Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/6126 E. 2023/5336 K. 20.06.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6126
KARAR NO : 2023/5336
KARAR TARİHİ : 20.06.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/491 E., 2015/642 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 … maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 … maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Devrek Asliye Ceza Mahkemesinin, 02.07.2010 tarihli ve 2009/4 Esas, 2010/478 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı … Ceza Kanunu’nun (5273 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 62 nci maddeleri ile 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş ve bu karar 03.11.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
2. Sanığın denetim süresi içinde 03.08.2014 tarihinde işlediği silahla kasten yaralama suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş ve bu kararın kesinleşmesi üzerine işbu dosyaya ihbarda bulunulmuştur.
3. Devrek Asliye Ceza Mahkemesinin, 09.11.2015 tarihli ve 2015/491 Esas, 2015/642 Karar sayılı kararı ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair karar açıklanarak, sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 ve 53 üncü maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Dava dosyası, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tanzim olunan, 24.11.2020 tarihli ve 2016/21317 sayılı, yeterli gerekçe içermediğinden hükmün bozulması görüşlü Tebliğname ile Daireye tevdi edilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz istemi, kesin nitelikteki ikinci hükmün ihbara konu edilemeyeceğine, eksik inceleme ile karar verildiğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, 26.05.2007 keşide tarihli çekin keşide tarihinin 26.09.2007 olarak değiştirildiğini bildiği halde 02.10.2007 tarihinde bankaya ibraz etmek suretiyle resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin iddia ve kabul edildiği anlaşılmıştır.
2. Suça konu çek aslı, ekspertiz raporu, sanığın tevilli ikrarı, sanığın çekteki keşide tarihi değişikliğini bildiğine dair temyiz dışı sanık … …’in beyanı ve diğer deliller dosya arasındadır.

IV. GEREKÇE
5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin sekizinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının kesinleştiği 03.11.2010 tarihinden, denetim süresi içinde ikinci suçun işlendiği 03.08.2014 tarihine kadar dava zamanaşımının durduğu belirlenerek yapılan incelemede;

1. 5271 sayılı Kanun’un 217 nci maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri yasal ve yeterli gerekçe ile değerlendiren Mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik görülmediği ve hükmün yasal ve yeterli gerekçeyi içerdiği anlaşılmakla, tebliğnamedeki bozma isteyen görüşe iştirak edilmemiştir.

2. 5271 sayılı Kanun’un 231 … maddesinin onbirinci fıkrasındaki “Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmesi … halinde, mahkeme hükmü açıklar” şeklindeki düzenleme ve yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca, denetim süresi içerisinde işlenen ikinci suç için verilen hükmün kesin nitelikte olup olmadığına bakılmaksızın ihbara konu edileceği, ibraz süresinin, çekte keşide tarihi olarak gösterilen tarihten itibaren başlayacağı gözetildiğinde, suça konu çekin keşide tarihinde yapılan ileri tarihli değişikliğin çekin ibraz süresi yönünden hukuki sonuç doğuracağı anlaşılmakla, yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
Sanığın eyleminin bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetililip hakkında 5237 sayılı Kanun’un 211 … maddesi uygulanmadan fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen incelemeye konu kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 … maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, Üyeler … ve …’ın karşı oyları ile, oy çokluğuyla BOZULMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
20.06.2023 tarihinde karar verildi.

Sayın çoğunluk ile aramızdaki görüş ayrılığı “resmi belgede sahtecilik” suçundan mahkum olan sanık hakkında TCK’nin 211. maddesi hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına ilişkindir.
Sahtecilik suçlarında cezayı azaltıcı hüküm olarak düzenlenen TCK’nin 211. maddesi hükmünün uygulanabilmesi için fiilin “bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı ya da gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla işlenmesi” gerekir.
Kanıtlanmak istenen olayın gerçek veya doğru olması şart değil, failin iyi niyetle bu olayın doğru ve gerçek olduğuna inanması yeterlidir. Buradaki hal objektif değil subjektifdir. İndirim için failin subjektif durumu esas alınır.
Subjektif durum suç tarihinden önce bulunmalı, yani hukuki ilişki suç tarihinden önce mevcut olmalı ve fail bu ilişkiyi ispat etmek amacıyla hareket etmelidir.
Ancak fail başkasına zarar vermek amacı ile hareket etmemeli, uğradığı ya da uğrayacağına inandığı zarardan kendisini korumak amacıyla fiili işlemiş bulunması gerekir.
Diğer taraftan, failin alacağını almak için yaptığı sahtecilik ilgili kişiye yönelik olmalıdır. Üçüncü kişiye yönelik olursa bu madde hükümleri uygulanmaz.
Somut olay değerlendirildiğinde; sanık … ile olay tarihlerinde Akbank Devrek Şubesinde temizlik işlerinde çalışan temyiz dışı sanık … …’in, … tarafından keşide edilen ve ilgili banka şubesine iade edilen suça konu çeki bir şekilde ele geçirip 26.05.2007 olan keşide tarihini ibraz süresi geçtikten sonra yetkileri olmadığı halde 26.09.2007 olarak değiştirmek sureti ile tahrif ettikleri ve havale niteliği haline gelen belgeye yeniden kambiyo senedi vasfı kazandırarak 02.10.2007 tarihinde bankaya müracaatla karşılıksız şerhi verdirmek suretiyle bankanın ödenekle yükümlü olduğu 410,00 TL parayı Akbank Devrek Şubesinden tahsil ettikleri ve ayrıca keşideci … hakkında karşılıksız çek keşide etmek fiilinden dolayı şikayette bulunarak bu şahıs hakkında soruşturma yapılmasını sağladıkları anlaşılmıştır.
“Bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı yada gerçek bir durumun belgelenmesi amacıyla” değilde ibraz süresi geçen ve kambiyo senedi vasfı kalmayan belgeye kambiyo senedi vasfı kazandırmak ve böylece üçüncü kişi konumunda olan ilgili banka şubesinden banka yükümlülüğü olan bedeli almak sureti ile zarar verdiği anlaşılan sanık hakkında TCK’nin 211 maddesi hükümleri uygulanamayacağından resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmünün onanması gerektiği düşüncesi ile sayın çoğunluğun bozma kararına katılmıyoruz.20.06.2026