Yargıtay Kararı 11. Ceza Dairesi 2021/11123 E. 2023/579 K. 13.02.2023 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11123
KARAR NO : 2023/579
KARAR TARİHİ : 13.02.2023

İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2020/141 E. 2020/625 K.

SUÇ : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama

Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:

I. HUKUKÎ SÜREÇ
1. Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.11.2011 tarihli ve 2011/794 Esas, 2011/567 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi, 51 inci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca üç kez 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
2. Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 01.11.2011 tarihli ve 2011/794 Esas, 2011/567 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 29.09.2015 tarihli ve 2013/14521 Esas, 2015/28853 Karar sayılı kararı ile “adlarına sahte belgeler düzenlenen kişilerin gerçekte var olmaları durumunda 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesinin ikinci fıkrasının delaletiyle 43 üncü maddesinin birinci fıkrasının uygulanması gerekeceği, bu kişi adlarının hayali isimler olması durumunda ise birden çok sahte belge düzenlenmesi olgusunun 5237 sayılı Kanun’un 61 inci maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden eksik araştırma sonucu hüküm kurulması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
3. Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.01.2017 tarihli ve 2015/654 Esas, 2017/8 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan, 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 43 üncü maddenin ikinci fıkrası delaletiyle birinci fıkrası , 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir.
4. Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin, 05.01.2017 tarihli ve 2015/654 Esas, 2017/8 Karar sayılı kararının sanık müdafii tarafından temyizi üzerine Yargıtay 11. Ceza Dairesinin 03.02.2020 tarihli ve 2017/14699 Esas, 2020/755 Karar sayılı kararı ile “belgede sahtecilik suçunun mağdurunun kamu olması nedeniyle somut olayda zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağı, ancak birden çok gerçek kişi aleyhine sahte belgenin düzenlenmesi olgusunun TCK’nin 61. maddesi uyarınca temel cezanın belirlenmesi sırasında nazara alınabileceği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması” nedeniyle bozulmasına karar verilmiştir.
5. Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli, 2020/141 Esas ve 2020/625 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Kanun’un 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesi ve 53 üncü maddesi uyarınca 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına hükmedilmiş, aleyhe bozma yasağı nedeniyle sanığın kazanılmış hakkı korunarak 2 yıl 1 ay hapis cezası olarak infazına karar verilmiştir.

II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği suça konu belgelerin aldatma kabiliyetini haiz olup olmadığı konusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmamasının usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkindir.

III. OLAY VE OLGULAR
1. Suç tarihinde sanığın ve sanığın arkadaşı R. E’nin evinde başka bir soruşturma nedeniyle yapılan aramada katılan … ve müşteki … adına düzenlenmiş ve üzerinde sanığa ait fotoğraf olan tamamen sahte sürücü belgeleri ve müşteki … adına düzenlenmiş ve üzerinde sanığa ait fotoğraf bulunan pasaportun ele geçirildiği anlaşılmıştır.
2. Sanık savunmasında askerlikten kaçmak için suça konu belgeleri tanzim ettiğini ancak herhangi bir yerde kullanmadığını beyan etmiştir.
3. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 02.04.2011 tarihli ve 3287 sayılı raporunda; suça konu sürücü belgelerinin sahte olarak düzenlendiği ve aldatma kabiliyetini haiz oldukları belirtilmiştir.
4. İstanbul Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğünün 02.04.2011 tarihli ve 3286 sayılı raporunda; suça konu pasaporttaki mevcut fotoğrafın daha önce aynı yerdeki fotoğrafın sökülmesinden sonra yerine yapıştırıldığının, yapılan sahteciliğin ilk nazarda ve kolaylıkla fark edilemeyecek olması nedeniyle pasaportun aldatma kabiliyetini haiz olduğu belirtilmiştir.
5. Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 15.09.2011 tarihli raporunda; suça konu sürücü belgelerinin tümden sahte olarak düzenlendiği, pasaportun 3. sayfasında evvelce mevcut fotoğrafın sökülerek halen mevcut olan fotoğrafın yapıştırılmış olduğu ve söz konusu sahteciliklerin ilk bakışta kolaylıkla dikkat çekmeyeceği, ancak ilgili kişilerce yapılacak tetkik ve kontrollerde anlaşılabileceği, iğfal kabiliyetini haiz olup olmadığı hususunun olayın oluş biçimi ve gelişimi, belgelerin mevcut durumu, ibraz ve kabul koşulları, ilgili mevzuat ve tüm adli soruşturma kapsamı birlikte değerlendirilerek mahkemece yorumlanmasının uygun olacağı belirtilmiştir.
6. Mahkemece, sanık savunması, bilirkişi raporları, suça konu belgeler ve Yargıtay bozma ilamı dikkate alınarak yapılan inceleme sonucunda; sanığın resmi belgede sahtecilik suçundan mahkûmiyetine karar verilmiş, suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri, sanığın kastı, amaç ve saiki dikkate alınarak temel ceza alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmiştir.

IV. GEREKÇE
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 22.04.2014 tarih, 2013/11-397 Esas ve 2014/202 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere, 5237 sayılı Kanun’un “Kamu güvenine karşı suçlar” bölümünde düzenlenen ve belgenin gerçeğe aykırı olarak düzenlenmesi ile kamu güveninin sarsıldığı kabul edilerek suç sayılıp yaptırıma bağlanan “resmi belgede sahtecilik” suçlarında korunan hukuki yararın kamu güveni olduğu, suçun işlenmesi ile kamu güveninin sarsılması dışında, bir veya birden fazla kişi de haksızlığa uğrayıp, suçtan zarar görmesi halinde dahi, suçun mağdurunun toplumu oluşturan bireylerin tamamının, diğer bir ifadeyle kamunun olduğuna dair kabulünün etkilenmeyeceği, eylemin belirli bir kişinin zararına olarak işlenmesi halinde bu kişinin mağdur değil, suçtan zarar gören olacağının kabulü gerekeceği ve 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi uyarınca, “bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı aynı suçun birden fazla ya da aynı suçun birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenmesi” durumunda zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının mümkün olduğu da gözetilerek, açıklanan ilkeler doğrultusunda; yapılan UYAP sorgusunda, sanığın benzer nitelikteki eylemi nedeniyle Bakırköy 12. Asliye Ceza Mahkemesinin 24.12.2012 tarihli ve 2011/288 Esas, 2012/861 Karar sayılı kararı ile resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine hükmedildiğinin anlaşılması karşısında; sanığın eylemlerinin aynı suç işleme kararına bağlı olarak zincirleme biçimde resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturup oluşturmadığının ayrıca tek suç ise birden fazla belge nedeniyle TCK’nın 61 inci maddesinin değerlendirilebilmesi için dosyaların ve varsa tespit edilebilen benzer nitelikteki dosyalarının araştırılarak mümkünse mevcut dava ile birleştirilmesi, birleştirme mümkün değilse bu davayı ilgilendiren belgelerin onaylı örneklerinin çıkartılarak dosya içine konulması, zincirleme suç hükümlerinin ve TCK’nın 61 inci maddesinin uygulanma olanağının bulunup bulunmadığının tartışılması, kesinleşmiş hükümlerin zincirleme suç kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tayin olunacak cezadan kesinleşmiş önceki cezanın mahsup edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu hüküm kurulması hukuka aykırı bulunmuştur.

V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenle Büyükçekmece 4. Asliye Ceza Mahkemesinin 14.10.2020 tarihli, 2020/141 Esas ve 2020/625 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, aleyhe temyiz bulunmadığından sanığın kazanılmış hakkının saklı tutulmasına,

Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,

13.02.2023 tarihinde karar verildi.