YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11662
KARAR NO : 2023/10332
KARAR TARİHİ : 18.12.2023
MAHKEMESİ:Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI : 2014/770 E., 2016/54 K.
SUÇLAR : Resmi belgede sahtecilik
HÜKÜMLER: Mahkûmiyet
TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ: Bozma
Sanık hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir oldukları, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:
I. HUKUKÎ SÜREÇ
Ünye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/770 Esas, 2016/54 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 204 üncü maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası ve 58 inci maddesi uyarınca ayrı ayrı 2 kez olmak üzere 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluklarına ve tekerrür hükümlerinin uygulanmasına, karar verilmiştir.
II. TEMYİZ SEBEPLERİ
Sanık müdafiinin temyiz isteği; sanık hakkında beraat kararı verilmesi, aksi hâlde eylemler arasında geçen süre dikkate alınarak 5237 sayılı Kanun’un 43 üncü maddesi gereği zincirleme şekilde işlenen tek bir resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması ve 5271 sayılı Kanun’un 231 inci maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesi taleplerine ilişkindir.
III. OLAY VE OLGULAR
1. Sanığın, 18.10.2014 tarihinde amcası olan temyiz dışı sanık … ve 10.01.2015 tarihinde de arkadaşı olan temyiz dışı sanık … ile onların yerine motorlu taşıtlar sınavına girmek üzere anlaştıkları, bu amaçla temyiz dışı sanıklar … ve …’nın nüfus cüzdanlarındaki fotoğrafı sökerek yerine …’in fotoğrafını yapıştırdıkları ve yeniden PVC ile kaplattıkları, sanığın bu şekilde elde ettiği nüfus cüzdanları ve … ile … adına düzenlenmiş sınava giriş belgeleri ile sınav salonuna girdiği, ancak görevlilerce yapılan kimlik kontrolü sırasında sınava giriş belgesindeki fotoğraflar ile nüfus cüzdanlarındaki fotoğrafların birbirlerine benzemediği fark edilerek dava dosyasında mevcut tutanaklar tanzim olunmuş ve ihbar üzerine sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçlarından açılan davaların, kovuşturma aşamasında birleştirildiği ve yapılan yargılama neticesinde sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan iki ayrı mahkûmiyet hükmü kurulduğu belirlenmiştir.
2. Sanık eylemlerini kabul etmiştir.
3. İlgili durumları fark eden sınav görevlileri tarafından durumun tespitine dair 18.10.2014 ve 10.01.2015 tarihli tutanaklar dava dosyasında mevcuttur.
4. Emniyet Genel Müdürlüğü … Kriminal Polis Laboratuvarı tarafından tanzim olunan, BLG-14-2099 ve BLG-15-0247 sayılı raporlarında; ” … inceleme konusu nüfus cüzdanlarındaki fotoğrafların yerinden sökülmesi ve yerine yenisinin yapıştırılması suretiyle oluşan sahtecilik işleminin aldatma kabiliyetini haiz olduğu,” görüşünün açıklandığı belirlenmiştir.
5. Mahkemece suça konu nüfus cüzdanları üzerinde herhangi bir inceleme yapılmadığı, özellik ve unsurlarının tutanağa geçirilmediği ve aldatıcılık niteliği yönünden kanaat açıklanmadığı saptanmıştır.
