YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/6295
KARAR NO : 2023/2467
KARAR TARİHİ : 04.04.2023
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun ) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2013/342 Esas, 2015/244 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 205 inci maddesinin birinci fıkrasının birinci cümlesi, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, suç işleme kastının olmadığına, beraatine karar verilmesi gerektiğine ve lehe olan hükümlerin uygulanmadığına ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1.Mağdurun firma satış yetkilisi olarak 22.04.2013 tarihli sözleşme karşılığında, sanığa 2.700,00 TL bedelli biri peşin on taksitle iki adet su arıtma cihazı sattığı, taksitler karşılığı 300,00 TL bedelli dokuz adet senet düzenlendiği, sanığın gecikmeli de olsa üç adet senedi ödediği, dördüncü senedi ödemediği, mağdurun 18.08.2013 tarihinde senedin ödenmesi için sanığı aradığında sanığın “kalan senetleri getir, hepsini ödeyeceğim ancak iskonto isterim” dediği, mağdurun da sanığa inanıp iskonto yaparak 1.600,00 TL ödemesi durumunda borcun kapanacağını söylediği, 19.08.2013 tarihinde mağdurun yanına kalan toplam bedeli 1.800,00 TL olan altı adet senedi alarak sanığın iş yerine gittiği, sanığın mağdurdan senetleri istediği, mağdurun senetlerin bedelini ödeyeceğini düşünerek altı adet senedi sanığa verdiği, sanığın senetlerin tümünü tamamen yırtıp imha ettiği iddiasıyla işbu kamu davası açılmıştır.
2. Mağdur aşamalardaki beyanlarında; firma satış yetkilisi olduğunu, sanığa iki adet su arıtma cihazı sattığını, bu satışı on adet 300,00 TL’lik senet halinde yaptığını, sanığın gecikmeli de olsa üç adet senedi ödediğini, dördüncü senedi ödemediğini, 18.08.2013 tarihinde sanığı aradığında sanığın ” senetlerin tamamını getir, iskonto isterim, hepsini kapatalım ” dediğini, 19.08.2013 tarihinde sanığın iş yerine gittiğini, sanığın “senetlere bakayım ödemeni yapacağım” dediğini, sanığa güvenerek altı adet senedi verdiğini, sanığın senetleri alır almaz yırtıp attığını, sanığın daha sonra bu olayla ilgili olarak özür dilediğini ve borcunun tamamını ödediğini söylemiştir.
3. Sanık soruşturma aşamasındaki ifadesinde; mağdura senetleri alarak gelmesini, para vereceğini söylediğini, 19.08.2013 tarihinde mağdurun elinde senetlerle geldiğini, mağdurun firmasından daha önce komşusunun elektrikli süpürge almasına aracı olduğunu ancak arızalı çıktığını ve yenisini vermedikleri için sinirlenerek mağdurdan senetleri istediğini, bir anlık sinirle yırttığını, yırttıktan sonra komşusunun süpürgesini getirmelerini senet varmış gibi borçlarını ödeyeceğini, makineyi getirmezseler ödemeyeceğini, işleri ciddiye almaları için bunu yaptığını ve işe yaradığını söylemiştir.
Sanık mahkemedeki savunmasında ise; senetlerin vadesi geldiğinde mağdurun evine geldiğini ve senedi tahsil etmek istediğini, kendisinin de mağdurun evine geldiği için kızdığını ve iş yerine gelmesini istediğini, mağdurun daha sonra iş yerine geldiğini, ne kadar borcu varsa tümünü iş yerinde ödediğini, mağdurun senetleri iade ettiğini, kendisinin de senet bedellerini ödendikten sonra o kızgınlıkla senetleri yırttığını ancak yırtmadan önce senet bedellerini ödediğini, kendisinin yırtmasından dolayı mağdurun kesinlikle bir zararı olmayacağını çünkü senet bedellerini tahsil ettiğini beyan etmiştir.
4. Mahkemece, sanığın tevil yollu ikrarına, mağdurun tüm aşamalardaki değişmeyen beyanlarına ve tüm dosya kapsamına göre, sanığın resmi belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.
IV. GEREKÇE
1. 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Kanun’da belgeyi yok etmek, bozmak veya gizlemek suçunun konusunun resmi evrak olması halinde 205 inci, özel evrak olması durumunda ise 208 inci maddesinin uygulanması gerekmesine nazaran, resmi belge ile özel belgenin gerek sahtecilik gerek bozmak, yok etmek veya gizlemek suçları açısından ayrı ayrı düzenlendiği cihetle, suça konu yırtıldığı iddia olunan senetlerin ele geçirilememiş olması ve parçalarının bir araya getirtilip 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda sayılan yasal unsurları taşıyıp taşımadığının saptanamaması karşısında; “şüpheden sanık yararlanır” ilkesi gereğince suçun konusunu oluşturan senetlerin özel belge niteliğinde sayılması gerektiğinden sanığın 5237 sayılı Kanun’un 208 inci maddesine göre cezalandırılması gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde karar verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabul ve uygulamaya göre de;
5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinde, “değişik zamanlarda” denilmiş olması nedeniyle aynı anda işlenen eylemlerde zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağının bulunmadığı, somut olayda sanığın suça konu senetleri aynı anda yırtması şeklinde gerçekleşen eyleminde, zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, ancak belge sayısının temel cezanın belirlenmesinde dikkate alınacağı gözetilmeden, sanığın cezasının zincirleme suç hükümlerine göre artırılması, hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 35. Asliye Ceza Mahkemesinin, 07.05.2015 tarihli ve 2013/342 Esas, 2015/244 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
04.04.2023 tarihinde karar verildi.