YARGITAY KARARI
DAİRE : 11. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2021/11924
KARAR NO : 2021/7236
KARAR TARİHİ : 27.09.2021
Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğünün 01.04.2021 tarih ve 2021/2798 sayılı kanun yararına bozma istemine atfen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca düzenlenen 21.04.2021 tarih ve KYB-2021/47479 sayılı ihbarname ile;
Özel belgede sahtecilik suçlarından şüpheli … hakkında yapılan soruşturma evresi sonunda … Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 05.06.2020 tarihli ve 2020/3 soruşturma, 2020/143 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii … Sulh Ceza Hâkimliğinin 17.07.2020 tarihli ve 2020/1022 değişik iş sayılı kararını “5271 sayılı Kanun’un 160. maddesi uyarınca, Cumhuriyet savcısının, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlaması gerektiği, aynı Kanun’un 170/2. maddesi gereğince yapacağı değerlendirme sonucunda, toplanan delillerin suçun işlendiği hususunda yeterli şüphe oluşturduğu kanısına ulaştığında iddianame düzenleyerek kamu davası açacağı, aksi halde ise anılan Kanun’un 172. maddesi gereği kovuşturma yapılmasına yer olmadığına dair karar vereceği, buna karşın Cumhuriyet savcısının 5271 sayılı Kanun’un kendisine yüklediği soruşturma görevini yerine getirmediği, ortada yasaya uygun bir soruşturmanın bulunmadığı durumda, anılan Kanun’un 173/3. maddesindeki koşullar oluşmadığından, itirazı inceleyen merciin Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmasını sağlamak maksadıyla itirazın kabulüne karar verebileceği yönündeki açıklamalar nazara alındığında,
Dosya kapsamına göre, şikayetçi 02/01/2020 tarihli şikayet dilekçesi ve alınan ifadesinde özetle, 2004 yılında şüpheli olan kardeşi … ile babalarından miras kalan arazilerin paylaşımı konusunda tapuda devrini yapamadıkları kısımlar üzerinde sözlü olarak anlaştıklarını, bu anlaşmaya binaen senet düzenlediklerini, daha sonra aralarında bu konuda anlaşmazlık çıktığını, şüpheli aleyhine açtığı … Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/201 esas sayılı dosyasına konu müdahalenin meni davasında, şüphelinin davada haklı çıkmak için müşteki ile aralarında düzenledikleri senedi tahrif ederek mahkemeye sunduğu ve böylece davayı kazandığını, mahkemeye sundukları senet ile anlaşarak imzaladıkları senedin içeriğinin aynı olmadığını, senedin değiştirilerek özel belgede sahtecilik suçunun işlendiğinin iddia edildiği somut olayda, bahse konu senette imzası olan şahısların bilgi sahibi sıfatıyla alınan ortak ve uyumlu beyan içerir ifadelerinde bu içerikte senete bir kere imza atmış olduklarını, senette değişiklik yapıldığına dair bir bilgileri olmadığını, tanık …’nın bahse konu senedin imzaladığı senetle aynı içerikte olduğunu beyan ettiği ve imza karşılaştırması için gönderilen imza örnekleri ve belge aslının incelenmesi sonunda kriminalden gelen cevabi yazıda bahse konu imzanın …’nın olup olmadığı hususunda herhangi bir kanaat getirilemediği anlaşıldığından, şüpheli …’nın üzerine atılı özel belgede sahtecilik suçunu işlediğine dair kamu davası açmaya yeterli delil ve şüphe olmadığına kanaat getirildiğinden bahisle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmiş ise de; somut olayda, 14.04.2020 tarihli uzmanlık raporunda sadece şüpheliye ait mukayese imza örnekleri alınarak imza incelemesi yapıldığı ve bahse konu imzanın şüphelinin eli ürünü olup olmadığı hususunda herhangi bir kanaat beyanında bulunabilmenin mümkün olmadığının belirtildiği, müşteki vekili tarafından kovuşturmaya yer olmadığına ilişkin karara karşı itiraz edilirken dosyaya sunulan 20.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda, senedin üst tarafında gereğinden fazla boşluk bulunduğu, belge aslı üzerinde detaylı inceleme ile ancak belgenin muntazam düzenlenip düzenlenmediği hususunda görüş bildirilebileceği, müştekinin imza incelemesi sonucunda senet üzerindeki imza ile müştekinin mukayese imzaları arasında aynı el denecek kadar benzerlikler saptanamadığı şeklinde görüş bildirildiği, müşteki tarafından şüphelinin okuma yazma bilmediği, parmak basarak belgelere geçerlilik kazandırdığı iddiasına ilişkin dosya arasına sunulan 18.04.2016 tarihli vekaletnamede ve 08.03.2017 tarihli cevap dilekçesinde şüpheli tarafından parmak basılmış olduğu da nazara alındığında; şüpheliye ait önceki resmi kurumlar veya bankalar nezdinde bulunan imza örneklerinin temin edilip imza incelemesi yapılması gerektiği, senet aslı üzerinde herhangi bir tahrifat yapılıp yapılmadığının tespiti, başka bir belgeden üretilip üretilmediği veya orjinal olarak bu şekilde hazırlanıp hazırlanmadığı konusunda daha ileri bir tespit yapacak bilirkişiye verilip, olayı aydınlatmaya yarayacak gerekli araştırma yapılıp, belge üzerinde şayet değişiklik söz konusu ise sonradan olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınması ile sonucuna göre şüphelinin hukukî durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiği gözetilmeden, eksik soruşturma sonucu verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itiraz üzerine, soruşturmanın genişletilmesine karar verilmesi yerine, yazılı şekilde itirazın reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden” bahisle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 309. maddesi uyarınca, bozulması istenilmiş olmakla,
Dosya incelendi, gereği görüşüldü:
İncelenen dosya içeriğine göre; suça konu belge üzerindeki imzaların şikayetçi ve tanıklara ait olup olmadığının belirlenmesi ve belge üzerinde herhangi bir tahrifat yapılıp yapılmadığının tespit edilmesine ilişkin Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiği anlaşılmakla; kanun yararına bozma istemine atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce bu nedenle yerinde görüldüğünden, … Cumhuriyet Başsavcılığının 05.06.2020 tarihli 2020/3 Soruşturma ve 2020/143 Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair kararına karşı yapılan itirazın reddine ilişkin merci … Sulh Ceza Hakimliğinin 17.07.2020 tarih ve 2020/1022 Değişik İş sayılı kararının, 5271 sayılı CMK’nin 309. maddesi uyarınca BOZULMASINA; müteakip işlemlerin mahallinde takdir ve ifasına, dosyanın mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına İADESİNE, 27.09.2021 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.