6. Sanığın güncel adlî sicil kaydı, Ulusal Yargı Ağı Bilişim Sistemi (UYAP) üzerinden temin olunarak denetlenmiştir.
IV. GEREKÇE
1. Sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan hükümlere ilişkin olarak ayrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun, 14.10.2003 tarihli ve 2003/232 Esas, 2003/250 Karar sayılı, 09.10.2012 tarihli ve 2011/8-335 Esas, 2012/1804 Karar sayılı kararlarında açıklandığı üzere sahtecilik suçunun oluşabilmesi için belgenin nesnel olarak aldatıcılık niteliğinin bulunması ve aldatma keyfiyetinin belgeden objektif olarak anlaşılması gerektiği, muhatabın hatasından, dikkatsizlik veya özensizliğinden kaynaklanan fiili iğfalin, aldatıcılık niteliğinin varlığını göstermeyeceği ve belgede sahtecilik suçlarında aldatıcılık niteliği bulunup bulunmadığının takdir ve tayini Hâkime ait olup duruşma esnasında suça konu belgelerin yasal unsurlarının tam olup olmadığının tespiti ile aldatıcılık niteliklerinin bulunup bulunmadığı hususunda gözlem yapılması ve kanaat derc edilmesi gerekiyorsa da dosyada asılları bulunan suça konu nüfus cüzdanları üzerinde Heyet tarafından yapılan inceleme ve gözlem neticesinde, her iki kimlikte de fotoğrafların üzerilerinde soğuk damga izlerinin bulunmadığı ve fotoğrafların resim hanesine tam oturmamış oluşu nedeniyle aldatma kabiliyetlerinin bulunmadığı, sınav giriş belgelerindeki resimlerin ise nüfus cüzdanına yapıştırılmış sanığa ait fotoğraflardan farklı olarak temyiz dışı sanıklar … ve …’ya ait resimler oluşu nedeniyle cevap kağıdı henüz teslim edilmeden önce görevliler tarafından olayın fark edilmesi nedeniyle resmi belgede sahtecilik suçlarının oluşmayacağı dikkate alınarak sanığın her iki olayda da Salon Aday Yoklama Listesini temyiz dışı sanıklar … ve … olarak imzalamış ve bu beyanların salon görevlileri tarafından onaylanmış olması hâlinde sanığın eylemlerinin, basit yargılama ve seri muhakeme usulüne tabi 5237 sayılı Kanun’un 206 ncı maddesinde tanımlanan resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçunu oluşturacağı gözetilerek suça konu “Salon Aday Yoklama Listeleri”nin getirtilerek incelenmesi, belge asıllarının denetime olanak verecek şekilde dosya arasına konulması ve eylemin sübutu hâlinde resmi belgenin düzenlenmesinde yalan beyan suçlarından mahkûmiyet hükümleri kurulması, Salon Aday Yoklama Listelerinin de imzalanmasından veya görevlilerce onaylanmasından önce olayın ortaya çıktığının anlaşılması hâlinde ise sanığın her iki kamu davasından da beraatine karar verilmesi gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyet kararları verilmesi, hukuka aykırı bulunmuştur.
2. Kabul ve uygulama yönünden;
a. Birleşen Ünye 1. Asliye Ceza Mahkemesinin, 2015/91 Esas sayılı dosyasına ilişkin davada, 5271 sayılı Kanun’un 147 ve 191 inci maddelerine aykırı olarak iddianame okunmadan ve hakları hatırlatılmadan sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi,
b. Güncel adli sicil kaydına göre tekerrüre esas başkaca mahkûmiyeti bulunmayan sanık hakkında, tekerrüre esas alınan Keşan Asliye Ceza Mahkemesinin, 17.04.2014 tarihli ve 2014/24 Esas, 2014/225 Karar sayılı ilâmına konu, 5237 sayılı Kanun’un 141 inci maddesinin birinci fıkrası kapsamında kalan hırsızlık suçu yönünden, 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun’un 34 üncü maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 253 üncü maddesi kapsamında uzlaşma hükümlerinin uygulanabilir hâle geldiği gözetilerek, tekerrüre esas alınan ilâm yönünden uzlaştırma usulünün uygulanıp uygulanmadığı araştırılarak sonucuna göre sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağına karar verilmesinde zorunluluk bulunması,
c. Sanık hakkında kasıtlı suçtan hapis cezalarına mahkûmiyetin kanunî sonucu olarak uygulanmasına karar verilen hak yoksunluklarına ilişkin olarak Anayasa Mahkemesinin, 24.11.2015 tarihli ve 29542 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren, 08.10.2015 tarihli ve 2014/140 Esas, 2015/85 Karar sayılı iptal kararı ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesindeki bazı hükümlerin iptal edilmesi ve hükümden sonra, 15.04.2020 tarihinde yürürlüğe giren 7242 sayılı Kanun’un 10 uncu maddesi ile 5237 sayılı Kanun’un 53 üncü maddesinin üçüncü fıkrasının birinci cümlesine; “… ertelenen veya” ibaresinden sonra gelmek üzere; “… denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezası infaz edilen …” ibarelerinin eklendiği gözetilerek hak yoksunlukları yönünden sanığın hukukî durumunun yeniden değerlendirilmesi gerekliliği,
Nedenleriyle hükümler hukuka aykırı bulunmuştur.
V. KARAR
Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Ünye 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 21.01.2016 tarihli ve 2014/770 Esas, 2016/54 Karar sayılı kararına yönelik sanık müdafiinin temyiz isteği yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321 inci maddesi gereği, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
18.12.2023 tarihinde karar verildi.
Yazı İşl.Md.Y. – A.Ü.