Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2020/7160 E. 2023/9338 K. 04.12.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2020/7160
KARAR NO : 2023/9338
KARAR TARİHİ : 04.12.2023

MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2015/575 E., 2016/23 K.
SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma

Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2015/575 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesinin altıncı uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve cezanın mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanığın temyiz isteği, hükmü temyiz etme iradesinden ibarettir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanık hakkında 25.06.2015 tarihinde başka bir suçtan yürütülen soruşturma sırasında üzerinden müştekinin adına düzenlenmiş ancak her ikisinin de üzerinde sanığın fotoğrafının bulunduğu nüfus cüzdanı ile sürücü belgesinin çıktığı anlaşılmıştır.
2. Sanık üzerine atılı suçlamayı kabul etmiş ve şikâyetçiyi tanımadığını, bir arkadaşı aracılığıyla, şikâyetçiye ait kimlik ile nüfus cüzdanı kullanılmak suretiyle kendi adına, ücret karşılığında sahte bir nüfus cüzdanı ile sürücü belgesi yaptırdığını, bazı sıkıntılarının olması nedeniyle böyle bir yola tevessül ettiğini beyan etmiştir.
3. Emniyet Genel Müdürlüğü … Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından tanzim olunan, 11.08.2015 – 12.08.2015 tarihli; “İnceleme konusu nüfus cüzdanı ve sürücü belgesinin tamamen sahte olarak oluşturulduğu, … sahteliklerin ilk nazarda fark edilemeyeceği cihetle aldatma kabiliyetini haiz oldukları” görüşünü içerir Uzmanlık Raporu dava dosyasında mevcuttur.
4. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.

IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezasına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunlukları yönünden Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde, yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere eklenen; “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görüldüğünden bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
2. Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile düzeltilen husus dışında yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir.
3. Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 08.06.2010 tarihli ve 2010/11-98, 143 sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin birinci fıkrasında düzenlenen, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi ifadesi nedeniyle zincirleme suç hükümlerinin uygulanabilmesi için bir kişiye karşı aynı suçun mutlaka değişik zamanlarda işlenmesi gerekmektedir. Suça konu belgelerin farklı tarihlerde düzenlendiklerine dair herhangi bir delilin bulunmadığı ancak sahte resmi belgeyi kullanmanın da suç teşkil ettiği, resmi belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olduğu anlaşılmakla, suça konu belgelerin aynı anda ele geçirilmesi ve farklı zamanlarda düzenlendiğine ilişkin bir tespitin bulunmaması karşısında sanık hakkında kurulan hükümde, 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi gereği artırım yapılamayacağının gözetilmemesi suretiyle fazla ceza tayini hukuka aykırı bulunmuş ise de bahse konu hukuka aykırılık Yargıtay tarafından giderilmiştir.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İstanbul 28. Asliye Ceza Mahkemesinin, 26.01.2016 tarihli ve 2015/575 Esas, 2016/23 Karar sayılı kararına yönelik sanığın temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği BOZULMASINA, bu husus yeniden yargılamayı gerektirmediğinden aynı Kanun’un 322 nci maddesi gereği hüküm fıkrasında yer alan 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin uygulandığı paragrafın hükümden tamamen çıkarılması ve takip eden paragrafların buna göre teselsül ettirilmesi suretiyle hükmün, Tebliğname’ye kısmen uygun olarak, oy birliğiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

04.12.2023 tarihinde karar verildi.