürmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddiasıyla kamu davası açılmıştır.
2. Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü’nün 30.04.2012 tarihli ekspertiz raporunda; alacaklısı … Kalorifer, borçlusu … … ve alacaklısı … Kalorifer …, borçlusu … olan, toplam 7 adet emre muharrer senet ile sanık ve katılanların imza ve yazı örnekleri karşılaştırıldığında, borçlusu … olan senedin ön yüzündeki yazılar ile …’in mukayese yazıları arasında benzerlikler müşahede edildiği, 25.11.2011 ödeme tarihli 1.850,00 TL bedelli senet üzerindeki yazı ve imzaların sanığın elinden çıkmış olduğu kanaatine varıldığı, senedin arka yüzündeki ” … Kalorifer ” içerikli kaşe üzerindeki imza ile …’in mukayese imzaları arasında müşahede olunan benzerliklere binaen, anılan senedin arka yüzündeki birinci ciro imzasının sanık …’in elinden çıkmasının kuvvetle mümkün olduğunun görüldüğü, borçlusu … olan senet üzerinde atılı bulunan borçlu imzaları ile katılan …’in mukayese imzaları arasında grafolojik hususiyetler yönlerinden benzerlik ve irtibat tespit edilemediği, borçlusu … … olan senetler üzerindeki yazılar ve atılı bulunan borçlu imzaları ile … …’nun mukayeseleri arasında ayrıca senetler üzerinde atılı bulunan borçlu imzaları ile …’in mevcut mukayese imzaları arasında aynı elden çıkmış olduklarını gösterir nitelikte benzer ve ortak grafolojik hususiyetler tespit edilemediği, borçlusu … … olan senetlerin arka yüzünde ” … Kalorifer ” içerikli kaşe üzerindeki imzalar ile …’in mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırmada, tetkike konu imzaların teşhis ve tespit için gerekli ve yeterli hususiyetleri tam olarak içermemesi nedeniyle aidiyet hususunda görüş belirtmenin mümkün olmadığı, borçlusu … … olan senetler üzerindeki yazı ve rakamların, … ‘in elinden çıkıp çıkmadığı hususunda ise sağlıklı bir kanaat beyanına imkan verir yeterlilikte ortak grafolojik hususiyetler tespit edilemediği belirtilmiştir.
3. Adli Tıp Kurumu’nun 20.01.2015 tarihli raporunda; suça konu senetlerde, (25.11.2011 ödeme tarihli, 1.850,00 TL bedelli senet hariç) yer alan ön yüz yazıları ile katılanlar ve sanığa ait mukayese yazılar arasında farklılıklar saptandığından, söz konusu yazıların sanık ve katılanların el ürünü olmadığı, 25.11.2011 ödeme tarihli 1.850,00 TL bedelli senetteki yazılar ile sanığa ait mukayese yazılar arasında benzerlik saptandığından, söz konusu yazıların sanığın eli ürünü olduğu, incelemeye konu 6, 5, 4, 3 nolu senetler ile 25.11.2011 ödeme tarihli 1.850,00 TL bedelli senetlerde yer alan borçlu imzaları ile katılanlar ve sanığa ait mukayese imzaları arasında, bu senetlerin sanık ve katılanların elinden çıktıklarını gösterir bulgu saptanamadığı, 20.11.2011 ödeme tarihli, 1.050,00 TL bedelli senet ile, 20.12.2011 ödeme tarihli, 1.050,00 TL bedelli senetlerdeki borçlu imzaları, teşhise götürecek karakteristik materyal, önemli yazı ve tanı unsuru içermeyen, tersimin basit, taklidin kolay imzalar olması nedeniyle aidiyetin ve bu meyanda sorulduğu üzere katılanlar ve sanığın eli ürünü olduğu ya da olmadığı yönünde bir tespite gidilemediği belirtilmiştir.
4. Sanık savunmasında üzerine atılı suçu kabul etmemiştir.
5. Katılanlar aşamalardaki beyanlarında; daha önce sanığa ait firmada çalıştıklarını, sanığa hiçbir şekilde senet vermediklerini, hiçbir senede imza atmadıklarını, suça konu senetlerin kendilerine ait olmadığını, sanığa borçlanmadıklarını, senetler nedeniyle haklarında icra takibi başlatıldığını ifade etmişlerdir.
6. Mahkemece suça konu senetlerin … Ticaret Kanunu hükümlerine uygun olarak düzenlendiği ve iğfal kabiliyetini haiz oldukları belirtilmiştir.
IV. GEREKÇE
Gerekçeli karar başlığında “2011” şeklinde yanlış gösterilen suç tarihlerinin “29.06.2011, 20.09.2011, 27.09.2011” olduğu belirlenerek yapılan incelemede;
1. Sanık savunması, katılanların beyanları, kriminal raporlar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
2. 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin uygulanmasında, Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararının infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
3. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vası ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
4. Adli Emanetin 2012/650-664-674-688 sırasında kayıtlı suça konu bono asıllarının akıbeti hakkında bir karar verilmemesi hukuka aykırı görülmüş olup, bahse konu bu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.
V. KARAR
Gerekçe bölümünün (4) numaralı bendinde açıklanan nedenle Samsun 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 10.11.2015 tarihli ve 2012/774 Esas, 2015/602 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasına “Adli Emanetin 2012/650-664-674-688 sırasında kayıtlı suça konu bono asıllarının dosyada delil olarak saklanmasına” cümlesinin eklenmesi suretiyle, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
22.06.2023 tarihinde karar verildi.