Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/68 E. 2023/3235 K. 25.04.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/68
KARAR NO : 2023/3235
KARAR TARİHİ : 25.04.2023

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER : Mahkûmiyet

Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2013/459 Esas, 2015/456 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca ikişer kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği mahkumiyet kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, satın aldığı kum ve çimento karşılığında, şikayetçi …’a, suça konu 6.500,00 TL ve 7.500,00 TL bedelli çekleri gönderdiği iddia ve kabul olunmuştur.
2. Şikayetçi … ifadesinde sanık …’a çimento ve kum satması nedeniyle sanık …’un ortağı olan temyiz dışı …’nın 12.12.2012 tarihinde iş yerine gelerek suça konu 6.500,00 TL bedelli çeki verdiğini, aynı gün bankaya gittiğinde çekin sahte olduğunu öğrenmesi üzerine …’ya suça konu çeki iade ettiğini, 14.12.2012 tarihinde ise …’nın kendisine 7.500,00 TL bedelli çeki verdiğini, bankaya ibraz ettiğinde bu çekin de sahte olduğunu öğrendiğini beyan etmiştir.
3. Sanık … savunmasında suç tarihinden iki ya da üç ay kadar önce açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği … isimli kişinin yaptığı iş karşılığında kendisine suça konu 6.500,00 TL bedelli çeki gönderdiğini, bu çeki işlerinin yoğun olması nedeniyle arkadaşı olan … aracılığıyla kum ve çimento aldığı şikayetçi …’a gönderdiğini, şikayetçi …’ın çekin sahte olduğunu belirtmesi üzerine … isimli şahsı aradığını, bu kişinin kendisine 7.500,00 TL bedelli çeki gönderdiğini, bu çeki de ilk çekte olduğu gibi temyiz dışı sanık … aracılığıyla şikayetçi …’a gönderdiğini, çeklerin sahte olduğunu bilmediğini beyan etmiştir.
4. Hakkında verilen beraat kararı kesinleşen temyiz dışı sanık … savunmasında arkadaşı olan …’un ricası üzerine suça konu çekleri şikayetçi …’a verdiğini belirtmiştir.
5. Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 20.12.2011 tarihli raporunda suça konu çeklerin tamamen sahte olduğu ve aldatma kabiliyetini haiz oldukları belirtilmiştir.
6. Samsun Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 14.02.2013 tarihli raporunda suça konu çeklerin arka yüzündeki birinci ciranta imzalarının …’un el ürünü olduğu,çeklerin ön yüzündeki el yazısı ve keşideci imzaları ile …’un mevcut mukayese yazı ve imzaları arasında aynı şahsın el ürünü olduklarını gösterir nitelikte kaligrafik ve grafolojik bulguya rastlanılmadığı belirtilmiştir.
7. Suça konu çek asılları Mahkeme tarafından 05.05.2015 tarihli celsede incelenmiş, yasal unsurlarının tam olduğu ve aldatıcılık niteliğinin bulunduğu tespit edilmiştir.

8. Mahkemece, sanığın resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği kabul edilerek temyize konu mahkumiyet hükmü kurulmuştur.

IV. GEREKÇE
A. Sanık savunması, müşteki beyanı, kriminal raporları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde sanığın mahkumiyetine karar veren mahkemenin takdir ve kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
B. Yapılan yargılamaya, toplanıp gerekçeli kararda gösterilerek tartışılan delillere, Mahkemenin oluşa uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre, sanığın diğer temyiz nedenleri yerinde görülmemiştir, ancak;
1. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarihli ve 2013/11-397 Esas, 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu ile 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “belgede sahtecilik” suçlarının hukuki konusunun kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişinin de haksızlığa uğrayıp suçtan zarar görmesi halinde dahi suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamı, diğer bir ifadeyle kamu olduğuna dair kabulün etkilenmeyeceği, aynı suç işleme kararıyla ve aynı anda düzenlenen belgelerle ilgili olarak tek bir suçtan hüküm kurulması gerekeceği, buna karşın, aynı suç işleme kararıyla fakat değişik zamanlarda düzenlenen belgelerle ilgili olarak yine tek bir suçtan hüküm kurulup, aynı Kanun’un 43 üncü maddesi gereğince zincirleme suç hükümleri uyarınca cezanın arttırılması gerektiği, farklı suç işleme kastının bulunduğunun ispatı halinde her bir eylemin ayrı bir suç oluşturacağı dikkate alındığında; sanığın, tamamen sahte olarak oluşturulmuş 6.500,00 ve 7.500,00 TL bedelli suça konu çekleri temyiz dışı sanık … aracılığıyla şikayetçi …’a farklı zamanlarda vermesi şeklinde gerçekleşen eylemlerinin bir suç işleme kararının icrası kapsamında zincirleme şekilde işlenmiş tek resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturduğu gözetilmeden sanık hakkında iki kez ayrı ayrı resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
2. Belgede sahtecilik suçlarında 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesinde düzenlenen hükmün açıklanmasının geri bırakılması müessesesinin uygulanmasına engel oluşturabilecek somut bir zararın bulunmadığı gözetilmeden; engel adli sicil kaydı bulunmayan, yeniden suç işlemeyeceğine dair kanaat oluştuğundan 5237 sayılı Kanun’un 51 inci maddesi uyarınca cezası ertelenen ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesini talep eden sanık hakkında “zararı gidermediği” şeklindeki yasal olmayan gerekçeyle hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,

3. Kabule göre,
a) 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesine ilişkin uygulamanın Anayasa Mahkemesinin 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile birlikte yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
b)Katılma talebi reddedilen şikayetçi … ile katılma talebi hakkında herhangi bir karar verilmeyen şikayetçi …’ın, gerekçeli karar başlığında katılan olarak gösterilmeleri,
Hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Samsun 3. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.05.2015 tarihli ve 2013/459 Esas, 2015/456 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

25.04.2023 tarihinde karar verildi.